Ortacağ Müziği Hakkında Bilgi

Ortacağ Müziği Hakkında Bilgi

Ortaçağda, Kilise büyük bir güce sahipti. İnsanlara neyi nasıl yapmaları gerektiğini kilise ortaya koyar, düzenler, okulları üniversiteleri yönetirdi. Ayrıca tüm zenginlikler de yine kilisenin tekelindeydi. Bu nedenle tüm sanatçılar ve el işçileri iş bulabilmek için kiliseye hizmet etmek zorundaydılar. Müzisyenler için de durum buydu. Kilise ayinlerinde çalınmak için müzik besteleyerek geçimlerini kazanıyorlardı. Ne varki, kilisenin bu kayıtsız koşulsuz egemenliği giderek etkisini yitirmeye başladı. Kilise papazları azizlerin yaşamlarını konu alan dinsel oyunlar yazarak insanları eğitmeye çalıştılar. Bu oyunlar önceleri yalnızca kiliselerde ve katedrallerde sahnelenirken, daha sonraları dışarıda da sahnelenmeye başlandı. Bu tiyatro türü, beraberinde müziğin de katkısını gerektiriyordu. önceleri dinsel amaca yönelik bu çalışmalar din dışı bir nitelik kazandı ve insanları eğlendirme amacına yöneldi. Ortaçağın din dışı müziğini yapan sanatçılara “Turbadorlar” adı verilmekteydi. Turbadorlar Güney Fransa’dan yola çıkıp,o şato senin bu şato benim dolaşan, gezginci saz ozanlarıydı. İşleri, şatolarındaki soyluları eğlendirmekti. Bu dönemin önemli turbadorları arasında VValther von der Vogelvveide, Tannhau- ser vardı. Feodalizmin yıkılmasıyla bu saz ozanları da ortadan çekildi. Artık toplumsal yaşamın merkezi, kentler ve kasabalar olmuştu. Bu yeni toplum biçimi sanatçılar için de yeni ufuklar yaratmıştı. Artık müzisyenler yalnızca şarkı ve or- ganumlarla yetinmiyor, yeni besteler yaratmaya çalışıyorlardı. Notanın bulunması da onların işini
bir hayli kolaylaştırmıştı. Bu dönemin en büyük bestecisi Guillaume de Machaut (1300-1377) idi. Çoğunlukla kilise müziği yaptıysa da din dışı müzik üzerinde de çalışmıştır. O ve o dönemin öteki müzisyenleri bu müziğe, Arts Nouveau- Yeni sanat- adını vermişlerdi. Böylelikle kendi yarattıkları bu müzik türünü, ars antiqua adını verdikleri önceki yüzyılın müziğinden ayırt etmek istiyorlardı.

Yorum yazın