Babil Sanatı Özellikleri

Babil Sanatı Özellikleri Hakkında Bilgiler

Sümer İmparatorluğu’nun yıkılışından sonra patlak veren savaşlar tam üç yüz yıl sürdü. Mezopotamya’daki kent-devletleri birbiriyle savaşa tutuştular ve barbar boylar Dicle – Fırat bölgesini istila ettiler. En sonunda Babil kentinin egemeni Hammurabi İ.Ö. on sekizinci yüzyılda Sümer ve Akat ülkelerini de boyunduruğu altına aldı ve savaşan kent – devletlerini kendi yönetiminde birleştirdi.
Hammurabi zamanında yapılan yontular daha önceki Mezopotamya’daki yontulardan daha canlıdır. Kazılar sonucunda bulunan baş yontularının büyük bir olasılıkla Kral Hammurabi’yi betimlediği sanılmaktadır. Bu yontularda kralın göz kapakları geniştir, kafasında bir başlık vardır ve sakallıdır. Gerçekte portre sanatı Mezopotamya’da çok sık rastlanan bir sanat türü değildi. Ama batıdaki Mısır’da kral portreleri yapılıyordu. Mısır sanatının Babil sanatını etkilemiş olması gerekir.
Hammurabi yasalarını, “stela” adı verilen büyük bir taş anıtın üzerine yazdırırdı. Bu taş anıtın yüzeyini dört eşit bölüme ayırırsak, yasaların aşağıdaki üç bölüme yazıldığını görürüz. En üstteki bölüme ise oturan bir tanrıyla karşısında duran Hammurabi’yi gösteren bir kabartma yapılırdı. Tanrıyla Kral Hammurabi’yi betimleyen bu kabartmaların amacı, taş anıta yazılı yasalara dinsel bir destek sağlamaktı.
Sümerler gibi Babilliler de yontularında,taşın yanı sıra tunç da kullanmışlardır. Birinci Hanso- yu döneminden kalma tunçtan bir yontuda diz çökmüş bir adam görülmektedir. Adamın yüzü altınla kaplıdır. Yontunun zeminindeki kabartma yazıtta Hammurabi olduğu sanılan krala uzun ömürler dilenmektedir. Günümüze dek varlığını koruyabilmiş öteki tunç yontulardan birindeyse arka ayakları üstüne kalkmış bir yaban keçisi sürüsü görüyoruz. Bir başkasında da üzerinde tanrıya adanmış bir yazıt bulunan bir koç kabartması göze çarpmaktadır.
Hammurabi’nin ölümünden sonra, doğudan gelen dağlı bir boy, Kasitler giderek Babil’e yerleşti. Birinci Hansoyu İ.Ö. 1600 yılında yıkılınca barbar Kasitler, Babil ülkesini ele geçirdiler. Kasitler,Babil kültürünü özümsemelerine karşın, pek fazla sanat ürünü vermemişlerdir. Dahası, önemli sayılabilecek hiç bir ürün yaratmadıkları bile söylenebilir.

BABİL MİMARLIĞI
Birinci Hansoyu dönemiyle Kasitler döneminden günümüze mimarlık ürünü olarak birkaç yıkıntıdan başka bir şey kalmadı. Bu dönemlerde;bir- çok Sümer yapısı yeniden düzenlenmiş ve yeni yapılarda da Sümerlerin mimarlık anlayışı örnek alınmıştır. Kasitlerin kral sarayı daha önceki yapıların çoğundan daha büyüktür. İ.Ö. 1450 dolaylarında Uruk’ta Ana Tanrıça tapımına bağlı olarak yeni bir tapınak yapılmıştır. Ancakjbu yapı bir ziggurat değil, dikdörtgen biçiminde küçük bir tapınaktır. Tapınağın dış yüzü boydan boya dev tanrıları betimleyen kerpiç kabartmalarla donatılmıştır.
Kasitler İ.Ö.1100 dolaylarında Asurlulara yenik düştüler. Babilliler İ.Ö. altıncı yüzyıla dek daha birçok saldırı ve istilaya uğradılar, birçok kez baskı ve boyunduruk altına girdiler. Ama sonunda; bir kez daha ayağa kalkmayı ve Babil’i eski dünyanın en yüce kentlerinden biri yapmayı başardılar.

Yorum yazın