Zeka Geriliğini Önleme

Zeka Geriliğini Önleme

Dünyanın pek çok ülkesinde, zekâ geriliklerini önleme yollarını inceleyen araştırmalar yapılmaktadır. Hekimler, evli çiftlerin çocuk sahibi olduklarında ne gibi sorunlarla karşılaşabileceklerini önceden saptayabilmenin yollarını arıyorlar. Bilim adamları da gebe kadınları, bebekleri ve çocukları zekâ geriliğine neden olabilecek kaza ve hastalıklardan daha iyi koruyabilecek yeni yol ve yöntemler araştırmaktadırlar. Çoğu kez, eğer hekim soruna erken tanı koyabilirse, zeka geriliğine yol açabilecek olan beyin zedelenmesi ödenebilmektedir.

KALITIMSAL DANIŞMA
Eğer bir erkeğin ya da kadının ailesinde zeka geriliğine neden olabilecek herhangi bir hastalık görülmüşse, çocuk sahibi olmaya karar vermeden önce daha ayrıntılı bir araştırma gereklidir. Bu tür hastalıklara örnek olarak daha önce sözünü ettiğimiz FKÜ hastalığıyla galaktozemi’yi sayabiliriz. Geleceğin ana-babaları, kalıtımsal danışma sayesinde çocukların zeka geriliği doğma olasılığını öğrenmiş olurlar. Eğer kalıtsal etken baskın bir gen ise, çekinik bir gene oranla daha büyük tehlike vardır. Bu, belirli bir genetik (kalıtsal) bozukluğu belirleyen genlerin annede de, babada da çekinik olmadığı haller için söz konusudur. Bu durumda kromozomal araştırmalar yapılabilir ve ananın ya da babanın kalıtsal olarak çocukları na geçebilecek türden herhangi bir tıbbi sorunu olup olmadığı anlaşılabilir. Bu araştırmalarla kalıtıma değil de mutasyona bağlı bozukluklar da ortaya çıkarılabilir. Eğer doğacak çocuğun geri zekâlı doğma olasılığı çok fazla ise ve buna rağmen ana-baba çocuk sahibi olmaya kararlıysalar, hiç değilse sonradan beklemedikleri bir genle karşılaşmamış olurlar.

AMNİYOSENTEZ
Bazı ana-babalar, ailelerinin geçmişleri konusunda tıp bakımından yeterli bilgiye sahip değillerdir ve doğacak çocuklarının zeka geriliğine neden olabilecek kalıtsal bir rahatsızlık taşıyıp taşımadığını merak ederler. Bu durumda hekimden “amniyosentez” diye bilinen bir test yapmasını isterler. Bu test genellikle gebeliğin ilk üç ayından sonra uygulanır. Karnın ve oradan da rahmin içine, içi oyuk bir iğne sokulur ve “amniyotik sıvı” nın birazı alınır. Bu fetus’un ana rahmi içinde yüzdüğü sıvıya verilen addır. Bazen annenin otuz beş yaşını geçtiği hallerde, amniyosentez yapılır, çünkü doğuracağı çocuğun mongolizmle doğma olasılığı çoktur.
Eğer ana-babadan birisinde zekâ geriliğine yol açacak kromozomal aksama ya da bir başka kalıtsal bozukluk olduğu biliniyorsa, sıklıkla amniyosentez uygulanır. Ve eğer gebe kadın bundan önce kromozomal bozukluğu olan bir çocuk doğurmuşsa, ana-babanın ikisinin de ailelerinde bu tür bir bozukluğa hiç rastlanılmamış olsa bile anneye bu testi yaptırması önerilir. Amniyotik sıvıdan alınan embriyo hücreleri üzerinde yapılan çalışmalar pek çok olası gelişmeyi önceden belirler.

GEBELİKTE ANNENİN BAKIMI

Gebelik sırasında kadının bakımından sorumlu olan hekim, rahimdeki bebeğe zarar verebilecek her türlü enfeksiyona karşı sürekli olarak tetikte bulunmak zorundadır. Metabolik güçlükleri olan gebe kadına özel bakım gösterilmesi gereklidir.
Tüm gebe kadınlara vitamin ve minarellerden yeterince zengin, sağlıklı ölçülerde yemek yemesi önerilir ve böylelikle bebeğin doğumdaki kilosunun normal olmasına çalışılır. Zekâ geriliği ve başka zorluklarla, normal kilonun altındaki doğumlar arasında ilişkiler saptanmıştır.
İlaç alınımı gebelikte en aza indirilir ve gelişmekte olan fetus’a zarar verebilecek hiçbir ilaç kullanılmaz. Gebe kadınların röntgeni çekilmez, çünkü radyasyon, mutasyonun nedenlerinden bilinen bir tanesidir.
Bazı hekimler ayrıca doğum sırasında anestezinin (hastanın uyutulmasının) da karşısındadırlar. Anestezi genellikle gebe kadının doğum acısını hafifletmek amacıyla uygulanan bir yöntemdir. Ancak bazen yeni doğmuş bebekte apne (solunum durması) ye neden olabilir. Eğer bebeğin beyni solunum yoluyla kendisine ulaşan oksijenden yoksun kalırsa, ani denecek kadar kısa bir sürede zedelenir. Eğer dört dakika ya da daha uzun bir süre oksijensiz kalırsa, bebek yaşasa bile “beyin ölümü” denilen bir durum ortaya çıkar. Ayrıca pek çok hekim, doğumu yaptıracak olan uzman gelinceye kadar “bebeği tutmaya” kalkışmanın ya da doğumu erkene almaya çalışmanın karşısındadır. Bu yöntemlerden ikisi de zararlı sonuçlar doğurabilir.

YENİ DOĞMUŞ BEBEĞİN KORUNMASI
Çoğu hastanelerde, hele doğum sırasında bir sorunun belirmesi tehlikesi varsa, bebek doğar doğmaz bir Apgar testi yapılması ve gerekiyorsa dört dakika sonra testin yinelenmesi uygulanan işlemler arasındadır. Bu test adını, bulucusu anestezyolog hekim (anestezik maddelerin hastaya uygulanması konusunda uzmanlaşmış hekim) Dr. Virginia Apgar’ın soyadından alınmıştır 55 . sayfadaki tabloda Apgar testinin nasıl değerlendirildiği görülmektedir.
Tabloda görüldüğü gibi, hekimlerin üzerinde durdukları beş belirti vardır. Bunlar kalp hızı (dakikadaki atım sayısı), solunum, kasların kasılma yeteneği (sıkılık, gevşeklik hali), bebeğin burun deliklerinden içeri küçük bir sonda sokulduğu zamanki tepkisi ve rengidir. En iyi sonuç 10 ile değerlendirilir ve normal, sağlıklı bir bebek anlamına gelir. 0 sonucunu veren değerlendirme, yaşam belirtisinin olmadığı anlamına gelir. Düşük bir değer bulgusu, çocuğun yaşama şansının zayıf olduğunu ya da zekâ geriliğiyle sonuçlanabilecek ciddi bir sorunun işareti sayılır. Bu test, bebek doğduğu zaman belirebilecek ağır durumları saptamada büyük önem taşır. Ancak yeni doğmuş bir bebek Apgar testi değerlendirmesine göre olumlu görünse bile, sonradan belirebilecek bozukluklar gene de zeka geriliğine neden olabilir.
Daha önce anlatıldığı gibi eğer anne Rh-negatif kan grubundaysa, bebeğin kanı ise Rh-pozitif ise, bebek anemik olarak doğacaktır. Annenin ü-rettiği antikor adlı maddeler bebeğin alyuvar hücrelerini yok edecektir. Bebeğin yaşamını kurtarmak ve geri zekâlılığın önüne geçebilmek için doğumun hemen ardından Rh-pozitif taze kanla bebeğin kanının değiştirilmesi gereklidir. Ayrıca doğumdan yetmiş iki saat sonra anneye Rhogam adı verilen bir aşı yapılır. Bu aşı annenin ilerideki gebeliklerinde zararlı antikorları üretmesini engellemiş olur.
Hekimler özellikle prematüre yani normal dokuz aylık gebelik süresinin bitiminden önceki doğumlarda zor durumlar olasılıklarını hesaba katarak çok dikkatli davranırlar. Bir defa, prematüre bebekler ilaçlara daha karşı duyarlı olurlar. Zaten kiloları az ve tam gelişmiş bebeklere oranla daha zayıf yapılı olduklarından, yaşama şanslarını arttırabilmek için özel bakıma gereksinim duyarlar. Yine bilinmektedir ki, prematüre bebeklerin zihinsel ve bedensel bozukluklarla doğma olasılıkları, tam dönem bebeklerine oranla daha çoktur.
İster prematüre, ister tam-dönem bebekleri olsun, tüm yeni doğmuş bebekler çok dikkatle muayene edilirler. Şu ana kadar sözü edilen aksaklıklara ek olarak hekimler “kretinizm” belirtilerini de ararlar. Bu hastalık, tiroid bezinin ürettiği tiroid hormonu noksanlığından meydana gelir. Yeni doğmuş bebekteki kretinizm belirtilerinden biri “mikrosefalizm” adı verilen normalden küçük kafa yapısıdır. Saçların kendine özgü ince telli bir görünümü vardır, saç başlama çizgisi alnın oldukça aşağılarındadır. Böyle çocuklarda zihinsel ve bedensel gelişme son derece yavaş olur. Bu hastalığın daha ileri boyutlarda zarar vermesini önlemek için hekimler tiroid hormonu tedavisi yaparlar.
Doğumda gözüken herhangi bir anormallik,nedeninin açıklığa kavuşması ve tedavi edilebilmesi
için dikkatle araştırılmalıdır. Enfeksiyona yakalanamaması için tüm önlemler alınmalıdır. Hastalık ya da kaza nedeniyle ortaya çıkacak her enfeksiyon ateşle ilerlediğinden, yüksek ısı beyne ulaşabilir ve beyni zedeleyebilir. Hekimin tedaviyi hemen başlatması bu tür zedelenmenin oluşmasını genellikle önleyebilir. İlk çocukluk hastalıkları da, zeka geriliğiyle sonuçlanabilir. Ciddi durumları önlemek için hemen tedavi edilmelidir. Kabakulak, su çiçeği ve kızamık gibi çoğu çocukluk hastalıkları uzun sürmez ve çocuğun sağlığı üzerinde kalıcı etkiler yapmaz. Ama ara-
sıra hastalık normalden çok daha ağırdır ve ciddi sorunlar yaratabilir.
Aşılar, çocukların çocuk felci, kızıl, çiçek ve boğmaca da içinde olmak üzere pek çok hastalıklara karşı bağışıklık kazanmasını sağlar. Ama her zaman yabancı bir virüsün neden olduğu hastalıklara yakalanma tehlikesi gene de vardır. Çocuğu belirli bir hastalığa karşı önceden aşılamak, hastalık ortaya çıkınca da hızla hemen tedavisine başlamak, hastalığın cinsi ne olursa olsun, onun zeka geriliği tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını önlemenin en iyi yollarıdır.

Yorum yazın