Grek Heykel Sanatı – Antik Yunan Heykel Sanatı

Grek Heykel Sanatı – Antik Yunan Heykel Sanatı
Î.O. 600 yılları dolaylarında Grekler tarihin en büyük uygarlıklarından birini yaratmışlardır. Heykelcilik, Greklerin en fazla önem verdikleri ve geliştirdikleri sanat dalı olmuştur.
Greklerin “Her şeyin ölçüsü insandır” yolundaki düşünceleri, en açık ve kesin bir biçimde heykellerinde yansıtılmıştır. İnsan vücudu Grek yontusunun başlıca konusu olmuştur. İ.ö. 7. yüzyılın sonlarından başlayarak Grek heykelcileri, insan vücudunu daha iyi yansıtabilecekleri yöntemler geliştirmeye çalışmışlardır.
Grekler, Koüros ya da Apollo denen çıplak erkek vücudunu ayakta gösteren bir biçim yaratmışlardı ve bunu tanrıların ya da kahramanların heykellerini yapmakta kullanıyorlardı. Kore diye adlandırılan ve giysili olarak ayakta duran bir kadını gösteren biçim ise, genç kızların ya da tanrıçaların heykellerinde kullanılıyordu. Kanatlı kadın biçimi ya da Nike, yenginin simgesi olmuştur.
Grek heykelciliğinde İ.ö. 7. ve 4. yüzyıl sonlarına değin görülen büyük gelişmenin nedeni belki de Grek heykelcilerinin az sayıda soruna eğilmiş olmalarından kaynaklanıyordu. Soyut anlatımdan doğala, yalın biçimlerden gerçekçi biçimlere geçiş bu dönemde olmuştur. Bu heykellerde insanlar, doğal görünüm ve davranışlar içindedir.
Tarihçiler, genel olarak Grek sanatında ve özellikle Grek heykellerinde görülen gelişmeleri tanımlamak için belirli deyimler oluşturmuşlardır. İlk ya da Arkaik dönem İ.ö. 625’ten 480’e değin uzanan 150 yılı kapsar; İlk Klasik diye tanımlanan dönem İ.ö. 480’den 450’ye; Klasik dönem İ.ö. 450’den 400’e; İleri Klasik dönem ise İ.ö. 400’den 323’e değin uzanır. İ.ö. 323-146 yılları da Helenistik dönem olarak bilinmektedir.
Grek heykellerinin başlıca amacı tanrılara ve tanrıçalara duyulan saygıyı yansıtmak, onları onurlandırmaktı. Heykeller tapınaklara yerleştirilir ya da tapınağın bir bölümünü oluşturacak biçimde heykellerde. Grek tapınakları Grek tanrılarının imgelerini canlı tutmak için yapılmışlardı. Halk tapınağın içinde değil, dışında tapınırdı.
Grek uygarlığı ile birlikte heykeller da değişikliğe uğramıştır. Praxiteles’in Hermes yontusu, Polykleitos’un güçlü kuvvetli Mızrakçı adlı heykelinden daha ince yapılı ve zariftir. Halikarnas Mozolesi’ndeki betiler, Phidias’ın ağırbaşlı ve sakin heykellerinden daha sert ve daha çarpıcı duyguları yansıtırlar.
Helenistik dönemin heykel sanatçıları da insan vücuduna özellikle önem vermişlerdir, önceki dönemlerdeki Grek heykelcilerinin işlemiş oldukları konuları ele aldıklarında, dünyaları arasındaki farklılık çok güzel anlaşılır. Helenistik dönemde, çocukluktan yaşlılığa değin uzanan insan yaşamının evrelerine daha büyük bir ilgi duyulmuştur. Heykelciler konularını olabildiğince gerçekçi ve doğal bir biçimde yansıtmaya çalışmışlardır. Yaşlı ve hasta bir kadını çarşıdan eve dönerken ya da küçük bir çocuğu bir kazın boğazını sıkarken göstermişlerdir.
Grekler Romalılar tarafından yenilgiye uğratılmışlardı. Ama Helenistik stil yüzyıllarca yaşamını sürdürmüştür. Grek heykelciliğinin varlığını sürdürebilmesindeki en önemli etken, Romalıların bu heykellere karşı duydukları beğeni olmuştur. Roma Cumhuriyetinin ilk dönemlerinden başlayarak Romalılar, Grek sanat yapıtlarını ülkeye getirmişler, ünlü Grek yapıtlarının kopyalarını yaptırmışlar ve Grek heykelcilerine Roma’ya özgü konuları yapmaları için sipariş vermişlerdir.

Yorum yazın