Sonat nedir

SONAT i. (ital. sonata > fr. sonate). Müz.
XVIII. yy.dan sonra birinci kısmı belirli bir şekilde planlanmış, Uç veya dört bölümlü, bir veya iki çalgı için yazılmış besteyi belirten terim. || Sonat biçimi, çağdaş sonat biçimini uygulayan beste.

— ansikl. Başlangıçta sonat, şarkılı parçalara veya «kantatlara, klavye üzerinde çalınan veya «toccataalara karşıt olarak çalgılarla seslendirilen yani «sonare» ettirilen müzik parçaları için kullanılan bir terimdi; çok geçmeden sonat terimi, çalgı müziğinin tek bir biçimini belirtir oldu.

XVI. yy.da çalgılarla icra edilen ses polifonileri canzone da sonar’ların yerini Gab-rieli’nin beş veya sekiz çalgı için bestelediği sonat’lar aldı. Aynı şekilde lavtacılar da moda olan dans parçalarını çalgılarına uyarlamağa başladılar ve bunu yaparken belirli bir sıra izlediler: prelüd (ihtiyarî), allemande, courante, sarabanda, gig ve bunların arasına sokulabilecek olan gavot, furlana, passe-pied v.b. Bu müzik dizilerine sonat veya süit adı verilebilir. Mono-tematik bit biçim (bu biçime «üçerli» de denir) kendisini ancak XVII. yy. sonunda sonat biçimine kabul ettirmiştir: verilen bir ton üzerine (bu esas tondur) A temas’ı serilir; eksen değiştirerek gelişen tema, genellikle dominant veya bağdaş majör tona gider ve yeni tona eriştikten sonra, tekrar esas tona dönerek bölümü bitirmek üzere yeniden serilir; oysa süit biçiminde A teması esas tonda hiç bir zaman tekrarlanmaz. Bu tekniğin olgunlaşması için Pezel, Muffat, Couperin, E. Dall’Abaco, J.F. Rebel, Kuhnau, Corelli gibi bestecilerin yüzyıllık denemelerinden geçmesi gerekti. Daha sonra Leclair, Scarlatti, Bach ve Händel bu müzik biçimini mükemmelleştirdiler: org, klavsen, keman, viyolonsel v.b. için sonatlar yazarak şaheserler verdiler. Eski dans adlarının yerine allegro, adagio, presto terimlerinin kullanılması bu döneme rastlar. «Tek temalı» sonatın yanı sıra, XVIII. yy. bestecileri, bunların arasından özellikle İtalya’da Vivaldi, Tar-tini, Pasquini, Marcello, Fransa’da Mon-donville, Leclair, bunlardan başka Tele-mann, daha sonra Bach, Haydn, Mozart

XVII. yy. sonatını genişlettiler ve ona i-kinci bir esas tema katarak kesin gelişimini sağladılar. Böylece «iki temalı» sonat ortaya çıktı: esas tonda serilen A tema’-sı yeni bir tonaliteye yöneldiği sırada B tema’sı bu yeni tonda işittirilir; bu yeni ton genellikle dominant veya bağdaş majör ton olur; «geliştirme» geriye gelerek birinci temayı ikinci tema ile karşılaştırır; bundan sonra esas tona dönülür ve bu tonda A, sonra B tema’sı işittirilir. B tema’-sına büyük önem veren Beethoven, B temasını bir melodik cümle, ikinci canlı bir cümle, bir sonuç cümlesi ve bir koda olmak üzere dört unsurla işliyordu. Schumann, Chopin, Liszt, Brahms bu kaynaklardan yararlandılar ve ayrıca «çevrimsel» eğilimlerin ilk taslaklarını yazdılar; bunu da, eserin melodik çatısını kuvvetlendirerek ve eserin birliğini ortaya çıkararak C. Franck gerçekleştirdi. Ünlü keman sonatı, sonatta yeni bir dönem açmış ve Dukas, Debussy, Ravel gibi bestecilere yol göstermiştir. Tonsuzluk, çoktonluluk, çizgisel müzik yazısı, kontrapunto biçiminde yazı a-lanmda yapılan bütün çağdaş araştırmalar sonatın geleneksel mimarisini çökertti. Gerçekte sonat artık çağda; çalgı sanatının bütün kollarına girmiş bulunuyor: solocu çalgılar için yazılan eserlerde olduğu gibi üçlü, dörtlü, beşli, senfoni, konçerto, uvertürler de sonat kapsamına girer. (L)

Yorum yazın