Parnasse Okulu

Parnasse Okulu Hakkında Bilgiler

Fransa’da XIX. yy’da “sanat için sanat” anlayışından doğan ve pozitivist düşünceyle sanatçı düşüncenin bireşimini yapmaya çalışan edebiyat hareketi.

Parnasseçı öğretileri yaratacak olan “sanat için sanat” anlayışı; romantizmin bağrında doğdu. Parnasse okulu ozanları basit bir esin imgesi yerine çalışmanın savunulmasını^her türlü duyarlılığı yok eden soğukkanlı bir biçimin seçilmesini, daha büyük bir nesnelliğe uzanan betimleme titizliğini getirdiler.

SANAT İÇİN SANAT
Leconte de Lisle’in dışında Théodore Banville (1823-1891), Catulles Mendés (1841-1909), François Coppée (1842-1908), josé Maria de Heredia’ dan (1842-1905) [sonelerin yer aldığı ünlü Trophées’si 1893’te yayımlandı] oluşan bu yeni topluluğun ilk bildirgesi Théophile Gautier’ nin Mademoiselle de Maupin (1835) adlı yapıta yazdığı önsöz oldu. Théophile Gautier bu önsözde romantik yazarların yaklaşımından oldukça farklı bir sanat görüşünü savunuyordu: “Hiçbir şeye yaramayan, ancak gerçekten güzeldir; yararlı olan her şey çirkindir; çünkü bir gereksinmeyi karşılamaktadır…” Leconte de Lisle ise ilk şiir kitabı Poésies antiques’in (Antik Şiirler, 1852) önsözünde bu öneriyi daha bir yalın anlatımla ele alıp sistemleştirdi: “Kişisel temalar ve değişik kullanımları çok fazla yinelendi mi, dikkati dağıtır.” 1866’da Leconte de Lisle’in çevresinde ve Le Parnasse contemporain (Çağdaş Parnasse) adlı şiir derlemesinde bir araya gelen Coppée, Heredia, Verlaine, Villiers de L’Isle-Adam. Baudelaire, Sully Prudhomme (1839-1907) ve Mallarmé gibi ozanlar soğukkanlı bir güzelliğin ve katışıksız bir görkemin yüceltilmesini.derin araştırmaları ve geçmişe beğeniyle yaklaşmayı ortak özellikler olarak benimsediler. Théodore de Banville ise 1872’de Parnasse okulunun son kuramsal metni olan Traité de poésie française’i (Fransız Şiiri Üstüne İnceleme) yayımladı.

Romantizm ile simgecilik (sembolizm), arasında bir çeşit geçiş görevi üstlenmiş olan Parnasse akımının temel ilkeleri şu üç noktaya indirgenebilir: Biçimin yüceltilmesi (sanat için sanat) şiire gerçekçiliği sokma kaygısı (antil olanın, egzotik doğanın, dış gerçekliğin nesnel olarak betimlenmesi); biliır (Sully Prudhomme’un büyük bilimse şiirleri).

Baudelaire, Verlaine ve Mallarmé her ne kadar bir ara Parnasse okulunu bağlanmışlarsa da, kendilerini bu akımın dışında ozanlar olarak görmüşlerdir.

Günümüzde Parnasse okulu, bazı edebiyat tarihçileri tarafından bir ölçü de şiirsel bir başarısızlık olarak, Le conte de Lisle, Sully Prudhomme, He redia gibi Parnasse ustalarıysa akademik ozanlar olarak değerlendirilir.

LECONTE DE LİSLE

Fransız ozanı (La Réunion, 1818-Paris, 1894).

Parnasse okulunun önderi olan Le-conte de Lisle, çeşitli şiir kitapları (Poemes antiques [Antik Şiirler], 1852; Poemes Barbares (Barbar Şiirleri], 1862; Poemes tragiques [Trajik Şiirler], 1884) yayımladı ve Eski Yunan yazarlarının (Theokritos, Homeros, Sophokles, Euripides) yapıtlarını fransızcaya çevirdi. Şiir derlemelerinde, Eskiçağ’dan Ortaçağ’a kadar dinlerin ve uygarlıkların tarihini çizmeye çalıştı. Poemes antiques’te özellikle Hindistan’ı ve Eski Yunan’ın mitoloji dünyasını canlandırdı. Poemes barbares’daysa ilkel insanlık efsanelerinin yanı sıra, İbrani, Mısır, Müslüman, Kelt, Germen, İskandinav efsanelerini işledi.
Leconte de Lisle şiirlerinde çizdiği tabloları, doğanın çeşitli görünümlerinin betimlenmesiyle, özellikle de egzotik doğanın ve içinde yaşayan hayvanların betimlemeleriyle süsler. Ama bütün bu görünümler ozanda doğanın bağrında yok olma isteği yaratır: Yapıtlarındaki kötümserlik de buradan kaynaklanmaktadır.

Yorum yazın