Antik Mısırda Müzik

Antik Mısırda Müzik

Eski Mısır uygarlığı, Sümer uygarlığından birkaç yüzyıl sonra; İ.ö. 4000 dolaylarında Nil Irmağı kıyılarında boy atıp filizlendi. Sümer ve Babil kralları gibi Mısır firavunlarının da profesyonel müzikçileri vardı. Bunlar genellikle gömüt resimlerinde ve yontularda daha çok tek başlarına değil, topluca çalgı çalarken, şarkı söylerken yada dans ederken görülürler. İ.ö. 2500 dolaylarının müzik topluluklarında Mısırlıların gözde çalgısı büyük arptan da birkaç tane bulunduğu sanılmaktadır. Bu topluluklarda sanırız birkaç flüt ve birbirine yapıştırılmış iki klarnetten oluşan çifte klarnet de vardı, ancak en önemli görev şarkıcılara düşmekteydi. Çünkü bu şarkıcılar müzik topluluğunun yönetimini de üstlenmişlerdi. Ne var ki, işleri bugünkü orkestra şeflerinden daha zordu, özel parmak, el ve kol devinimlerinden oluşan özel bir işaret diliyle yönetirlerdi topluluğu, örneğin, avuçlarını yukarı kaldırarak ya da başparmak ve işaret parmaklarıyla havada bir çember çizerek, çalgılara hangi ezgiyi hangi ritmle çalacaklarım belirtirlerdi. Benzer bir işaret dili Mısır ve Hindistan’da bugün hâlâ kullanılmaktadır.
Eski çağlarda krallar, birbirlerine armağan olarak çalgıcı ve şarkıcılar yollarlardı, i.ö. yirmi altıncı ve yirmi beşinci yüzyıllarda Mısır’ı doksan yıldan fazla bir zaman yöneten firavun II. Pepi’ye Kongo’dan armağan olarak usta Pigme dansçıları bile gönderilmiştir. Çok daha sonraları, Mısır birçok ülkeyi egemenliği altına aldığında, her yerden bu tür armağanlar yağmaya başlamıştır. İ.ö. 1500 dolaylarında, Mısırlıların Mezopotamya’yı ve güneybatı Asya’nın öteki bölgelerini ele geçirmelerinden sonra, bu yörelerden firavunlara yüzlerce çalgıcı kız ve çalgı gönderilmiştir. Yeni çalgılar arasında lir, uzun saplı lavta, çifte obua ve tef de bulunmaktaydı. Mısırlılarca kısa zamanda
benimsendiğine göre, bu kızların getirdiği müzik tarzı daha ilgi çekiciydi.
Eski Mısırlıların özgün ezgi ritmleri azdı. Ancak,Mısırlılar,arplarını eskiçağın ( ve günümüz Ja- ponyasının) en yaygın gamlarından birine göre akort ediyorlardı. ( Piyanoda la-fa-mi-do-si perdeleriyle gösterilebilecek beş— perdeli ya da beş — notalı gamlardan biriydi bu.) Ama Mısırlılar hiç kuşkusuz daha başka gamlar da kullanmışlardır. Sümer müziğinde olduğu gibi Mısır müziğinde de tekdüze bir armoni öğesi kullanılmaktaydı. Uyuşturucu bir etki yapan, tekdüze, sürekli bir sesten oluşan bu armoni öğesi her zaman müzik parçasının daha önemli bölümü sayılan ezginin ardı sıra bütünleyici bir öğe olarak çalınıyordu.
Mısırlıların öküz boynuzlu tanrıçası Hator adına düzenlenen şenliklerde, ortasından geçen çubuklar sarsılınca şıngırtıiı bir ses çıkaran bir tür çıngırak, sistrum çalınırdı. Gerçi bugün kimse tanrıça Hator’a tapınmıyor, ama,sistruma çok benzeyen bir çalgı Etiyopya’daki Kıpti kiliselerinde hâlâ kullanılıyor.

Yorum yazın