Kuzey Avrupa’da Rönesans

KUZEY AVRUPA’DA RÖNESANS
Rönesans hareketi, İtalya dışındaki ülkelerin hepsinde yaşanmadığı gibi, yaşandığı ülkelerde de aynı etkileri doğurmamıştır. örneğin Fransa’ da Rönesans, yazın, mimari, resim ve bir ölçüde yontu alanlarında görüldüğü halde Almanya’da ve Hollanda’da yalnızca resim alanında kendini göstermiştir.
Fransa’ da mimarlık yapıtları, İtalya’da olduğu gibi dinsel yapıtlar, kiliseler olmamış, saraylar ve Şatolar olarak ortaya çıkmıştır. Bu dönemin çok ünlü mimarı Pier Lesko’dur. Yontuculukta önceleri İtalyan etkisi kendini duyurmuşsa da daha sonraları özgün yapıtlar yaratılmıştır. Almanya’da da İtalyan resim sanatı özellikle Alber Dürer’in kişiliğinde, Alman resmini etkilemiştir.
Kuzeyde Rönesans’ı başlatan sanatçılar arasında önemli bir ressamın adını anmadan geçemeyiz. Bu ressam Flaman asıllı Jan van Eyck’tir. Gotik sanattan Rönesans ın devrimci ruhuna geçişi ilk gerçekleştiren ressamlar arasında dikkati çeken Van Eyck’in resimlerinde sabırlı ve dikkatli bir doğa gözlemciliğine tanık oluyoruz.

Van Eyck, Floransalı ressamlar gibi, anatomiyle perspektif yasalarını kaynaştırıp yapmıyordu resimlerini. O bunun tersini yapıp, bütün tabloyu görünen dünyanın bir aynasına dönüştürünceye kadar, bir ayrıntıyı tablodaki bir ayrıntıyla karşılayarak, gerçeklik yanılsamasına ulaştı. Onun resimlerinde, çiçekler çiçeğe, giysiler giysiye, köpekler köpeğe benziyordu. Kuzeyde Rönesans’ın resim sanatında nasıl bir etki gösterdiğini anlamak istiyorsak Van Eyck’in bu özenli sabrının hakkını vermek zorundayız.
“Arnolfi’nin Evlenmesi” tablosunda, arka planda aynada, ressamla nikah tanıklarının belli belirsiz imgeleri seçilebilir. Belki de ressamdan bu anı sonrasızlaştırması istenmiştir. Bu tablo o kadar gerçeğin bir benzeridir ki, ressam tablonun bir köşesine “Johannes de Eyckfult hic” (Van Eyck de buradaydı) sözünü yazmıştır.
Van Eyck gerçekliği her ayrıntısıyla resme geçirebilmek için bilinen resim tekniklerinin ötesinde bir şeylere gerek olduğunun bilincine vararak, çalışmalara başladı. Bu çalışmalar sonucunda yağlıboyayı buldu. O güne kadar kullanılan tutkal boya (tempera) nın Jan Eykc’in renk perdeleri arasında söndürmeleri gerçekleştirmesine yetmediği anlaşılıyor.

Yorum yazın