Sümer Sanatı Özellikleri

Sümer Sanatı Özellikleri Hakkında Bilgiler

Sümer uygarlığının ilk beş yüz yılından günümüze kalan sanat ürünlerinin çoğu, tapınak yıkıntıları arasında bulunmuştur. Tunçtan yapılmış küçük hayvan yontuları, bu eski halkın madenleri bildiğini ve işlediğini kanıtlamaktadır. Sümerler ak taştan insan yontularını renkli taşlarla süslüyorlardı. Hayvan ve bitki kabartmalarıyla bezemedikleri taştan yapılmış kâseler, vazolar, şişeler, taslar ve kapları tapınaklarda kullanıyorlardı.
Sümerler İ.ö. 3000 dolaylarında Eski Hansoyu dönemi denilen ilk büyük çağlarına girdiler. Bu dönemde yontular, kent tanrısının tapınağı için yapılmaktaydı. Tanrı önünde ellerini göğüslerinde kenetlemiş yakaran insanların yontularıydı bunlar. Kimi yontulardaysa,insanlar ellerinde bir tas tutuyorlardı. Anlaşılan, tasın içinde tanrıya sunulan bir armağan vardı. Giysiler kalın ve dikti; giysinin altında bir insan bedeni bulunduğunu anlamak zordu. Sanatçının ustalığı daha çok yontunun başında yoğunlaşmıştı. Gözler iri ve patlaktı. Erkeklerin uzun sakalları kalın çizgilerle betimleniyordu. Saçlar uzun ve örgülüydü, ama kafalar genellikle saçsız olarak yapılıyordu.
Sümer yontularında yabancı ülkelerden getirilen taşlar kullanılmaktaydı. Mezopotamya’da taş pek azdı. Yontular daha çok sedefe benzeyen, yumuşak, parlak ve beyaz alçıtaşından yapılmaktaydı.
Bu dönemde yontular gittikçe daha ince ve canlı bir görünüm kazandı. Kaya parçalarını andıran giysilerin yerini daha doğal görünüşlü eteklikler aldı. Sakallar küçük bukleler biçiminde yapılmaya başlandı. Bu yontularda ağızın hafifçe yukarı kalkık oluşu yüzü daha canlı kılmaktadır.
Sümer sanatı ünlü kral Gudea’nın yönetimi sırasında doruğuna ulaşmıştır. Gudea ve ailesinin yontuları Sümer sanatının en yetkin örnekleri arasındadır. Gudea kimi yontularda oturmakta, kimi yontulardaysa ayakta durmaktadır. Gudea’ nın gövdesi ilk Sümer yontularında olduğu gibi iri bir kaya parçasını andırmaktadır. Ancak yontuların yüzlerinin kral Gudea’ya benzemesi için özel bir çaba da gösterilmiş olabilir.

SÜMER MİMARLIĞI
Mezopotamya’da taş ve kereste çok azdı. Yapılarda gereç olarak genellikle balçık ve saz kullanılırdı; evler, bataklıklardan toplanan sazlardan yapılırdı. Sazlar bazen büyük yığınlar halinde iki sıra olarak yerleştirilir, sonra tepeden birleştirilip sıkı sıkıya bağlanırdı. Bazı evlerse dikdörtgen biçimendeydi ve örülmüş sazlardan yapılmıştı. Sazdan evler çoğu zaman boydan boya balçıkla sıvanır, sonra da boyanırdı.
Bunlardan başka bir de tapınaklar vardı. Güneşte kurutulmuş balçık tuğlalardan yapılan bu tapınakların duvarlarınnın tepesinde platformlar ve yerden platformlara uzanan geniş merdivenler bulunuyordu. Duvarlar gene kerpiçten payandalara dayalıydı.
Sümer mimarları eski Mezopotamya mimarlığının temel biçimini oluşturacak bir tapınak biçimi geliştirmişlerdir. Ziggurat adı verilen bu yapı, kat kat yükselen bir “dağ” biçimindeydi. Katlar birbirine rampalarla bağlanıyordu ve en tepede kent tanrısının duvarla çevrili sunağı yer alıyordu. Bildiğimiz kadarıyla, ilk ziggurat Uruk kentinde yapıldı. Zigguratların kerpiç duvarları genellikle renk renk taşlarla, sedef kakmalarla, büyük resimlerle ve dövme bakırdan hayvan kabartmalarıyla bezemleniyordu. Yeni Sümer döneminde Ur kentinde ay tanrısı adına yapılan ziggurat ötekilerden daha iyi durumdadır. Çünkü Ur kentindeki zigguratı yapan mimarlar fırında pişirilmiş balçıktan yapılan kerpiçin güneşte kurutulmuş balçıktan yapılan kerpiçten daha dayanıklı olduğunu kavramışlardı. Ama gene de zigguratın tepesindeki sunaktan geriye hiç bir şey kalmamıştır.

Yorum yazın