Üçüz Dördüz Beşiz Bebekler

Üçüz Dördüz Beşiz Bebekler

1934 yılının bir mayıs sabahıydı. Kanada’da, Elzire Dionne adında bir kadın doğum yapmaktaydı. Doktor henüz gelmemişti ve bir ebe doğuma yardımcı olmaktaydı. Ebe, bebeği bir battaniyeye sararak sıcak bîr yere yerleştirmişti. Tam bu sırada anne yerinde kıvranarak yeniden ebenin yardımını istedi; doğum bitmemişti, bir kız bebek daha dünyaya geliyordu, ikinci bebek, ilk doğanın bir eşiydi. Doktor geldiğinde, doğumun süreceğini anlamıştı. Nitekim üçüncü çocuk derken, dördüncüsü doğdu. Çok geçmeden de beşinci onları izledi. Hepsi de birbirine benziyordu. Tümü bir yumurtadan oluşmuştu.
O gün doğan çocukların beşi de, oldukça küçüktüler. En büyüğü 1,4 kg’dan, en küçüğü de 0.9 kg’dan az idi. Doktor, yaşayacakları konusunda çok kuşkuluydu. Bir iki haftalık olduklarında bile, bebeklerin ikisi sık sık morarıyordu. Bu, yeterli oksijen alamadıklarının bir belirtisiydi. Bu arada ünlerini dünyada duymayan kalmamıştı. Çocukluk dönemlerini, beşi de sağlıklı olarak geçirdiler. Bugün, beşizlerden üçü yaşamlarını sürdürmektedirler.
ikiden çok sayıda doğan çocuklardan en sık görüleni üçüzlerdir. Dördüzler az görülmektedir. Beşizler ise çok daha az görülen bir olaydır. Toronto Üniversitesinden Dr. Norman Ford’un bu konuda yaptığı bir araştırmaya göre, geçen üç yüz yılda ancak 53 beşiz doğumu olmuştur ve bu 53 beşizlerden yalnızca ikisi, özdeş beşizlerdir.
Altız doğumlar da ender görülen olaylardandır. Bunların dışında tıp tarihinde yedizli, sekizli ve dokuzlu doğumların olduğuna da rastlanmaktadır.
ikiden çok çocuğun oluşumuna, değişik koşullar neden olmaktadır. Kimi zaman, annenin, bir yerine üç ya da daha çok yumurta yumurtlaması ve bu yumurtaların her birinin bir spermle birleşmesi sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu durumda üçüzler ( ya da dördüz, beşiz) kardeş ikizler türünde, kardeş üçüzler olurlar. Kimi zaman, annenin yumurtalığından ayrılan iki yumurta, spermle birleşir ve sonra bunlardan biri bölünür. Böylece üçüzler oluşur, bunlardan ikisi özdeş ikiz, üçüncüsü ikizlerin kardeşi olur. Kimi zaman da bir yumurta üçe bölünerek, özdeş üçüzler oluşturur.
Acaba üçüz, dördüz ya da beşiz olmak nasıl bir şeydir? İnsan böyle bir olayın öyküsünü, gazete ve dergilerde okuyunca çocukların her gününün mutluluk ve eğlence içinde geçtiğini sanır.
Örneğin, Kanadalı beşizlerin doğduğu haberi ülkeye yayılınca, bebeklere her gün yüzlerce armağan yağdı. Gazeteciler, film yapımcıları evlerine koştular. Basında boy boy resimlerle tanıtılıp, öyküler, reklamlar için kullanıldılar. Onlara benzeyen yapma bebekler satışa çıkarıldı. Diş macunu, çocuk mamaları, süt, sabun gibi bir çok ürünün satışında adlarından yararlanıldı. İki yaşına geldiklerinde, yirmi milyon liraları olmuş, altı yaşlarına bastıklarında ise, bu servet 80 milyon TL’na ulaşmıştı.
Her an, herkesin gözü onlardaydı. Ancak II. Dünya Savaşı, herkesin gözlerinin başka bir yöne çevrilmesine neden olmuş ve beşizlere duyulan ilgi de giderek azalmıştı.
Daha sonra, 1954 yılında beşizlerden birinin, 1970 yılında da diğerinin ölümü kamuoyunda büyük bir üzüntü yaratmamıştı. Sağ kalanlara da, artık eskisi gibi ilgi gösterilmiyor.
Bu ilginin giderek azalmasında önemli etmenlerden biri de şuydu: Doktorlar, günümüzde çocuk sahibi olamayan kadınlara hormon tedavisi uygulamaktadırlar. Bu yöntemler sonucu, üçüz,
dördüz gibi çoklu doğumlar artmıştır. Eskiden çok az görülen bir olay, bugün bir ölçüde olağanlaşmıştır. Bu da, insanların bu tür doğumları kanıksamasına yol açmıştır.
Üçüz, dördüz ya da beşizlerle yapılan söyleşiler, onların da ikizler gibi sorunları olduğunu ortaya koymuştur. Şöyle ki, aynı ikizler gibi, onlar da, kendilerine ayrı birer kişi gözüyle bakılmasını istemektedirler. Sanki üçü bir kişiymişçesine kendilerinden “üçüzler”, “dördüzler” diye söz edilmesi, onların en çok yakındıkları bir konudur. Sevdikleri ya da sevmedikleri şeyler, dahası, düşünüş biçimleri aynı olabilmektedir ama buna karşın, her biri tek doğan kişiler gibi düşünülmeyi istememekte ve salt bu nedenle, birbirinden uzakta olmayı yeğlemektedirler.
Bu arada, tüm yaşamları boyunca birbirlerinden ayrılmayan ikizler, üçüzler de vardır. Anneleri onları bir örnek giydirmeyi bıraksa bile, kimileri yetişkinlik döneminde de bir örnek giyinmeyi sürdürmektedir. Ancak önemli olan, bu gün insanların onlara karşı tutumlarını değiştirmiş olmalarıdır. Kimse artık onlara olağandışı varlık gözüyle bakmamakta, seyirci çekmek için kullanmamaktadır. Onlar da, tek doğan çocuklar gibi, kendi yollarını artık kendileri çizmekte herkes gibi doğal yaşamlarını sürdürmektedirler.

Yorum yazın