Müzikte Nasyonalizm

Müzikte Nasyonalizm
XIX. yüzyıllara varıncaya kadar besteciler kendilerini Fransız, Alman, İtalyan, İngiliz diye ayırmıyorlardı. Kendi dönemlerinde egemen olan müzik türü ve stiline uygun besteler yapıyorlardı ve hangi ülkede rahat ederlerse oraya yerleşip çalışmalarını sürdürüyorlardı. Napolyon savaşlarıyla birlikte Avrupa’nın kurulu siyasal düzeni bozulmaya ve eski toplumsal yapı parçalanmaya başladıktan sonra, bir sanatçının kendi ülkesi için müzik yapması düşüncesi ortaya çıktı, örneğin İtalya’nın ulusal birliğini kurmaya çalıştığı günlerde Verdi’ ye yalnızca büyük bir sanatçı gözüyle değ i ,aynı zamanda ulusal bir kahraman gözüyle bakılıyordu. Wagner de Almanya’da büyük ve yeni Alman sanatının kurucusu olarak alkışlanıyordu. Ulusal bağımsızlıklarına kavuşmak için savaşım veren ülkelerde, yalnızca kendi ülkelerinin müziğini yapan ve yalnızca kendi ülkeleri için müzik yapan sanatçılar yetişmeye başladı. Chopin birçok yapıtını anayurdu Polonya’nın müziğinden esinleyerek yzırattı. Yüzyılın sonlarına doğru Bedrich Srnetana (1824 – 1884) ve Antonin Ovorak (1841 – 1904) anayurtları Bohemya için çalıştılar.
Bağımsızlık savaşımı vermeyen ülkelerde bile bu ulusçuluk akımı güç kazanıyordu. Rusya’da Mikhail Glinka (1804 – 1854) ya kadar hiç bir önemli besteci yetişmemişti. Glinka bütünüyle Rus üslubuyla iki opera besteledi. Bunlar;Çar’a göre Bir Yaşam, Rusların Vatanı ve Ludmilla adlı operalardır.
Ondan sonra çok yetenekli bir Rus besteciler kuşağı yetişti. Alexander Borodin (1833 – 1887) aslında bir eczacı olduğu halde Prens İgor adlı ünlü Opera’yı besteledi. Bu opera çok çekici Rus melodileri içeren bir müzik yapıtıdır. Nikolai- Rimsky Korsakov (1844 – 1908) çok yetenekli bir orkestra uygulayıcısıydı. Ünlü eseri, Şehra- zad adlı bir senfonik süittir. Korsakov bu süitin konusunu Binbir Gece Masalları’ndan almıştır. Modest Mussorgsky (1839 – 1881) müzik kariyerine, bir subayken başlamış olmakla birlikte, bu kuşak Rus bestecilerinin en yeteneklilerinden biridir. Boris Gudonov adlı operası büyük bir dramatik güce sahiptir. Ayrıca Bir Sergiden Görüntüler adlı piyano parçaları vardır.
Rus bestecileri arasında en çok sevilen sanatçı kuşkusuz Peter Tchaikovsky (1840 -1893) (Çaykovski) dir. Çaykovski’nin müziğinde hemen duyumsanabilen bir tutku ve dramatik etki vardır. Melodileri hemen akılda kalır. Hemen hemen her yapıtında uzun süre anımsanacak belirgin bir melodi vardır. Konsere gitme alışkanlığını Çaykovski çok geliştirmiş bir sanatçıdır. İnsanlar önünde çalmaktan hiç hoşlanmadığı ve içine kapanık bir insan olduğu halele, Avrupa’da birçok konserler vermek zorunda kaldı. Uyuyan Güzel ve Kuğu Gölü, Fındıkkıran gibi ünlü bale müzikleriyle de baleyi ilgi çeken bir sanat dalı haline getiren odur.
Bu dönemde Norveç’te dikkati çeken bir besteci ise Edvard Grieg (1843 – 1907) dir. Yurttaşı olan tiyatro yazarı Henrik İbsen’in Peer Gynt adlı oyunu için çok güzel bir müzik hazırlamıştır. Ayrıca “A Minör Piyano’Konçertosu da en güzel konçertolar arasında yer alır.
İspanyol sanatçı Manuel deFalla(1876- 1946) İspanyol danslarını opera ve bale müziği haline getirmiştir. Ünlü Ateş Dansı onun Büyücünün Aşkı balesinde yer alır.

Yorum yazın