Asur Sanatı Özellikleri

Asur Sanatı Özellikleri Hakkında Bilgiler

Hitit İmparatorluğu’nun çöküşünü izleyen yıllarda Asurlular giderek büyük bir imparatorluk kurdular. Asurluların dili, yasaları ve dini Babil’dleki- nin aynıydı. Ama Asurlular Babillilerden çok; daha acımasızdılar. Uygarlıkları temelde orduya dayanmaktaydı. Sanatlarıysa savaşa ve şiddete olan tutkularının bir yansımasıydı. Yapılan kazılarla Asur sanatına ilişkin ancak birkaç yontu bulunabilmiştir. Bunlardan biri ilk imparatorlardan II. Asurnasirpal’in yontusudur ve biçim bakımından Sümerlerin Eski Hansoyu döneminin yontularını andırmaktadır.
Asur yapılarında yer alan uzun ve dikdörtgen biçimindeki odalarda, iki, iki buçuk metre yüksektiğinde kireçtaşı parçalarına yapılmış kabartmalar göze çarpar. Kabartmalarda işlenen başlıca konu, savaş sahneleridir. Karmaşık ve ürkütücü işkence ve kıyım sahneleri, yabanıl hayvan figürleri;siyah, kırmızı ve sarı renklerle vurgulanmıştır.
Asur kabartmaları, bir daha ortaya çıkmamak üzere yitip gitmiş bir halkın kentlerini, kalelerini, giysilerini ve günlük yaşamını gözler önüne serer. Asurluların kullandıkları eşyalardan günümüze yalnızca küçük parçalar kalmıştır, ama bu kabartmalara bakarak onların ne tür eşyalar kullandıklarını anlamak olasıdır.
Asurlular ayrıca,insan başlı, beş bacaklı kocaman boğa kabartmaları yapmışlardır. Bu dev yaratıklar bütün saray kapılarının iki yanında her zaman görülür. Saray girişlerinde yer alan bu kabartmalarda bazen boğaların yanı sıra son derece iri insan figürlerine de rastlanır.
Asurlular, sandıkları, tahtaları, koltukları ve benzeri eşyaları fildişi kabartmalarla bezemlemişlerdir. Bu tür kabartmalar genellikle altınlâ kaplanır, üzerlerine renk renk cam ve taşlardan kakmalar işlenirdi. Yontularda daha çok bitkiler, gerçek ve düşsel hayvanlar, çalgıcılar, pencerede oturan kadın gibi figürler görülür.

ASUR MİMARLIĞI

Asur’un belli başlı kentleri Nemrut, Dur Şarrukin ve başkent Ninova’ydı. Kentleri,düşman saldırılarından korumak için eski bir göreneğe uyarak,surlarla çevirmişlerdi. Asur kentlerindeki yapılar kerpiçtendi ve Sümer yapılarına çok benziyordu. Yapılar çok yüksek olmamakla birlikte, geniş bir alan üzerine kurulmuşlardı ve çok sayıda odaları vardı.
Kent surlarından daha yüksek tek yapı ziggu- rattı. Asurlular,Dur Şarrukin kentinde bugünkü on iki katlı yapıların yüksekliğinde görkemli bir ziggurat yapmışlardı. Bu zigguratın her biri ayrı renkte yedi kattan oluştuğu sanılmaktadır.
Asurluların tüm önemli yapılarının gerek içinde, gerek dışında renk öğesinin tartışılmaz bir yeri vardı. Duvarlar çeşitli çizitlerde renk renk parlak kerpiçlerle bezemlenmişti. Kimi zaman dış duvarlara badana vurulur, iç duvarlar da fresko- larla süslenirdi. Yapının tavanı, taş dayanaklar üstüne oturtulmuş tahta sütunlar üzerinde duruyordu. İşte bu tahta sütunlar, parlak kerpiçler, taş kabartmalar çiçek ve hayvan figürleriyle bezenmiş freskoların karışımından doğan bileşim, bir an bile tekdüzeliğe düşmeksizin zengin ve etkileyici bir görünüm yaratmaktaydı.
İ.Ö. 640’ta Asur İmparatorluğu Orta Doğu bölgesinin büyük bir bölümünü elinde tutmaktaydı. Oysa bu tarihten otuz yıl kadar bir süre sonra koca imparatorluğun yerinde yeller esiyordu. İmparatorluk Kaideliler ve Medlerden oluşan ortak bir ordu, tarafından istila edilerek ortadan kaldırılmıştı.

Yorum yazın