Müzik Nasıl Yapılır

Müzik Nasıl Yapılır

Müziğin geçmişi insanlık tarihi kadar eskidir. İnsanlar varlıklarını sürdürebilmek için giriştikleri üretim etkinliği sırasında bu eyleme bir ritm ve düzen sağlamak için birtakım sesler çıkartma alışkanlığı edinmişlerdi. Bu seslere örnek olarak balıkçıların, sulardan ağ çekerken çıkardıkları heyamol sesleri, sürek avı sırasında avı ürkütmek için çıkartılan düzenli sesler, tarla sürerken ya da harman sırasında söylenen ritmik ezgiler, annenin çocuğunu uyuturken söylediği ninniler gösterilebilir. O halde müziğin asıl kökeninin üretimde olduğunu söyleyebiliriz. Müziğin öteki sanat kollarından daha eski bir geçmişi olmasına karşın, ilkel toplumlardaki müzik türleri hakkındaki bilgilerimiz, örneğin resim, yontu gibi sanat kolları hakkındaki bilgilerimizden daha sınırlıdır. Bunun nedeni, müziğin başlangıçta yalnızca insan sesiyle ve birtakım ilkel aletlerle oluşturulan bir sanat olmasıdır. Resim ve yontu gibi görsel sanatların örnekleri daha kalıcı olmuş oysa müzik notanın bulunuşuna kadar pek iz bırakmamıştır.
Ancak insanların çok eski çağlarda bile müziği sevdiğini ve müzikle ilgilendiğini biliyoruz. Dinsel anlatılar olan mitoslarda, tanrıların kutsal şölenlerde nasıl lir çalıp kendilerinden geçtikleri anlatılır, özellikle Yunan mitologyasında Apollo’ nun lir ve flüt çalmadaki üstünlüğü, Pan gibi yarı tanrıların müzikteki ustalığı, Orpheus gibi bir ölümlünün, müzikteki aşkınlığı nedeniyle nasıl tanrılar katına yükseldiği öykülenir.
Müzikle ilgili yazılı kalıntılar Mısırlılar tarafından kullanılan bir çeşit notalama işaretleridir. Ayrıca duvar süslemelerinde de eski Mısırlıların çeşitli müzik aletleri kullandığı anlaşılmaktadır. Ancak bu müzik aletlerinin çıkardığı notaların bu eski insanlar tarafından nasıl düzenlendiğine dair elimizde hiç bir buluntu yoktur.

MÜZİK NASIL YAPILIR?
Müziğin belki de en gerçekçi tanımı seslerin düzenlenmesi olarak yapılabilir. Ses havada yayılan titreşimler ya da dalgalarla oluşur. Her müzik notası saniyede yayılan belli bir miktar ses dalgası sonucunda ortaya çıkar. Saniyedeki ses dalgası sayısının sıklığına frekans adını veriyoruz. Frekans arttıkça duyduğumuz notanın şiddeti yükselir, frekans azaldıkça notanın şiddeti azalır.
Müzik seslerini oluşturmanın üç yolu vardır: Bir nesneye vurmak, gergin bir teli çekip hızla bırakarak ya da o tele mızrap, tezene, pena gibi küçük bir aygıtla vurmak, bir boruyu üflemek. Her üç durumda da yapılan hareket havanın titreşmesine ve oluşan ses dalgalarının yayılmasına yol açar.
Müzikal seslerin çıkartılması için başvurulan bu Uç yol bizi müzik aletlerinin sınıflandırılmasına götürür. Üç tip müzik aleti vardır: a) Nefesli sazlar, b) Telli sazlar, c) Vuruşlu sazlar. 3u sınıflamanın hiçbirine girmeyen çok özel yapıda birkaç müzik aleti de vardır, örneğin piyano hem vuruşlu hem telli sazların yapısını bir arada içerir. Ayrıca çağımızın son müzik gelişmeleri de bu üç tipe girmeyen elektronik müzik aletlerinin yapımını sağlamıştır.
Yalnızca bir tek nota çalabileceğimiz bir müzik aleti, o nota ne kadar eşsiz bir güzellikte olsa da ilginç olamaz. Nota aralıklarını belirleyen bazı etkenler vardır ki, bunların ayarlanabilmesiyle farklı notalar elde edilebilir, örneğin, telli sazlarda notanın tizliğini belirleyen nitelikler telin uzunluğu, kalınlığı ve gerginliğidir. İnsanoğlu çağlar boyunca çok değişik türde ve nitelikte çok farklı sesler çıkartan müzik aletleri yapmıştır ama bütün bu aletlerin çıkardığı seslerden daha güzel ve daha etkileyicisini çıkartan tek varlık yine insanın kendisi olmuştur. İnsanın müzikal sesler çıkartması, soluk borusundaki ses tellerinin solukla titreşmesi sonucunda gerçekleşir. Soluk borusunun glotis adı verilen giriş bölümündeki bu ses telleri, esnek dokulardan oluşmuş olup, soluk borusu içinde yer alan kaslara bağlıdırlar. Kaslar gerilince ses telleri de bükülüp gevşerler. Ses tellerinin bu hareketi sonucu oluşan sesi hiç bir mekanik alet çıkartamaz.

Yorum yazın