Eski Çağlarda Dans – Dansın Doğuşu

Eski Çağlarda Dans – Dansın Doğuşu

Dans vücudun, özellikle de ayakların ritmik hareketidir. İlk insan, tanrılara dileğini kabul ettirmek istediğinde sihirli hareketler ya da dinsel törenler düzenlerdi. Dinsel törenleri daha etkili kılmak için birçok insan bir araya gelir ve aynı ritmik hareketi durmadan yinelerdi. Kabilede doğum, ölüm, düğün, kız ve oğlan çocukların ergenlik yaşına ermeleri gibi önemli olaylar hep dansla kutlanırdı. Bugün bile Yeni Zelanda’daki Maeri’ ler geleneksel savaş dansı yapmaktadır. ABD’nin güneybatısındaki Pueble yerlileri ise, yağmur dansı geleneğini sürdürmektedirler. Yeni Gine kabilelerindeki insanlar da, erkek çocukları ergenlik yaşına ulaştığında dans ederler.

Eski Mısır, Yunanistan ve Roma’da dans, dinsel törenlerin önemli bir parçasıydı. Ama, insanlar başkalarını eğlendirmek ya da yalnızca kendi zevkleri için de dans ederlerdi.
Mısırlı rahipler, tapınaklarda halkın da katıldığı dinsel dans törenleri düzenlerdi. Firavun ya da hükümdar, tapınağın baş rahibi ilan edildiğinde dans ederdi. Ayrıca sarayında, konukları eğlendirmek için dansçı grupları tutardı. Dansın büyük bir bölümü akrobatik hareketlerden oluşurdu. Eski mezarlarda bulunan çeşitli dans eden insan figürleri bu bilgileri doğrulamaktadır.
Yunanlılar, dansın insanda aklın ve gövdenin tam bir uyumunu sağladığına inanırlardı. Çocuklar çok küçük yaşta dans eğitimi görürler ve böylece dinsel ve aile törenlerine katılabilirlerdi.
Yunanlı ozan Homeros, genç kızların ve delikanlıların neşeli danslarından söz eder. Yunanlılar düğün törenlerinde, üzüm toplama zamanında ya da eğlenmek için dans ederlerdi. Kadınlar, tanrılara sunuda bulunduklarında ağırbaşlı danslar yaparlardı. Şarap Tanrısı Diyonisos’a tapınan bazı kadınlar ise vahşi danslar yaparlardı.
V. yüzyılın başlarında Ispartalılar Frig dansını öğrendiler. Flüt eşliğinde yapılan savaş hareketleri, genç Ispartalıları savaşa hazırlayıcı nitelik taşıyordu. Nitekim büyük Yunan düşünürü Sokrates (i.ö. 470 – 399) en iyi dansçıların aynı zamanda en iyi savaşçılar olduğu görüşündedir.
Eski Romalılar, Yunan tanrılarını kabul ettiklerinde, bu tanrılar için yapılan dansları da olduğu gibi aldılar. Köleler ya da yabancı ülkelerden
gelen ücretli oyuncular savaş dansları yaparlardı. İki gruba ayrılan Romalı savaşçılar, kılıçlarla vurdukları kalkan sesleriyle ağır ritimli bir dans yaparlardı. Dansa koro müziği eşlik ederdi. Ayrıca, cenaze alayında da dans edilirdi.
İ.ö. 200’den sonraki dönemlerde iyi bir dansçı olmak modaydı. Büyük Romalı devlet adamı ve konuşmacı Çiçero (İ.ö. 106 – 43) ise, dansı hiç onaylamaz. “Aklı başında hiç kimse dans etmez” derdi. Yine de hali vakti yerinde her ailenin bir dans öğretmeni vardı.

Yorum yazın