Zeka Geriliğinin Nedenleri

Zeka Geriliğinin Nedenleri

Bazı çocuklar doğuştan geri zekâlıdır. Kimi de ağır bir hastalık ya da kaza sonucu, doğal gelişme yeteneklerini yitirmişlerdir.
Nedenler ne olursa olsun, sonuç eksik gelişmiş ya da zarar görmüş bir beyindir.
Beyin, vücuttaki en önemli organdır. Kafatasında kemiklerle korunan beyin, merkezi sinir sistemini yönetir. Vücudun bütün bölümlerine iletiler gönderen ve alan bir “haberleşme merkezi”- dir. İnsan düşünce ve duygusunun kaynağıdır. Beynin bazı bölümleri solunumu, kalp atım hızını ve vücut ısısını denetler. Başka bölümleri vücut hareketlerini, duyuları, görme, duyma ve konuşmayı denetler. Eğer bu bölümlerden herhangi biri hasara uğrar, hastalanır ya da yeterince gelişmezse görme, duyma bozuklukları, körlük ya da sağırlık olabilir. Böyle bir insan kol ve bacak hareketlerinin yönetimini denetlemekte güçlük çekebilir, hatta felç olabilir.
En karmaşık beyin etkinlikleri düşünme ve duyudur. Beynin bu işlevleri denetleyen bir kesimdeki bozulma, kişinin uyum duyusunu (insanın zamandan ve bulunduğu yerden haberli olması) belleğini, yargı gücünü, heyecanını kontrolünü ya da değişikliklere uyumu etkileyebilir. Bundan başka, etkilenen kişi bir işi tamamlamakta ya da bir problemi çözmekte başarısızlığa uğramışsa yeniden denemekte güçlük’ çekebilir. Bu tür bir beyin zedelenmesi olan kişi,gerektiğinde bir işin altından kalkabilmek için yeni çareler bulmak yeteneğini göstermeyebilir.
Beyin zedelenmesinin birçok çeşidi ve derecesi vardır. Bunun bazı örneklerini ve nedenlerini görelim.

KROMOZOM BOZUKLUKLARI

Mongolizm belirtileri gösteren bir bebek hiç gördünüz mü? Mongolizm belirtileriyle doğan bir bebeğin kas kontrolü zayıftır, gözleri yukarı doğru çekik olur, küçük, yuvarlak bir kafası, küçük ve hafif kalkık bir burnu vardır, dili hafifçe dışarı çıkıktır. Bu bebekte kalp ve gözler genellikle zayıf, göğüs ve boğazın gelişme durumu da az ya da çok eksik olabilir. Kimi zaman da bu eksik gelişme durumu çok ağır sonuçlar doğurabilir.
Mongolizmin nedeni sıklıkla kromozomlardaki bir bozukluktan kaynaklanabilir. Kromozomlar, vücut hücrelerinin çekirdeklerinde (nükleus) bulunan küçük yapı birimleridir. Hücreler tüm canlıların yapı taşlarıdır. Herbir kromozom kendinden de küçük binlerce parçacıktan oluşur, bu parçacıklara gen adı verilir. Bir insanın kalıtsal tüm özelliklerini saptayan bu genler, örneğin tüm fiziksel özelliklerin de, daha doğuştan kaynağı ve nedenidirler.
Normal bir insan hücresinde yirmi üç çift, yani toplam kırk altı adet kromozom bulunur. Herbir çift, kendine özgü bir duruş biçimindedir. Her çift kromozomun birisi anadan, birisi de babadan alınmıştır. Tanımlama ve inceleme kolaylığı sağlamak amacıyla bu çiftler sıklıkla numaralandırılırlar.
Bir bebek normalin üstünde sayıda kromozom taşıyan hücre yapısıyla doğduğu takdirde, en az ölçülerde bile olsa, bir anormalliğin ortaya çıkacağı kesindir; gerizekâlılıkla sonuçlanan beyin bozukluğu bu anormalliğin başlıcaları arasındadır. Mongolizmle doğan bir bebekte genellikle kırk yedi kromozom bulunur. Yirmi üç çift kromozom yerine bu bebekte yirmi iki çift ve bir de üçlü kromozom grubu vardır. Anormal kromozom grubu çoğunlukla yirmi bir diye numaralandırılan kromozom çiftinin yerini almıştır. Bazı hallerde mongoloit olan bir bebeğin kırk sekiz kromozomu vardır. Bu takdirde, 21 ve 23 numaralı çiftlere fazladan birer kromozom takılmış demektir.

Bazen mongoloit bir bebek normal sayıda, kırk altı kromozomla doğar, ancak bu kez sorun ‘translokasyon’ yani yer değiştirme sorunudur. Bir ya da birden fazla kromozom parçacıkları yerlerinden çıkmışlardır. Oluşturmaları gereken sıranın dışına kayarak, yanlış bir kromozoma takılmış olabilirler, örneğin. Bu durum yine pek çok birbirinden farklı anormalliklerin belirmesine yol açar.
Gerizekâlılığa neden olan daha başka kromozomsal bozukluklar davardır. Criduchat (Kridüşa) adı verilen mongolizmde normal olan kırk altı kromozom vardır. Ancak çiftlerden birisinin genellikle 4 ya da 5 numaralı çiftin bir parçası kayıptır. Bu belirtide kafa normalden daha küçüktür, gözler gibi bazı organların normalden daha aralıklı olması dikkati çeker ve çocuk çoğunlukla ciddi biçimde zekâ geriliği gösterir. Cri-du-chat, “kedi bağırışı” anlamına gelen Fransızca bir deyimdir. Bu tür çocuklar kedileri andırır sesler çıkararak ağladığından, sendrom böyle adlandırılmıştır.
Bir başka kromozomsal bozukluk da Klinefelter belirtileridir. Bu tip mongolizm sadece erkek bebeklerde görülür. Klinefelter belirtide doğan bebeklerin testikülleri (üretimsel erkeklik organları) normalden çok küçüktür ve hiç bir zaman tam olarak gelişmez, işlevlerini tam olarak yerine getiremezler. Klinefelter mongolizmle doğan bir çocuğun 23 sayılı kromozom çiftinde fazladan bir kromozom bulunur. Bu çift genellikle cinsellik çifti diye de adlandırılır. Bu kromozomsal çift, çocuğun kız mı erkek mi olacağını belirleyen çifttir. Normal bir kız bebekte iki tane X biçimli kromozom vardır. Bunların herbiri ana- babanın birinden alınmıştır. Normal bir erkek bebekte bir tane X biçimli, bir tane de, Y biçimli kromozom vardır. X – kromozomu anneden, Y – kromozomu babadan alınmıştır. Klinefelter belirtili çocuklarda bu cinsellik belirleyici kromozom grubu XXY- biçimdedir. Böyle doğan erkek bebeklerin tümünde zekâ geriliği kesin olmasa da, genellikle Klinefelter mongolizmin belirtilerini taşıdıkları söylenebilir.

GEBELİKTE ANNENİN HASTALANMASI
Doğmamış çocuğun karşılaşabileceği büyük tehlikelerden biri de, gebe annenin hastalanmasıdır. Bu durumda en korkulan hastalık, bir virüsün neden olduğu kızamık hastalığıdır. Eğer anne, gebeliğin ilk üç ayı içinde kızamığa yakalanırsa, çocuğun geri zekâlı doğma olasılığı çok fazladır. Ayrıca bu hastalık sağırlığa, katarakt (gözün penceresi olarak kabul edilen merceklerin perde gibi örtülerek kısmi ya da tam körlüğe yol açması) hastalığına ve kalp bozukluklarına neden olur. Bazen çocuğun vişnemsi renkte bir lekeyle, ya da normalden küçük kafalı doğduğu da görülür.
Artık, insanlarda bu hastalığa karşı bağışıklık oluşturan bir kızamık aşısı bulunduğu için şanslı sayılırız. Ancak sürekli bir bağışıklık, sadece bu hastalığı geçirmekle kazanılır. Gebe kalmayı tasarlayan bir kadın eğer daha önceden bu hastalığı geçirmemişse, mutlaka aşı olmalıdır.

DOĞUM TRAVMASI (SARSINTI) VE RH FAKTÖRÜ
Bazen doğum sırasında beliren güç durumlar doğum bozukluklarına yani doğum sırasında bebeğin zedelenmesine ya da şok geçirmesine neden olabilir. Belki bebeğin ana rahmindeki durumundan dolayı doğum olayı normal sürenin çok üstüne çıkmış olabilir. Böyle bir bozukluk beyin zedelenmesine yol açabilir.
Doğumda genellikle bebeğin kafası çıkar önce. Ama bazen bir kol, ya da bacak kafanın yanında belirir ve bebeğin çıkışını güçleştirir, kafasının sıkışmasına neden olur. Bu da zaman zaman beyin zedelenmesi oluşturan bir etkendir.
İnsan kanında çoğunlukla Rh faktörü denilen bir madde bulunur. Çoğu insanın kanı Rh – pozi- tifdir, çünkü kanlarında Rh- faktörü vardır. Ancak annenin kanında Rh faktörü yoksa (yani annenin kanı Rh-negatif ise) ve fetusun (rahimdeki bebeğin) kanı Rh -pozitif ise, annenin kanında. Rh-antikorları, yani rahimde gelişmekte olan bebeğin kanına saldıran, savunma maddeleri oluşabilir.
Bu durumda bebeğin alyuvarları, kanın yayılan antikorları tarafından yok edilirler ve anemi (kansızlık) denen hal ortaya çıkar. Anemili çocuk çok zayıftır ve hastalıklara karşı dayanıksızdır. Bir Rh-faktörü durumu ayrıca sarılık hastalığına da neden olur. Sarılıkta biluribin adı verilen sarı bir madde bazı hallerde aşırı miktarda üretilip çocuğun beynine kadar yayılır ve orada ciddi hasara neden olur. Bebeği korumak ve zararlı etkenleri en aza indirgeyebilmek için, bebeğin kanının çoğunun hemen doğum ertesinde Rh-pozitif bir kanla değiştirilmesi gerekir.
Hekimlerin başka bir ciddi sorunu da gebe kadınların kullandığı ilaç ve benzeri maddelerdir. Fetus bazı ilâçlara anneden daha farklı tepkime gösterir. Bu nedenle hekimler kilo kaybetmek için alınan ilaçlarla, fazla miktarda vitamin hapı alınmasına karşıdırlar. Ayrıca doğmamış bebeğe
zararlı olduğu kanıtlanmış olan sigaranın ve alkollü içkilerin de kullanılmasını istemezler. Aspirin bile zararlı olabilir. Yeni doğmuş bir bebekte kan pıhtılaşmalarına ve başka bozukluklara neden olduğu bilinmektedir. Bazen bir ilaç tek başına zararlı etki gösterir; bazen belirli ilaçların birlikte kullanımı tehlikeli olur. Bu nedenle, gebe kadınlara son derece az ilaç almaları, sigara ve alkolü en aza indirmeleri önerilmektedir.
Sağlıklı bir gebelik için beslenmenin önemi büyüktür. Hekimler genellikle iyi-dengeli beslenme reçeteleriyle hem annenin, hem de çocuğun sağlıklı olması için gerekli tüm besinlerin alınmasını sağlarlar. Hekim özellikle annenin, gereksinimi olan tüm demir ve kalsiyumu almasına dikkat eder. Demir, çocuğun sağlıklı bir kan yapısına sahip olabilmesi için temel öğedir; kalsiyum güçlü kemik ve dişlerin oluşması için gereklidir.

ZEKÂ GERİLİĞİNE YOL AÇAN KALITSAL HASTALIKLAR

Çocuğun kalıtımla aldığı her özelliği taşıyan iki gen vardır. Biri anadan, biri de babadan alınmıştır. (Genlerin, kromozomları oluşturan parçacıklar olduğunu söylemiştik). Bir gen ya baskındır, ya da çekiniktir. Vücudun fenilalanin adlı maddeyi kullanabilmesini sağlayan gen, baskın olanıdır. Fenilalanin, bazı besin maddelerinde bulunan bir çeşit proteindir. Vücut bu proteini büyüme ve sağlığa katkı amaçlarıyla kullanır. Vücudun fenilalaninden yararlanmasını engelleyen gen ise çekinik gendir.
Eğer bir çocuk kalıtım yoluyla ana-babanın birinden baskın fenilalanin genini, ötekinden de çekinik olan, fenilalanin genini alırsa, normal ve sağlıklı olur. Çünkü denetim daima baskın genin egemenliğindedir.
Ama eğer fenilalanin kullanımı için anadan da, babadan da sadece çekinik karakterdeki genleri almışsa, çocuk fenilkctonüri (kısaltma adı FKÜ) adlı hastalığa yakalanır. Bu çocuğun ana ve babası,genlerinde çekinik karakterler taşıdıklarından habersizdirler, çünkü, kendi baskın genleri, onları bu FKÜ hastalığından korumuştur. Gerek ananın, gerekse babanın ailelerinde belki kuşaklardır bu hastalık görülmemiştir. Her zaman baskın karakterli gen çocuklara geçmiş ve denetimi o elinde tutmuştur.
Metabolizma sözcüğü bir insanı sağlıklı kılan ve tüm vücut işlevlerinin normal olarak sürmesini sağlayan etkinlikleri anlatan bir deyimdir. Bu deyim , örneğin, besin maddelerinin kana ve vücudun enerji ve büyüme için gerek duyduğu başka maddelere dönüşmesi olayını içerir. Eğer vücut metabolizmasında bir aksama ya da kalıtsal yolla geçen bir bozukluk varsa, pek çok ciddi durum ortaya çıkabilir.
Böyle ciddi bir duruma örnek olarak, yukarıda sözünü ettiğimiz FKÜ hastalığını gösterebiliriz. Bu kalıtsal durumda vücut, fenilalanini tirosin adlı maddeye dönüştüremez. Oysa tirosin vücudun normal hızda büyümesini mümkün kılmaktadır. Fenilalanin tirosin’e dönüşmeyince, vücut sıvılarında ve organlarında, örneğin beyinde birikerek zekâ geriliklerine neden olur. Aynı durum epilepsi (sara adı da verilen ve geçici türde bilinç kaybı nöbetleriyle beliren) hastalığının, egzama dediğimiz cilt kızarıklığı ve kaşıntısı hastalığının, derinin çok açık renkli olması ve kötü kokma hallerinin de nedenidir. Bu hastalığın tedavisi genellikle fenilalanin bulunmayan besinler yemekle mümkündür. Bu rejimin uygulanması da çok dikkatli ayarlanmalıdır. Çoğu hallerde, yeni doğmuş bebeklerde FKÜ testleri yapılması gerekir. Eğer tedaviye yeterince erken başlanabilirse (bebek iki aylık olmadan önce), hastalığın hiçbir zarar vermeden önüne geçilebilmektedir.
Zekâ gerililiğine yol açan bir başka metabolizma bozukluğu da galaktozemi’dir. Bu kalıtsal bozuklukla doğan bebeklerde, süt şekeri olan galaktozu sindirmelerini sağlayan enzim bulunmaz. Erken teşhis ve galaktozsuz bir beslenme rejimi çoğunlukla beyin zedelenmesi oluşmasının önüne geçer.

MÜTASYONLAR
Kalıtsal yolla geçmese de bazı hastalıklar yine kromozomsal bozukluklara bağlıdır. Bu bozukluklar ansızın oluşur. Ana-babadan hiçbirinin aile geçmişlerinde böyle bir bozukluğa rastlanmaz.
Ana-babası normal olduğu halde bir çocukta beliren kromozomsal değişikliklere mütasyon (Latincede değişmek anlamına gelen “mutare” sözcüğünden alınmıştır) denir. Bu değişiklik çoğunlukla zarar vericidir ve sıklıkla zekâ geriliklerine, gelişmemiş ya da zedelenmiş beyinden kaynaklanan başka anormalliklere neden olur.

ÇOCUKLUK HASTALIKLARI VE KAZALARI
Araba kazaları, düşmeler, kötü davranılmalar (dayak v.b.) gibi olayların neden olduğu kafa sarsıntıları sonucunda görülen beyin zedelenmeleri de zekâ geriliklerine yol açabilir. Aynı biçimde haşere öldürücüler ve bazı boyalarda bulunan kurşun gibi zehirli maddelerin yutulması da bu tür zedelenmeleri oluşturur. Çoğu hastalıklar, özellikle kısa sürede tedavisine başlanmayan ya da yeterince tedavi edilmeyenler zekâ gelişmesini yavaşlatabilirler. Bunların arasında en tehlikelileri, beynin ve omuriliğin iltihabı anlamına gelen menenjit, ağır bir verem nöbeti, akciğerlerin ya da öteki organların ağır enfeksiyonlarıdır. Süratle tedavisine başlanmayan kızamık ve başka virüs enfeksiyonlarının da sonuçları oldukça zarar vericidir.

Yorum yazın