Oya Nedir – Nasıl Yapılır

Oya Nedir – Nasıl Yapılır

Oya Nedir - Nasıl YapılırGenellikle iğne, tığ ve mekikle, daha çok ipek ibrişim kullanılarak yapılan ince iş.
Özellikle kadınların giyim eşyalarında, süs olarak kullanılan bu el işi ürünler konusunda bazı kuşkuları gidermek için öncelikle aralarındaki farklılığın belirtilmesi gerekir. Danteller, daha çok kumaş kenarlarına eklenen, ince ağ görünümlü ve geniş alan kaplayan bir dokudadırlar. Oyalarsa, gene el işi olmaları ve kumaş kenarlarına işlenmelerinin yanı sıra, üç boyutlu bir yapı özelliği gösterirler. Oyalar dantellerden farklı özgün el işi ürünlerdir. Oysa danteller daha çok birbirini izleyen ve yinelenen benzer motiflerden oluşur. Tüm bu farklılık-lan yanında oyalarla dantellerin benzer yönleri de pek çoktur. Bu benzerlikleri gerek yapılış biçimleri, gerek yapıldıkları araçların cinsi, gerekse yapımlarında kullanılan gereçler açısından ileri gelir. Dantel ve oyalar iğne, tığ, mekikle dokunabildikleri gibi makinelerde de yapılabilirler. Koza, boncuk ve yün ile dantel yapılmadığı halde bu araç ve gereçlerle yapılan oyalar vardır. Oyalar ya kumaş üstüne sonradan eklenir ya da oyanın örüldüğü ibrişim, vb’yle yapılmış bir zincir örgü üstüne, ilmik atma tekniğiyle eklenir. Bu teknikle tüm bitki motifleri, çiçekler, yapraklar, zaman zaman hiç değiştirilmeden, kimi zaman da üsluplaştırılarak işlenir.
Oyalar işlendikleri bölge ve zamana göre anlam taşıyan sanat ürünleridir.

İşlendikleri bölgelerde geçen bir olayın, oya ile dile getirilmesi olasılığı vardır. Bu olayların oya motiflerine yansımasına göre de oyalar değişik adlar alır (sözgelimi, “Sarayönü kavgası” adlı oya). Oya işleyenler, doğadaki canlı örneğin karşısına geçerek renk ve biçimleri gerçekçi bir üslupla işlerler. Bu tür oyalardan çok başardı olanlara genellikle yaratıcda-rının adı verilir (Bursa’da “Sütçü Emine’nin karanfili”, “Şahver Hanım’m kâkülü”, vb.).

Anadolu’da oyalar, süsledikleri eşyaların işlevi dışında, mesaj ileten bir araç olarak kullanılmıştır. Bu mesajlar, aile ile akrabalar arasında oyalarla iletildiği gibi, komşu ilişkilerinde de geçerlidir. Ayrıca, şölenlerdeki giysilerde yer alan oyalar, sevgi, kızgınlık gibi çeşitli ilişkilerin duygusal yanlarını ve toplumsal ilişkilerin iyi ya da kötü yönlerini de aktarmaya yarar. Anadolu’da ve Trakya’da bütün bir Türk ulusunun çok eski ve ortak bir anlatım aracı olan oyaların el sanatı olarak günümüzde de bir gelenek halinde sürüp gittiği gözlenmektedir. Oyaların dile getirdiği anlatımı, halkın yüzyıllardır kullandığı bir çeşit iletişim aracı saymak çok yerinde olur. Bu yolla gerçekleştirilen iletişim, sözle dışa vurulamayan duygulara açık bir anlatımını dile getirir. Toplum özellikle yuva kurmaktan başlayarak, kadın-erkek ilişkilerindeki dengeyi bu anlatım yoluyla kurmuştur.
Oya öbür dokuma sanatlarında olduğu gibi en canlı ve yaşamsal konular başkasına anlatmanın başarılı bir aracıdır. Bununla birlikte, oyalara asıl işlevi hiç kuşkusuz süslemektir Oya, dokuma alanındaki süsleme sanatları arasında günümüzde yaşa makta olan önemli bir daldır. Yapıldıkları çağın teknik ve gereçlerine göre değişiklik göstermelerine karşın oyaların süsleyici işlevleri sürmektedir. Gerek geleneksel açıdan, gerekse hediyelik ve turistik eşya olarak geçerliklerini sürdürmeyi başarmışlar dır. Günümüzde Anadolu’nun pek çok yerinde önemli sayıda ve yöresel özellikleri korumasını bilen oya üretin yerleri bulunmaktadır.

Oyalar günümüzde çeşitli kalınlıkta doğal ya da yapay liflerden hazırlanmış bükümlü ya da bükümsüz iplikler den, çeşitli araçlar kullanılarak oluşturulur. Bu araçların başında iğne gelir. Ayrıca tığ, mekik gibi araçlar da oya yapımında oldukça yaygın biçimde kullanılır.

Oya daha çok Anadolu kadınına özgü bir sanattır. Yapılan araştırmalar bu savın doğruluğunu ortaya koymaktadır. Ancak tarih içindeki yeri incelendiği zaman, oyalar ve aynı tekniğe bağlı olarak dantel gibi el sanatlarının İ.Ö. 3 bin yıllarına kadar uzandığı görülür. Eski Mısır, Babil, Asur kültür alanlarında görülen ürünler arasında ele geçen belgelerden anlaşıldığına göre, bu ürünler o dönemlerin dokuma sanatının örneklerindendir. Oya, zamanla hem yapım gereçleri, hem-de yapım teknikleri açısından çeşitli değişimler geçirerek gelişti ve boncuktan ipliğe, iplikten koza, bez, mum gibi gereçlerin kullanılmasına göre tığ oyaları, mekik oyalan, firkete oyaları ve en sanatsal değerde olan iğne oyalan gibi adlar aldı. Yalnızca süslemede, yani dekoratif amaçla kullanılan oyalar ‘dal’ ve ‘saksı’ oyaları olarak belirlenmiştir. Bunların yam sıra kadın ve erkek oyalan da ayrı ayrı değer ve geleneksel önem taşırlar. Erkek oyası denince, özellikle Ege’de efelerin poşularına işlenen oyalar söz konusu edilebilir. Buna göre de oyalarda, kullanım yerlerine göre bir ayırım daha yapılabilir. Baş oyaları, yemeni oyalan, krep oyalan, poşu oyaları, hotoz oyaları, taç oyaları bilinen başlıca oya kullanım türleridir.

Kullanım yaygınlığının yanı sıra, bir el sanatı olarak taşıdığı değer açısından oyalar, günümüzde iktisadi bir potansiyele de sahiptir. Gelişmiş gereç ve tekniklerin oya üretiminde rahatlıkla kullanılabilmesi, bu geleneksel el sanatının yeni örnekler yaratılarak sürdürülmesinde önemli rol oynar. Bu konuda üstünde dikkatle durulması gereken bir nokta, elde bulunan eski ve özgün oya örneklerinin iyi korunması ve değerlendirilmesidir.
Çünkü halkbilim ürünlerini bekleyen tehlikelerden biri, bunların zaman içinde değişime uğrayıp, giderek yozlaşmaları ya da başka toplumlara mal olmalarıdır. Oysa bir halk el sanatı olan oyaların, her bölgenin giyimiyle yakın bir ilişkisi vardır. Ayrıca oyalar, yaratıldıkları bölgenin geleneksel özelliklerini de yansıtırlar. Motiflerir iç çamaşırlarına uygulanışında sağlam boyalı iplikle işlenmeleri, bunların yıkanmayla bozulmamalarını sağlayan yerel ve geleneksel özelliklerdendir. Oyalann işlenmesi sırasmda, motiflerin diri, dik durması için bölgeden bölgeye görülen değişik yöntemlere başvurulur. Kimi yerlerde işleme ipliğine at kılı katılır; oya işlemede kullanılan ipek iplik daha sağlam ve kalıcıdır.

Özel adlarla anılan ve adları yurt çapında yaygın olan oya türleri vardır. Bunlardan “mecnun yuvası”, “ana güldüren”, “mektepli kızlar”, “çayır çimen”, “yar ardına baktıran”, “ışık penceresi”, “berber aynası”, “kolkola kızlar” gibi adlar taşıyan motifler, yerine göre bir bant ya da ensiz bir dantel görünümünde olabüir. Türlerde görülen bu zenginlik, özellikle eşler ya da sevgililer arasındaki ilişküerin sözsüz anlatımlarıdır. Yukarıda adı geçen örnekler kuşkusuz belli çevrelerde bilinen ya da yaygınlığı olan türlerdir. Ayrıca daha geniş çevrelere yayılmış olan oya motifleri de vardır. Bunlardan daha önce adı geçen “Sarayönü kavgası” motifi Bursalı efelerin kavgasını simgeler. Gene “Ali Paşa çınarı” adı verilen oya motifi de Bursa’nın bir semtinde Orhan Gazi zamanında dikilmiş en eski bir çınar ağacını anımsatmaktadır.

İğnelerle yapılan oyaların yaygın olarak giyim eşyalarında kullanılmasının yanında, dekoratif süs aracı biçiminde kullanılmasına seyrek de olsa raslanır. Saksı ve içindeki çiçeklerin iğne oyasıyla ortaya konması, bu el sanatının Anadolu’da kullanım düzeyinin ne boyutta olduğu konusunda bilgi verebilir. Ege bölgesinde büyüklü küçüklü yaprak ve çiçekler, kadınlarda olduğu gibi yerel giyimlerde erkekler arasında da kullanılmıştır. Oyaların biçimlerine ve renklerine bakarak Tire, Aydın, Denizli oyalarında olduğu gibi kimin, hangi yöreden olduğu kolayca anlaşılır.

Türkiye’de iğne oyalarının en ince ve ustaca yapılmış olanlarına Konya çevresinde raslanır. Konya oyaları teknik açıdan başka bir incelik gösterir. Ayrıca oyalarda yer alan çiçeklerin yapımında ve kapladıkları hacmin boyutlarında da değişiklik, ustalık göze çarpar.

Yorum yazın