Psikoterapi Nasıl Yapılır

Psikoterapi Nasıl Yapılır
Nevroz, psikoz gibi ruhsal hastalıkların tedavisi (ruhsal tedavi de denir). Psikoterapi en geniş anlamıyla ruhsal ya da bedensel düzensizliklerin, ruhsal olanaklardan yararlanılarak tedavi edilmesiyle ilgili yöntemleri ve bunların uygulanması sırasında hekim ile hasta arasında kurulan ilişkiyi kapsar.

Akıl hastalıklarının kaynağı sorunu üstünde bir görüş birliğine varılamamıştır. Söz konusu hastalıkların fiziksel ya da ruhsal bir kökeni mi vardır? Bu hastalıklar fizyolojik bir eksikliğin sonucu mudurlar ya da çözümlenmemiş bir ruhsal çatışmanın belirtisi midirler? Bu durumda akıl hastalıklarının tedavisi, tıpla psikoloji arasında anlamı belirsiz bir konumda yer alır. Dolayısıyla psikoterapi yöntemleri (psikiyatri tedavisinin temelini oluştururlar), öbür tedavi yöntemlerinin (yatıştırıcılar, elektroşoklar, vb.) fiziksel ve kimyasal etkileriyle karşıtlaşırlar. Bu anlamda psikanaliz, bir psikoterapi biçimidir.

Psikoterapinin konusunu, uygulama alanını tanımlamâk kolay değildir. Gerçekten de bazı bedensel bozukluklarda (psikosomatik hastalıklar, organik dayanağı olmayan işlevsel bozukluklar, psikosomatik durumlar) ve iyi belirlenmiş bir psikopatolojik görünümü olmayan bazı uyum sağlama (aile, okul ve evlilik, vb. ile ilgili) güçlüklerinde kullanılan bir tedavi yolu olduğundan psikoterapi, yalnızca akıl hastalıklarının tedavi alanıyla sınırlandırılamaz. Tersine, bütün akıl hastalıklarının bu yolla tedavisi de olası değildir (psikoterapi, nevrozlarda psikozlardan daha çok kullanılır). Bununla birlikte, psikoterapinin niteliği ne olursa olsun ruhsal çatışmadan kaynaklanan bütün bozuklukları konu edindiği söylenebilir.
Psikoterapinin amacı, kişinin içindeki ve kişiler arasındaki çatışmaları patolojik etkilerine karşı savaşmaktı: bu da kişinin kendisi ve çevresiyle iletişimindeki sistemlere etkiyerek bu çatışmaları hasta-hekim ilişkisi içinde düzenlemekle olur. Psikoterapi, olabildiğince normal ilişkili bir yaşama yeniden uyum sağlatmaya çaba harcar.

PSİKANALİZ ÖNCESİ TEKNİKLER

XVII. yy. boyunca iki tedavi yöntemi birbiriyle çatıştı: Bir yandan ahlaki psikoterapi (hekim hastasıyla, onu sağlıklı düşünmeye yöneltmek için konuşur); öte yandan büinçaltı olaylarım açığa çıkarıcı ipnozla telkin yöntemi. Bilindiği gibi, Breuer ve Freud isteri tedavisi için ipnoz tekniğini uygulamayla işe başladılar. Psikanaliz öncesi bazı teknikler günümüzde hâlâ bazı durumlarda kullanılmaktadır: İpnoz; narkoanaliz (barbitürik asit türevlerinin uyutucu etkisinden yararlanılır); vb.

PSİKANALİZ

Psikoterapideki yöntemler, freudcu psikanalizden kaynaklanır ve söz konusu psikanaliz yönteminin kuramsal temellerine dayanır. Bununla birlikte, psikanaliz bilinçdışı çatışmanın yorumlanması ve bu çatışmayı çözüme bağlamaya çalışan aktarma olgusundan ötürü bazı psikoterapi biçimleriyle çelişir.

ANALİTİK PSİKOTERAPİLER

Psikanaliz hastanın güncel huzursuzluklarının kaynaklandığı temel çatışmaya ulaşmak amacında olduğundan çok uzun süreli (normal olarak yıllarca sürebilir) bir tedavidir. Bu nedenle sorunlara çabuklukla ve verimli biçimde yanıt verebilmek için analitik psikoterapi yöntemleri (yani daha yalın ve daha dolaysız tedavi yollan için psikanalistler tarafından oluşturulan yöntemler) ortaya çıkarıldı. Ama bu yöntemler psikanalizle aynı derinlikte etki göstermezler: Bunlar, çatışmaların çözümünden çok, belirtilerin azaltılmasına yararlar. Gerçek anlamda nevroz kökenli hastalıklar psikoterapi yöntemleriyle pek de azaltı-lamazlar ve hastaların kendi kendilerine elde edeceği bilgi de derinlemesine değildir.
Hasta ve hekim arasındaki ilişki farklıdır: Psikanaliz az ya da çok yönlendirilen bir monolog, psikoterapiyse bir diyalogdur; psikanalist yalnızca yansız bir ekrandır; psikoterapistinse etkin, sevecen bir yaklaşımı söz konusudur. Psikoterapide oturma pozisyonu yatma pozisyonunun yerini alır: Uzman hastanın karşısına oturur; seanslar çok sık aralıklı değildir; ilgi, önce güncel çatışmalarda toplanır; çözümleme, aktarmada daha az odaklaşır.

Amacı sınırlı olan (bir güçlüğü aşmak, kaygı veren bir belirtiyi ortadan kaldırmak gibi) kısa süreli psikoterapi yöntemleri, uzun süreli psikoterapi yöntemleri (farklı aralıklı seanslarla) ve kişisel yaklaşımın, doğal grupların (aile, meslek) kullanımıyla ya da biyolojik nitelikli etkilerle (ilaçlar) bütünlendiği karmaşık psikoterapiler ayırt edilir.

Freud, psikanalizi, psikozluları iyileştiren bir yöntem olarak kabul etmez; ona göre psikanalizin başlıca aracı, nevrozlar dışında kullanılmayan aktarma (transfer) olayıdır. Oysa, bazı psikoterapi uzmanları sağlam temellere dayanmayan, kimilerine göre de yoğun bir ilişki olan bir psikoz aktarımım ortaya koymayı başardılar. Bundan sonra psikoterapi uzmanının varlığı, gücül olmaktan gerçeğe, yoksun bırakıcı olmaktan ödüllendirici olmaya (psikoterapi uzmanı, hastanın sorularını yanıtlar),kesintilikten sürekliliğe dönüşmelidir. İletişimde büyük güçlük yüzünden, psikoterapi uzmanı genellikle ruhsal çatışmaları, ancak
simgesel bir biçim altında iyileştirebilir.

YENİ YÖNTEMLER

Psikoterapide psikanalizle bağlantısı eskilere göre daha az olan bazı yeni yöntemler ortaya çıktı. Felsefe kökenli varoluşçu psikoterapi yöntemleri gerçek anlamdaki psikopatolojik mekanizmalardan çok kişinin bütünlüğünün incelenmesine dayanır. Bu yöntemlere bağlanan “karşı-psikiyatri” hastalık olgusunu yadsır: Hastaya normal nitelikli toplumsal değerleri zorla benimsetmeden, onu, kendi deneyimleriyle bağlantılı olarak anlamaya çalışır (Bkz. PSİKİYATRİ).

Bazı psikoterapi yöntemleri düşsel etkinliğe başvurur. Uzmanlar hastanın yaratıcılığını uyararak, fantazmaları-nı ortaya çıkarmasına ve bunlardan kurtulmasına çalışırlar: Uyanık düş halinin, sanatla (resim, edebiyat, vb.) tedavinin kullanılması. Aynı amaçla Moreno, hastanın çevresi (ailesel ve toplumsal) tarafından benimsetilen rolleri açığa çıkarması ve çocuğun kendiliğindenliğini yeniden bulmasını sağlamak için tiyatro doğaçlamasının psikoterapi nitelikli bir kullanımım ortaya koymuştur (Bkz. PSİKODRAM). Rogers’m “yönlendirici olmayan” psi-koterapisi hekime sürekli olarak nesnel bir davranış biçimini benimsettirir; hastayı kendi içine doğru itmeyi amaçlar, en küçük bir yorumlamaya gitmez ve hastanın kendi deneyimlerinin dile getirilmesini kolaylaştırmakla yetinir. Bu sistemli olanak müdahalede bulunmama durumu, benin kuvvetlendirilmesine yöneliktir.

Kolektif psikoterapi de günümüzde büyük ölçüde geliştirilmiştir. Sosyoterapi (toplumsal tedavi) ya da kuramlarla ilgili tedavi yöntemleri, kurulmuş gruplarda (atölye, huzurevi, vb.) gerçekleştirilir.

Yorum yazın