Antik Yunan’da Müzik

Antik Yunan’da Müzik

Homeros, İ.ö. dokuzuncu yüzyılda ilyada ve Odysseia adlı büyük kahramanlık şiirlerini yazdığı sıralarda; Yunanistan da,görkemli bir uygarlık olma yolundaydı. Sümerler, Mısırlılar, Persler ve yörenin öteki halkları gibi Yunanlılar da genel olarak Ortadoğu’nun doğulu kültürünü paylaşıyorlardı. Krallara sunulan armağanlar, fetihler ve göçler en sonunda çeşitli ülkelerden müzikçi ve çalgıların bütün bölgeye yayılmasına yol açmıştı. Dolayısıyla, bu eski uygarlıkların müziklerinde birçok ortak özellik doğmuştu. Bu ortak özelliklerden biri, ezgi kalıplarıydı. Başka bir ortak yön ise, gerçek bir armoninin bulunmamasıydı. Eskiçağ müziğinde görülen bu özellik Avrupa’da çok daha sonraları, Ortaçağdan sonraki dönemde ortaya çıkacaktı. Eskidünyanın müziğinde ezgi ve ritmin çok önemli bir yeri vardı; bu özelliğe bugün bile Ortadoğu ve Hindistan’da rastlanmaktadır.
Yunanlılar, ezgi ve ritme o denli ilgi duyarlardı ki, bu konularda en yetkin kuramları onlar geliştirmiştir. Tiim ezgiler gamlara dayandığı için de Yunanlı bilim adamları çok geçmeden bu yönde çalışmalara giriştiler. Sözgelişi, büyük matematikçi Eukleides İ.ö. dördüncü yüzyılda bütün dikkate değer Yunan gamlarını tek bir sistemde ilk birleştirenlerden biri oldu. Bu gamların ya da genel deyimiyle makamların her biri yedi notadan oluşmaktaydı. Yunanlılar önce, beş notalı gamları yeğ tutmuşlardı; bunların en önemlisi, eski Mısır’daki arp gamı olan la-fa-mi-do-si’yi andırıyordu. Gerçekte, i.ö. ikinci yüzyılda Delp- hoi’daki Apollon tapınağında söylenen iki ünlü tanrı övgüsünün kimi bölümleri çok eskilere dayanan bu gam’la bestelenmişti. Tanrı Dionysos adına düzenlenen coşkulu ilkyaz şenliklerinde sık sık çalınan yaygın Yunan çalgısı avlos bir tür tiz sesli çifte obuadır ve ta İ.S. ikinci yüzyıla dek bu beş notalı gamla çalınmıştır.
Yedi notalı makamlarsa Dor, Frigya ve Lydia gibi Yunanistan’daki çeşitli boyların ve yerlerin adını aldılar. Bu makamların hepsini de bir ölçüde piyanonun beyaz tuşlarında çalmak olanaklıdır. Sözgelimi, do majör gamı Lydia makamına iyi bir örnek sayılabilir ve piyanodaki iki mi arasında yer alan bütün tuşlar Dor makamını verir. Hıristiyan Kilisesi de, ortaçağda,kendi müzik makamları için bu Yunan adlarını kullanmıştır.
Ruhbilimle yakından ilgilenen Yunanlılar, zihin ve beden sağlığının,değişik makam ve ritmler tarafından doğrudan doğruya etkilenebileceği inanandaydılar, örneğin, düşünür Aristoteles;in- sanları coşturmak için Frigya makamının, yatıştırmak için de Dor makamının kullanılabileceğini ileri sürüyordu. Bu düşüncelerin birçoğu Arka- dia’da, İsparta’da ve daha başka yerlerde çocukluk çağından başlayarak zorunlu olan müzik öğreniminde uygulamaya konulmuştur.
Yunanlıların en gözde çalgısı lirdi. Amatör çalgıcılar genellikle kaplumbağa kabuğundan yapılan hafif bir lir kullanırlardı. Profesyonel çalgıcılarsa tanrı Apollon’un en sevdiği çalgı olduğu söylenen ve daha ağır bir lir olan ünlü kitarayı çalarlardı. Besteciler, lir ezgilerini, her notanın alfabenin bir harfiyle belirtildiği özel bir müzik yazısıyla bestelerlerdi.
öteki eski budunlarda olduğu gibi,Yunanlılarda da şarkı çok yaygın bir müzik biçimiydi. Profesyonel solistlerin, özellikle de kendi şiirlerini okuyan ozanların, soylular arasında büyük bir saygınlığı vardı. Bazıları yüzlerce şarkıcıdan meydana gelen korolarsa çok daha büyük bir önem taşımaktaydı. Korolar hem tanrı övgüleri okurlar, hem de atletizm yarışmaları sırasında şarkılar söyleyerek ödüller alırlardı. Yunan tiyatrosunda bugünkü operadaki gibi korolar vardı. Bunlar oyun sırasında hem dans eder , hem oynarlardı. Koro başı gevşek bağlanmış özel sandalını ayağında çırparak tempo tutardı. Koro başının tempo tutması çalgıcılarla şarkıcılara büyük kolaylık sağlardı, çünkü,Yunan şiir ve müziğinde uzun ve kısa tempolardan oluşan karmaşık ritm kalıpları kullanılırdı.
Burada söz konusu ettiğimiz eski müzik, eski Avrupa üzerinde, özellikle de eski Avrupa’nın çalgılarında ve Hıristiyan Kilisesinin Gregoryen müziği üzerinde çeşitli izler bıraktı. Ne var ki, Avrupa en sonunda doğulu kökeninden uzaklaşmış ve kendi müzik anlayışlarını geliştirmiştir.

Yorum yazın