Pers Sanatı

Pers Sanatı ve Özellikleri Hakkında Bilgi

İ.ö. altıncı yüzyılın ortalarında Persler tüm Mezopotamya’yı ele geçirdiler. Pers İmparatorluğu en sonunda batıda Mısır ve Avrupa’ya, doğuda Hindistan’a kadar^yayıldı. Persler, herkese din özgürlüğü tanımış , İbranilerin Filistin’e dönmelerini sağlamış , bir alfabe bulmuş ve bazı basit aritmetik sistemleri geliştirmişlerdir.
Perslerin dini Zerdüştlük, tapınaklar yapmayı gerektirmiyordu. Tapınma törenleri açıklıkta, bir sunakta düzenleniyordu. Başlıca kral sarayları Sus ve Persepolis kentlerindeydi. Persler de saraylarını, eski Mezopotamya’da olduğu gibi kerpiçten setler ya da şekiller üzerine kurdular. Yapımına aşağı yukarı İ.ö. 520 yılında başlanılan Persepolis bu tür yükseltiler üzerine kurulmuştu. Taht odası ile kabul salonu son derece yüksek iki ayrı yapıdan oluşuyordu ve bu yapılar gerekenden çok daha fazla sayıda ağaç sütunlar üzerine inşa edilmişti, özenle işlenip boyanmış sütunların boğa ya da ejder kabartmalarıyla süslü çok iri başlıkları vardı. Mimarlar, eski Mezopotamya’da olduğu gibi, saray kapılarının iki yanına boğa ve insan başlı boğaların taştan yapılmış dev yontularını yerleştirmeyi unutmamışlardı. Sus kentinde, kalıba dökülmüş parlak kerpiçten yapılan ve sarayda duvar bezemleri olarak kullanılan aslan ve ejder kabartmaları İ.ö. dördüncü yüzyıl başlarından kalma yapıtlardır.
Perslerde, zeminden bağımsız yontuculuk hemen hiç bilinmiyordu. Yalnızca küçük bazı erkek başları yapmışlardır. Mısır’da bulunan bazı yontular da Pers kökenli olabilir. Ama kabartma yontulara,
yapıların dış yüzlerinde ve merdivenlerin iki yanında yükselen duvarlarda rastlanmaktadır. Kabartmaların çoğu genellikle baştan başa siyah renkli kireçtaşından yapılmaktaydı. Ama bu göz- alıcı taş bile birçok renge boyanıyor, kabartma üzerindeki bezemler ise altın kaplanıyordu.
Bu kabartmaları yaptırmak amacıyla Mısır’ dan ve öteki ülkelerden Persepolis’e ustalar getirtildi. Kabartmalarda yabancı etkileri yer yer göze çarpıyordu, ama gene de yabancı ustaların çalışmasının Persler tarafından sıkı sıkıya denetlendiği belli olmaktadır. Bu çok bezemli kabartmaların bazısında, kendisine armağanlar sunan yabancı elçileri kabul eden kral figürü işlenmiştir. Bazılarındaysa, kral bir şeytanla savaşmaktadır. Pers sanatı çok süslü bir sanattı, ama özgün bir sanat olduğu söylenemez.
İ.ö. 331’de Yunan fatihi Büyük İskender Pers İmparatorluğunu istila etti ve Persepolis sarayını yıktı. Perslerin yenilgisi, eski Yakın Doğu’daki büyük kültürlerin sonu; Yunanlıların yükselişi ise, çağdaş uygarlığın başlangıcı olmuştur.

Yorum yazın