Müzik tarihi

Müzik tarihi teriminden, insanların (müzikçi, besteci ve yorumcu), müzik kurum ve gösterilerinin, beste tekniğine giren unsurların (gam dereceleri, notalama, tekses ve armoni formülleri, müzik biçimleri), icra araçlarının (ses ve çalgı), tek tek veya gruplar halinde müzik eserlerinin tarihini inceleyen bilim dalı anlaşılır. Coğrafya yönünden bu bilim dalı bir medeniyeti, bir ülkeyi, bir bölgeyi, bir şehri, bir okulu ele alabilir. Kronoloji bakımından en eski kaynaklardan (eski yazıtlar, elyaz-maları v.b.) hareket edebileceği gibi, belirli bir dönemle de yetinebilir. Bir müzik biçimini, estetiği, bir besteciyi, bir çalgıyı da ele alabilir. Tarihî çalışmalara gelince, kimi doğrudan doğruya belgelerin araştırılmasına ve tenkidine (müzikoloji), kimi de ikinci elden belgelerin derlenmesine dayanır. İlkçağda Aristoksenes ve Plutarkhos, zaman zaman da Ortaçağ (Liege’li Jacobus) ve rönesans nazariyecileri (Glarean), XVII. yy. ansiklopedicileri (Fludd, Mersenne, Kircher), XVIII. yy. tarihçileri (Martini, Bumey, Laborde) tarafmdan müzik tarihi çalışmaları sayılabilecek çalışmalar yapılmıştı. XIX. yy. ortasında (Coussema-ker, Fétis) bir bilim dalı oldu, bazı fakültelerde ve konservatuvarlarda okutulmağa başlandı.

(Çeşitli ülkelerin müzikleri için kendi maddelerine bakınız.)

İlkçağ müziği hakkında, dağınık birkaç metin ve birkaç çalgı sayesinde bir fikir e-dinilmektedir. Teksesli ve lirik olan bu müzik, İlâhiler ve kasideler biçimindeydi. Fakat sadece teksesli olarak işlendiği de .kesinlikle ispatlanmış değildir. Hattâ polifoninin (çokseslilik) elli yıl önce öğretildiği gibi sadece batılılarm bir buluşu (X. yy.) olup olmadığı, hâlâ bir tartışma konusudur. Bazı ilkel veya medenî halkların da çoksesli müziği bildikleri ileri sürülebilir. Bu alanda müzik bilginlerinin çalışmalarına ancak müzik etnolojisi alanında yapılacak araştırmalar ışık tutabilir. Folklorun en önemli bölümünü meydana getiren halk müziğine, Ortaçağın başlangıcında (VI.-VIII. yy.) dinî teksesli müzik de katıldı. Bu gregoryen müzik, Fransa ve flaman ülkelerinde doğan ve dram sanatını meydana getiren dinî ve din dışı batı polifosinin temelidir. Aynı devirde o güne kadar halk oyunlarına ve danslarına eşlik eden çalgılar da notalı müzikte kullanılmağa başlandı ve XV. yy. ile XVI.* yy.dan itibaren gelişerek vokal polifoniye katıldı, XVII. yy.dan itibaren de bağımsızlıklarına kavuştu ve orkestra senfonisindeki bugünkü yerini aldı. O günden beri de dinî müzik, lirik müzik ve çalgı müziği, tasvirci müzik, pitoresk (veya programlı müzik) ve arı müzik arasında ayırım yapmak âdet oldu.

Yorum yazın