Görsel sanatlarda son gelişmeler

Görsel sanatlarda son gelişmeler

1950’lerden bu yana görsel sanatlar çeşitlilik açısından benzeri görülmemiş bir niteliğe sahip oldu. O zamana kadar sanatın tanımlanması farklı etkinlik çeşitlerine göre yapılmamıştı,. Günümüz sanatının çeşitliliği, Gilbert ve George’un «Şarkı Söyleyen Heykelinden , dünyanın gıda sorununa çözüm olmak üzere Amerikalı sanatçı Newton Harrison’un düşündüğü minyatür balık çiftliğinden, Conrad Atkinson’un toplumsal adaletsizlikleri ve eşitsizlikleri yazılı ve görsel biçimde kaydetmesine kadar türlü çalışmaları kapsar. Bütün bunlar tek bir etmene bağlı olarak, ortaya çıktıkları yapı olan sanat galerisinde bir araya gelmektedirler.

Pek çok çağdaş avantgarde sanatçının toplumun çürümesinin nedeni olarak gördükleri sisteme karşı koymakla sanatları için elverişli bir ortam bulmaları ilk bakışta şaşırtıcıdır. Öte yandan sanat kendi varlığı üstüne sorular soracak bir noktaya kadar gelmiştir ve bu durum, bir bakıma, Batı uygarlığının kendisi hakkında duyduğu kuşkuların bir görüntüsüdür.

1970’lerin ortalarında görsel sanatların girdiği ikilemi anlayabilmek için yüzyılın başında soyut sanat öncülerinin karşılaştıkları sorunlara bakmak gerekir. Kazimir Maleviç (1878-1935) ve Vassili Kandinski (1866-1944) eğer soyutlama bağımsız bir anlatım aracı olarak gelişmişse, imgenin biçimsel işlenmesinin dış dünyayla, istenmeyen birliktelikler doğuracağını keşfetmişlerdi. Eğer soyutlama bir olanaksızlık ise, resim sanatı yanılsamacılığa geri dönüş yapmadan nasıl sürebilirdi?

Yapı ve Op Art

Konu eksikliği karşısında izleyiciyi doyurabilmek açısından Avrupalı sanatçılar çözüm olarak bazı ek ilgi alanlarını açma dü-şüncesindeydiler. Bu, yapının araştırılması biçiminde olabilirdi. Bu araştırmaların önemli kişisi İspanyol Antoni Tapies’di (1923- ). Bir başka çözüm yolu da, hareketin görünümünü veren modellerin yaratılmasıyla ilgilenen konstruktivist geleneğin bir koluydu. Op art olarak bilinen akımın en iyi örnekleri Bridget Riley’in (1931- ) «baş döndürücü- kompozis yonlarıdır.

Herhangi bir yanılsamaya o-lan güvensizlik, savaş sonrası sanatçılarının özelliği olduğu için gerçek hareketin sergilenmesine («kinetik sanat») duyulan eğilime şaşmamak gerekir. Bu yeni bir düşünce değildi; çünkü 1930′ ların başlarında Alexander Calder (1898 – ) renkli ve ince denge düzenleri üretiyordu

Hareketli Resim ve Yassi’ Yüzeyler

Sanatın ne olduğu konusunda daha köktenci düşünceler ABD’de-ki gelişmeler sırasında belirdi. Jackson Pollock’un (1912-1956) eylem halinde resimleri bir nesne olarak resmin o zamana kadar görülmemiş biçimde algılanmasına yol açtı. İzleyici, yalnızca ressam hesabına resimlerdeki heyecana katılmakla kalmıyor, aynı zamanda resimlerin «tüm» düzeni, daha önceki soyut ressamların yol açtıkları uzaysal yorumlama türünü de yadsıyordu. Resim sanatının güzel bir kız yada yüce bir ahlaki görüntü olarak değerlendirilmesi uzun süredir ortadan kalkmıştı. Şimdiyse, renkli ve düz bir yüzey olarak resmin varlığı, Kandinski’nin aradığı ruhsal arınmaların boyunduruğuna girmeden yaşıyor gibiydi.

Amerikalı önemli sanat eleştirmeni Clement Greenberg (1909) modern sanatın temel gelişmesinin, başka biçimlere ilişkin niteliklerden yoksun olan ayrı ayrı ortamlara doğru yöneldiğini söylüyordu. Greenberg’in özellikle desteklediği ressamlardan biri de Morris Louis’di (1912-1962). Louis’in resmin düz yüzeyliliği konusundaki tutumu öyle bir yere varmıştı ki, yüzeylerin iki boyutluluğunu altüst etmekten çok, tuvali renklere batırmayı yeğliyordu .

İki boyutlu bir resim oluştur mada uygulanan zekice bir yöntem de, Jasper Johns’un (1930- ) yaptığı gibi, bayraklar yada yuvarlak kalkan gibi yassı yüzeyler üstüne resim yapmaktı. Bir başku yöntem de, iki boyutlu bir görüntüyü kullanmaktı. Roy Lichtenstein’ın (1923 – ) canlı resimlerinde büyütülmüş gövdeler yada Andy Warhol’un (1930 – ) yaptığı -Altı Marilyn Resmi- uygulamaları buna örnektir. Bu çalışmaların ticari kaynakları, Richard Hamilton (1922- ) gibi, tutumlarını kullandıkları malzemeye göre tanımlayan İngiliz sanatçıları için de geçerli olan pop art teriminin yerleşmesine yol açtı .

Heykelcilikte Eğilimler

Resim gibi heykel de öncelik le kendisine dönük bir sanat biçimi haline gelmişti. Heykeli, insan figüründen yoksun kılmak için, heykelciler parlak sentetik renkler kullanma yoluna giderlerken, heykeli insanın dışına taşırdılar ve heykelin geleneksel bütüncül biçimini kırdılar . Minimalizm diye bilinen bir gelişme heykeli basit öğelerine indirgedi. Öyle ki izleyici yapıtın ana fiziksel niteliğini kavramaya zorlanıyor yada tümüyle ilgisini yitiriyordu.

Genellikle -formalizm- olarak bilinen geleneksel araçların kendi özgül sorunlarıya ilgilenmesi olgusu pek çok sanatçının bu sorunlardan uzaklaşmasına yol açtı.

Kapitalist toplumlarda sanatçının özgürlüğünün savunulması, sanatçının yalnız sanat sorunlarıyla ilgilenmesi açısından bir tuzak olarak görülebilir. Amerikan Soyut Resmi’nin soğuk savaşta bir propaganda aracı olarak kullanıldığının ileri sürülmesi bu tür bir kuşkudan doğmuştu. Bunun tersi olarak, piyasada rağbet gören sanat yapıtlarını yaratmaktan kaçınarak sanat dünyasının ticari niteliğinden kaçma çabasının doğurduğu bir biçim gelişti. Bu olgu, başka bir yere taşınamayan yapıtların varlığını açıklar

Yorum yazın