Şehir Tiyatrosu Nedir

Şehir Tiyatrosu Nedir

Şehir Tiyatrosu, tam adı İstanbul büyük ŞEHİR BELEDİYESİ ŞEHİR TİYATROLARI, 1914-34 arasında darülbedayİ-İ osmanî ya da darül-bedayİ, 1934-76 arasında İstanbul şehîr tİyatrosu, 1976-84 arasında İstanbul bele-dİyesİ şehİr tİyatrolari, Türkiye’de çağdaş tiyatronun gelişmesine öncülük etmiş kuruluş. Etkinliklerini Harbiye’de Muhsin Er-tuğrul Tiyatrosu ile aynı yerdeki Cep Tiyatrosu’nda, Üsküdar’daki Musahipzade Celâl Tiyatrosu’nda, Kadıköy’deki Haldun Taner Tiyatrosu’nda ve Fatih’teki Reşat Nuri Güntekin Tiyatrosu’nda sürdürmektedir.

İstanbul’da belediyeye bağlı sürekli bir tiyatroya oyuncu yetiştirecek ve müzik eğitimi verecek bir okul oluşturulması düşüncesini benimseyen dönemin şehremini Cemil (Topuzlu) Paşa, 1914’te bu iş için Paris’ten ünlü tiyatro adamı André Antoine’ı(*) getirtti. Antoine, Darülbedayi adını alacak olan okulun kuruluş çalışmalarına başladıysa da, dört hafta sonra I. Dünya Savaşı’nın çıkması üzerine ülkesine geri döndü. Yarım kalan çalışmalar, o sırada Cemil Paşa’nın yerine şehreminliğe getirilen İsmet Bey’in desteklemesiyle sürdürüldü ve Antoine’ın yardımcılığını yapmış olan Reşat Rıdvan’ın çabalarıyla 14 Eylül 1914’te bir açılış töreni düzenlendi. 27 Ekim 1914’te de okul Saraç-hanebaşı’ndaki Letafet Apartmanı’nda resmen açıldı. Başlangıçta tiyatro ve müzik bölümlerinden oluşuyordu. Tiyatro bölümünde ders verenler arasında Mardiros Mınakyan, Ahmed Fehim, Halit Fahri (Ozansoy), Rıza Tevfik (Bölükbaşı) ve yardımcı öğretmen olarak Muhsin Ertuğrul vardı.

13 Ocak 1915’te Letafet Apartmam’nda izleyicilere ilk gösterisini sunan Darülbedayi, 20 Ocak 1916’da da Tepebaşı Dram Tiyatrosu’nda Hüseyin Suat’ın Émile Fabre’ dan uyarladığı Çürük Temel ile ilk profesyonel oyununu gerçekleştirdi. Bu oyunda sahneye çıkanlar arasında Roza Felekyan (1869-1952), Kınar Sıvacıyan (1876-1950), Muhsin Ertuğrul, Nurettin Şefkati (1866-1936), Ahmet Refet Muvahhit (1893-1927), İsmail Galip (Arcan) bulunuyordu.

Mart 1916’da mali güçlüklerden ötürü müzik bölümü kapatıldı. 2 Mart 1917’de, Halit Fahri’nin yazdığı ve Muhsin Er-tuğrul’un yönettiği Baykuş, Darülbedayi’ de sahnelenen ilk Türk oyunu oldu. Bu arada topluluğa Behzat (Butak), Hâzım (Körmükçü) ve Vasfi Rıza (Zobu) beyler katılmıştı. 1918’de Darülbedayi’ye ilk Müslüman Türk kız öğrenciler alındı. Bu öğrencilerden Afife Jale, sonradan Hüseyin Suat’ın Yamalar (1920) oyununda ilk Müslüman Türk kadını olarak sahneye çıktı. 1921’de belediye tarafından eğitim kurumu olmaktan çıkarılan Darülbedayi, çalışmalarını bundan sonra bir tiyatro topluluğu olarak sürdürdü.

Bu yıllarda yönetimdeki dağınıklığın yol açtığı sürtüşmelere parasızlığın da eklenmesiyle çeşitli oyuncular birkaç kez topluluktan ayrılıp tekrar geri dönmüşlerdi. Temmuz 1923’te düzenlenen ilk Anadolu turnesinde İzmir’e gidildi. Orada Mustafa Kemal’le (Atatürk) karşılaşan topluluk onun ve Ankara’da kurulan yeni hükümetin desteğini aldı. Bu sırada Şadi Fikret’in öncülüğünde bir grup oyuncu Darülbedayi’den ayrılarak Milli Sahne’yiÇ) kurmuştu. Bu topluluk da Ankara’daki ilk yerleşik tiyatro topluluğu oldu.

Darülbedayi Ocak 1924’te Şehzadebaşı’n-daki Ferah Tiyatrosu’nda yeniden çalışmalara başladı. Bu dönemde topluluğa Bedia Muvahhit, Cemal Sahir (Kehlibağcıoğlu), Neyyire Neyir gibi sanatçılar katıldılar. O yılın en önemli olayı Shakespeare’in Othello’sunun sahnelenmesiydi. Kısa bir süre sonra çıkan yeni anlaşmazlıklar Aralık 1924’te Darülbedayi’nin bir kez daha dağılmasına yol açtı. Ayrılan bazı oyuncular Türk tiyatrosunda önemli bir yeri olan Ferah Tiyatrosu’nu(*) kurdular.

1926’da İstanbul Belediyesi, Darülbedayi) nin yeniden kurulmasına karar verdi. Çalışmalar için Odeon Tiyatrosu (sonradan Lüks Sineması) kiralandı. Bu dönemde kadroya Kemal (Gürmen), Kemal (Küçük), Şaziye (Moral), Ercüment Behzat (Lav), Muammer (Karaca) gibi yeni oyuncular katıldı.

1927’nin en önemli tiyatro olayı Hamlet’in sahnelenmesi ve izleyicinin oyuna gösterdiği beklenmedik ilgi oldu. O yıl Darülbedayi’ nin yönetimine Muhsin Ertuğrul getirildi. Ertuğrul’un başlattığı disiplinli dönemde güldürüler, basit melodramlar ve uyarlamalar terk edilerek yabancı ve yerli yazarlardan nitelikli oyunlar sahnelenmeye başladı. Yeni turneler düzenlendi. 1930’da gerçekleştirilen bir yenilik de 15 Şubat’ta Darülbedayi adıyla bir tiyatro dergisinin yayımlanmaya başlamasıydı. Adı 1935’teki 60. sayısında Türk Tiyatrosu, 1980’deki 427. sayısında da Şehir Tiyatrosu olarak değiştirilen bu dergi halen (1990) yayımını sürdürmektedir.

1931’de İstanbul Belediyesi’nin Darülbe-dayi’yi ödenekli bir kurum haline getirmesiyle yeni bir dönem başladı. Aynı yıl bir Tiyatro Meslek Okulu açıldı. (Bu okulun iki yıl sonra Viyana Müzik ve Tiyatro Akademisi başkam Joseph Marx tarafından yeniden düzenlenmesiyle İstanbul Belediye Konservatuvarı’mn temeli atılmış oldu.) 1932’de oynanan Ekrem Reşit’in (Rey) Üç Saat operetinin ilgi çekmesi üzerine. Rey Kardeşler’den Lüküs Hayat (1933), Deli Dolu (1934) ve Saz-Caz (1935), Johann Strauss’tan Yarasa (1934), İsmail Galip Arcan-Mesut Cemil Tel’den Leyla ile Mecnun (1936) gibi başka operetlerle müzikli oyunların sahnelenmesi sürdürüldü. Bu uygulamaya dönemin aydınları karşı çıktıysa da, Semiha Berksoy gibi bazı sanatçılar bu operetlerle tanındı.

Ekim 1934’te adı İstanbul Şehir Tiyatro-su’na çevrilen kuruluş çalışmalarını, Dram ve Komedi bölümlerine ayrılarak sürdürdü. Dram Bölümü oyunlarını Tepebaşı’ndaki Dram Tiyatrosu’nda, Komedi Bölümü de hemen onun yanındaki Komedi Tiyatrosu’nda (eskiden Amfiteatr) sahneleniyordu. (Komedi Tiyatrosu 1956’da terk edildi, 1958’de de yıkılarak ortadan kalktı.) Ekim 1935’te Türkiye’de ilk kez çocuk oyunu sahnelendi. 1931- 46 arasındaki dönemde topluluğa Halide Pişkin, Avni Dilligil, Sami Ayanoğlu, Jeyan Mahfi Ayral gibi oyuncular katıldı.

II. Dünya Savaşı sırasında Şehir Tiyatrosu önemli izleyici kaybına uğradı. 1947’de yeni açılan Açık Hava Tiyatrosu’nda ilk oyun olarak Sophokles’ten Kral Oidipus sahnelendi. 1949’da Muhsin Ertuğrul’un görevinden ayrılması üzerine Şehir Tiyatrosu bir süre sanat yönetmeni olmadan çalışmalarım sürdürdü.

1952’de kurumun başyönetmenliğine Max Meinecke(*) getirildi. 1959’a değin süren bu yeni dönemde izleyicinin tiyatroya ilgisi artırılmaya çalışıldı. 1952’de Eminönü Bölümü, 1955’te de Yeni Komedi Tiyatrosu (sonradan İpek Sineması) açıldı.

Haziran 1959’da yeniden İstanbul Şehir Tiyatrosu’nun başına getirilen Muhsin Er-tuğrul 1966’ya değin bu görevi sürdürdü. Bu dönemde Engin Cezzar, Beklan Algan, Ayla Algan, Ergun Köknar, Asaf Çiyiltepe, Tunç Yalman, Nüvit Özdoğru, Zihni Küçümen, Genço Erkal, Çetin Ipekkaya, Duygu Sağıroğlu İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda çalıştılar. Muhsin Ertuğrul, “semt tiyatrolan” adıyla 1960’ta Süreyya Sineması’mn üst katında Kadıköy, 1961’de Fatih ve Üsküdar, 1965’te de bir okulun bodrumunda Zeytinburnu salonlarının açılmasını sağladı. 1961’de Rumelihisarı’nda yaz aylarında gösteriler düzenlenmeye başladı. Bir yandan da yeniden Türk yazarların oyunlarına ağırlık verildi. Muhsin Ertuğrul’un ayrılmak zorunda kaldığı 1966’dan 1970’e değin İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda önemli bir gelişme olmadı. 1970’te Sümerbank’a ait eski bir sergi salonu yeniden düzenlenerek Harbiye Tiyatrosu (bugün Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu) kuruldu. Yönetsel ve teknik birimler Tepebaşı Dram Tiyatrosu’ndan buraya taşındı. İstanbul’daki en eski tiyatrolardan biri olan Dram Tiyatrosu Kasım 1971’de çıkan bir yangında tümüyle harap oldu.

1970-74 arasında İstanbul Şehir Tiyatrosu’ nun başında bulunan Vasfi Rıza Zobu görevden ayrılınca, Muhsin Ertuğrul bir kez daha bu görevi üstlendi. Ama 1976’da yürürlüğe giren yeni yönetmeliği onaylamadığı için görevden çekildi. Yeni yönetmeliğin getirdiği “yerinden yönetim” düzenine göre kurumun her birimi, başında bir sanat yönetmeni bulunan ayrı bir tiyatroya dönüşüyor, kurumun adı da İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları oluyordu. Harbiye Şehir Tiyatrosu (bugün Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu), Tepebaşı Deneme Sahnesi Tiyatrosu, Fatih Şehir Tiyatrosu (bugün Reşat Nuri Güntekin Tiyatrosu) ve Kadıköy Şehir Ti-yatrosu’yla (Kadıköy Halk Eğitim Merkezi Salonu) 1977’de bunlara katılan Üsküdar Şehir Tiyatrosu’nda (bugün Musahipzade Celâl Tiyatrosu) “yerinden yönetim” düzenini sürdüren Beklan Algan, Ergin Orbey, Başar Sabuncu ve Hamit Akınlı 1978’de belediye başkanı Aytekin Kotil’le anlaşmazlığa düşerek ayrıldılar. 1978-80 arasında genel sanat yönetmenliğini Hayati Asılyazı-cı sürdürdü. 1978’de Gezici Tiyatro Ekibi adıyla İstanbul’un çeşitli semtlerinde, meydan ya da kahvehane gibi yerlerde etkinlik gösteren bir birim oluşturuldu. Dram Tiyatrosu’nun marangozhanesinin düzenlenmesiyle açılan Tepebaşı Deneme Sahnesi’nde oynanan Brecht’in Cesaret Ana ve Çocukları (1977) ve Peter Weiss’in Marat-Sade (1978), Fatih Şehir Tiyatrosu’nda sahnelenen Haşmet Zeybek’in Düğün ya da Davul (1975) oyunlarında yeni sahne teknikleri denendi.

Ekim 1980’de Vasfi Rıza Zobu’nun yeniden genel sanat yönetmenliğine getirilmesinden sonra birçok sanatçı ya görevine son verilerek ya da kendi isteğiyle kurumdan ayrıldı. 1980’de Kadıköy Şehir Tiyatrosu belediyenin ödenek ayırmaması sonucunda kapandı. 1984’te genel sanat yönetmenliğine Gencay Gürün’ün atanmasıyla Şehir Tiyatrolan’nda bazı yeniliklere gidildi. 1985’te gençliğe yönelik bir etkinlik olan Gençlik Tiyatrolan Şenliği başlatıldı. 1988’de Aristophanes’ten Kuşlar yeni bir yorumla müzikal olarak oynandı; 1989 yaz aylarında da Açık Hava Tiyatrosu’nda Andrew Lloyd Webber-Tim Rice’tan Evita müzikali sahnelendi. Şubat 1988’de Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’nun üst katında Cep Tiyatrosu, Mart 1989’da da Kadıköy’deki eski hal binasında Haldun Taner Tiyatrosu açıldı.

inişli çıkışlı geçmişine ve geçirdiği bütün dalgalanmalara karşın Şehir Tiyatroları her dönemde İstanbul kentinde önemli bir kültür hizmetini sürdürmüş, Türkiye’nin en uzun ömürlü ödenekli tiyatro kurumu olma özelliğini taşımıştır.

Yorum yazın