Mayalarda Sanat

Mayalarda Sanat

Mayalarda Sanat

Mayalar, resim, heykel, dokumacılık ve çömlekçilik alanlarında çok ileriydiler. Resim sanatının en güzel örnekleri, Maya dilinde “boyalı duvar” anlamına gelen “Bonampak” kentinde bulunmuştur. Bu kentin özgün adı bilinmemektedir. 1946 yılında, araştırmacı ve fotoğrafçı Giles G. Healey, Usumacinta Vadisinin derinliklerinde üç odalı, üç kapılı bir yapı bulmuştur. Her duvarı resimlerle kaplanmış olan bu yapıda çeşitli konular işlenmiştir. Bunları şöyle sıralayabiliriz: çok şık giyimli rahipler, soylular ve onları izleyen hizmetçiler; görkemli bir savaş sahnesi, büyük törenler, çeşitli danslar ve insanların kurban edilişi. Bunlar, simgeler ve süslemeler olmaksızın, Maya yaşamını anlatan ilk örneklerdir. Bu parlak renkli resimler, kireçtaşından yapılma damın üzeri sürekli biçimde nemlendirmek ve sürekli damlatılmak suretiyle duvarlar üzerine koruyucu bir kireç katmanı kaplayarak, korunabilmiştir.
Yakın geçmişte, Uksmal ve Kabah yakınlarında küçük bir kent olan Multunçik’te de benzer duvar resimleri bulunmuştur. Bu resimler de belirli simgeleri değil, yaşamdan kesitleri konu almıştır.
Bir duvar resmine başlayan sanatçı, önce konunun kaba çizgilerini kırmızı çizgilerle belirlerdi. Sonra arka plandakileri boyar, daha sonra insanların giysilerinin ayrıntılarına geçerdi. Son olarak da çevresini siyahla çizmeye çalışırdı.
Sanatçılar, mineraller ve bitkilerden boya yapmakta çok ustalaşmışlardı. En çok kullanılan renk , Maya mavisi idi. Bu güzel mavinin nasıl elde edildiği kesin olarak bilinmemektedir, ancak bu tür mavinin mineralden elde edildiği sanılmaktadır. Mayalar; kırmızı ve pembeyi kızıl demir oksitten; sarıyı, kahverengiyi asfalt ve bi- tümden; siyahı da karbondan elde ederlerdi. Yeşili ise, mavi ve sarının karışımından elde ediyorlardı.
Tarihi daha eskiye dayanan kentlerde, taş oymacılık çok yaygındı. Bunlar genellikle stelaelar ve mihraplar biçiminde idi. Stelaelerin en uzunu 9.15 m. olan büyük taş dikitler üzerine insan figürleri ve hiyeroglif yazısıyla tarihler işlenmişti. Bunlar zamanı belirlerdi. Yirmi yılda bir; Katunların sonunda, yarı katunlarda (on yıl) ve kimi zaman katun sonlarında (beş yıl) yapılırlardı. Kızılderililer taş oyma üzerine çalışmadan önce, tahta stelaeler üzerine de tarihler işlemiş olabilirler. Ancak tahta yıllar geçtikçe çürüyeceği için böyle bir ize rastlanmamıştır. Buna karşın, tahta oyma kapı eşikleri bulunmuştur. Tahta oyma putlar ve masklara da rastlanmıştır.Oymacılık, genellikle sert bir tahta olarak bilinen sapodilla ağacı üzerine yapılırdı.
Daha sonra kurulan kentlerde, saray ve tapınakların duvarları ve basamaklarında taş oymalardan başka alçı kabartmalar da yer almaktadır. Hünerli ellerden çıkan kabartma heykel ve hiyeroglifler ayrıca canlı renklerle de boyanıyordu. jaina adasındaki mezarlıklarda, kilden yapılma; rahip, savaşçı ve çeşitli insan heykelcikleri bulunmuştur.
Bu kadar güzel çömleklerin, günümüzde çanak – çömlek yapımında kullanılan çarklar olmaksızın nasıl biçimlendirildiğine akıl erdirmek oldukça da güçtür. Maya sanatçıları, kili elleri ile yoğururlar, kopardıkları parçaları ellerinde yuvarlayarak biçimlendirirlerdi. Kilden yapılan parçalar arasında; üç ayaklı çanaklar, hayvan figürlerinden oluşmuş düdükler, tütsü şamdanları, yemek kapları, kavanozlar, vazolar ve tabaklar sayılabilir. Bu parçaların bazılan boyanır, üzerlerine oymalar yapılırdı, bazıları ise biçimlendirildikten sonra öylece bırakılırlardı. Daha sonraları kil figürler, kalıba dökülerek yapılmaya başlandı. Maya sanatçıları, ayrıca yeşim taşından takılar ve putlar da yaparlardı. Son dönemlerde ise bakır ve altın gibi madenler üzerinde çalışmaya başlanmıştı.
Mayalar, müziği ve dansı severlerdi. Ancak, dans ve müzik daha çok dinsel törenlerde yer alıyordu. Müzik, dualara eşlik etmek için çalınır, efsaneler canlandırılırken arka planda tutulmasına özen gösterilirdi. Mayalarda yaylı çalgılar yoktu. Sadece vurmalı ve üflemeli çalgılar kullanılırdı. Davullar, akla gelebilecek her boy ve biçimde,
içi oyulmuş ağaç kütüklerinden, kaplumbağa kabuklarından, hatta kilden yapılırdı. Ziller, çıngıraklı su kabakları ve kemikler gibi ritm çalgıları ya birbirine vurularak ya da sürülerek çalınırdı. İnsanlann bacak kemikleri de ritm ve melodi çalgıları olarak kullanılırdı. Sedeflerle süslü tahta ve kilden yapılma flütlerden tatlı sesler çıkardı. Müzik, dansa oranla ikincil bir yer tuttuğu için, melodik olmaktan çok ritmik bir özellik taşıyordu. İspanyol tarihçilerinin anlattıklarına göre falso yapan bir müzisyene çok ağır cezalar verilirdi. Sayısı zaman zaman yüzleri aşan dansçılar da uyum sağlamadıklarında cezalandırılırlardı. Erkek ve kadın oyuncular ender olarak birlikte oynarlardı. Dinsel dansların bazıları yağmur yağmasını sağlamak, bazıları avları, savaşları ve diğer güncel olayları canlandırmak için yapılırdı. Bonampak’daki duvar resimlerinden anlaşıldığı gibi, dansçılar en güzel giysilerini giyerlerdi. Uzunlukları 90 sm’yi bulan tüylerle bezenmiş başlıklarla savaş dansları yapmak hiç de kolay olmasa gerek.
Duvar resimleri ve kabartmalarda sık sık görülen Maya dokumalarından günümüze hiçbir örnek kalmamıştır. Ancak, Guatemala’da dokumacılık yüzyıllar öncesinde olduğu gibi, hâlâ yaygındır. Günümüzde yapılmakta olan güzel örnekler, eskileri ile yakın bir benzerlik içindedirler. Mayalar, pamuklarını kendileri yetiştirir, işler; boyalarını da kendileri yaparlardı.
İlginç sanat dallarından biri de; pamukla birlikte çeşitli renklerde tüylerin, dokunarak yapıldığı tüylü mozaiklerdi. Bu tüyler kimi zaman bir kordon üzerine bağlanır, kimi zaman da dokumanın üzerine yapıştırırdı. Değerleri çok yüksek olduğu için sadece rahipler, başkanlar ve önemli savaşçılar; kuetzal—tüylü mozaiklerle süslenebilirlerdi. Başlıklar, ceketler ve belden aşağılarına doladıkları kuşaklar; bu yeşil altın rengindeki kuş tüyünden yapılabiliyordu. Uzun sırıkların ucuna eklenen tüyler ise, yelpaze gibi, soyluları sinek ve sivrisineklerden korumak için kullanılırdı.
Maya heykellerinden anlaşıldığına göre, insan vücutlarına yapılan karmaşık dövmeler de ayrı bir sanat dalı oluşturuyordu. Deri üzeri dikkatle çizilerek kesilir, çeşitli renklerdeki boyalarla bu çizikler boyanırdı. Dövme yapılan yerdeki yaranın iyileşmesinin uzun zaman aldığı ve bu işlemin oldukça zor ve acılı olduğu anlaşılmaktadır.
Yüzün ya da vücudun çeşitli kıvrımlarına yapılan şekiller çok süslü, hatta sanatsal görünümlerde oluyordu.

Yorum yazın