Şizofreni Hastalığı

Şizofreni hastalığı nedir , Şizofreni hastalığı belirtileri nelerdir , Şizofreni tedavisi hakkında bilgiler.

ŞİZOFRENİ i. (yun. skhizein, yırtmak, bölmek ve phren, akıl > fr. schizophrénie’-den). Psikiyatr. Ruhsal fonksiyonların dağılıp ayrışmasıyle beliren daha çok gençlerde görülen akıl ve ruh hastalığı. (Bk. ANSiKL.) || Şizofreni öncesi, kesin olmamakla beraber, şizofreniye doğru gelişme gösteren psikoz öncesi durum. Bk. ANSİKL.

— ANSİKL. • Tarihçe. Şizofreni’nin ne zamandan beri inceleme konusu olduğu ve tanımlandığı nozoloji alanında tartışmalıdır. Geçen yüzyılın sonunda (1893-1899) Krae-pelin şizofreni için «erken bunama» terimini ortaya atarken yetişkinlerde görülen üç ayrı psikiyatrik tabloyu biraraya getiriyordu: hebefreni (Hecker), katatoni (Kahl-baum), paranoyit bunama (Kraepelin). Bu üç hastalığın bir olduğunu Kraepelin şu kanıtlara dayandırır: hepsinde aynı temel belirti, yani duyarsızlık hali vardır; bu hastalıklar aynı insanda birarada veya art arda görülür; hepsi bunamaya benzer bir sonuca ulaşır, yani ruhsal fonksiyonların dağılıp çözülmesiyle sonuçlanır. Daha sonra Zurich’li Bleuler (1911) asıl bozukluğun şizofreni, yani ruhsal fonksiyonların çözülmesi şeklinde bir düşünce bozukluğu olduğunu öne sürdü; ona göre bu bozukluk sonucunda hasta gerçeğe uyamaz, rüyaya benzer bir düşünme şekli ortaya çıkar ve içekapanışla sonuçlanır. Daha sonra Min-kovski gerçek ile olan bağın kopmasını bir duygusal bozukluğa bağladı; temel bozukluğun içekapanış, bundan dolayı ortaya çıkan ikinci bozukluğun şizofreni olduğunu ileri süren Bleuler’in fikrini tersine çevirdi. Bazı hekimler, erginlerde ve genç yetişkinlerde görülen bu çeşit hastalıkların büyük bir kısmını kapsamak üzere, şizofreninin çerçevesini son derece genişlettiler. Sebebi bilinmediği sürece şizofreninin nozolojisi hakkmdaki tartışmaların sonu gelmez.

• Şizofreninin sebepleri. Şizofreni’nin se bepleri hakkmdaki araştırmalar, başlıca i-ki yola girmiştir: biri, şizofreniye sebep olan organik (genetik veya biyolojik) etkenleri, diğeri ise psikodinamik (ruhsal -duygusal ve sosyolojik) etmenleri araştım.

• Genetik araştırmalar. Soydan geçme bir etmenin varlığı kabul edilmekteyse de nasıl geçtiği bilinmemektedir. Şizofreni hastalığı, genel nüfusa oranla şizofreni hastası bulunan ailelerde çok fazladır, ikizler üzerinde yapılan incelemeler, bir şizofrenden doğan tekyumurta ikizlerinin, ayrı yumurtadan olan ikizlere göre, daha büyük bir hastalanma ihtimali taşıdığını ortaya koymuştur. Gene yapılan araştırmalar bu hastaların ailelerinde, özellikle annelerinde, çeşitli ruhsal bozukluklara daha sık rastlandığım meydana çıkarmıştır.

• Biyolojik ve somatik (bedensel) araştırmalar. Bu araştırmalar, henüz izah edilemeyen bir karşılıklı bağıntı halini tespit imkânı vermiştir. Meselâ şizoyit zihin yapısına tekabül eden leptozom tip, şizofreni hastalığıyle bir bağıntı gösterir; bununla beraber, şizofrenlerin yüzde 50’si bu hastalığa yakalanmadan önce şizoyit şahsiyete sahip değildir. Fizyolojik araştırmaların sonuçları ise çoğunlukla olumsuzdur: elektro-an&efalogramda herhangi bir anormallik olmadığı gibi enzimlerde de bir bozukluk yoktur. Bununla beraber şizofrenide kimya tedavisinin (nöroleptikler) etki göstermemesi, şizofreninin biyokimyasal bir bozukluk olduğu görüşünün lehinde bir işarettir.
• Psikogenetik araştırmalar. Akıl bozukluklarının ruhsal sebeplere dayandığı varsayımından doğan bu araştırmalar, ilerde şizofren olması muhtemel çocukla annesi a-rasmda, «ben»in oluşması sırasında cereyan eden ilişkileri incelemeğe yönelmiştir. Gerçekten, bazı araştırıcılar, şizofreninin, kişisel gelişmenin çok eski bir dönemine, yani geriye doğru bir gidiş olduğunu düşünüyorlar; onlara göre bu gerilemenin sebebi, «ben»in çok nazik olması ve annenin, çocuğun oluşması sırasında (birinci yılın sonunda) duygusal bakımdan uygunsuz ve düşmanca bir davranış göstermesidir. Çocuğa en büyük darbeyi vuran davranış belki de, sevgi kılığına bürünmüş bilinçdışı bir düşmanlık duygusudur.

• Sosyolojik araştırmalar. Bu araştırmalar, sosyal yalnızlık ve sosyoekonomik seviye gibi etmenlerin rolü üstünde durmuştur. (Şizofreni, fakir muhitlerde çok daha sık görülür.)

• Klinik inceleme. Belirtileri son derece çeşitli olan şizofrenide başlıca iki özellik göze çarpar: Bir taraftan düşüncenin a-kışı duraklar, terslik, stereotipi, maniyerizm v.b. belirtiler ortaya çıkar ve tam bir ruhsal çözülme belirir; böylece hastanın düşüncesi, duygunluğu, tavrı ve artık ahenkli bir bütün teşkil etmez; uyumsuzluk meydana gelir; diğer taraftan, hasta dış dünya ile ilişiğini keser; bunun sonucu o-larak kayıtsızlık, ilgisizlik, hareketsizlik v.b. başgösterir. Bu bozukluklar daha başka belirtilerin katılmasıyle daha da artabilir: düzensiz hezeyanla birlikte zihin otomatizmi, katatoni v.b. ortaya çıkar. Şizofreni topluma karşı bir sürü harekete sebep o-lur; bu hareketler hastalığın başladığını gösteren işaretlerden biri olabilir.

• Tedavi. Vakaların çoğunda hastayı bir akıl hastahanesine yatırmak gerekir. Tedavinin en etkilisi, sismoterapi (elektroşok) veya ateş tedavisi ile birlikte veya tek başına uygulanan ensülin tedavisidir. Psikot-rop (yatıştırıcı, nöroplejik) ilâçların tedavi alanında kullanılmağa başlanması, şizofrenlerin tedavisini ve sakinleştirilmesini çok kolaylaştırmıştır. Tedavi edilenlerden toplum içine veya mesleklerine dönenlerin sayısı yüzde 25’i geçmez.

• Şizofreni öncesi. Bu dönemde birbiri arkasından gelen iki evre görülür.

önce şizoyit karakter gitgide belirli hale gelerek artar. Bu artma umursamazlık, pragmatizmden uzaklaşma, içe kapanıklığın ağırlaşması ile belli olur; aileye karşı bir düşmanlık baş gösterir. Bu evrede bazen hastalığın gelişmesi erginlik çağında tamamlanabilir.

Daha sonra, hastanın kişiliği gitgide nevrotik durumdan şizofreni durumuna geçer. Kişi hastalık sürecinin genişlemesine karşı nevrotik savunma mekanizmaları kullanır. Vakaların çoğunda, gizli şizofreni bu şekilde histeri görüntüsü alabilir (değişme belirtileri, katalepsi, sistematik amnezi) veya daha seyrek olarak, bir saplantı nevrozu yahut bir bunalım nevrozu şeklini alabilir.

Yorum yazın