Organ Nakli Nedir Nasıl Yapılır

Organ Nakli Nedir – Organ Nakli Nasıl Yapılır

Kolu tehlikeli bir biçimde yanmış olan bir çocuk hastaneye kaldırılır. Kol derisi yanıklar nedeniyle aşırı derecede tahrip olmuştur ve iyileşme ümidi yoktur. Bir cerrah, çocuğun bacağından sağlıklı bir deri parçası keser ve bu deriyi kolun yanık yerine yapıştırır. Sağlıklı deri yanık derinin üzerini örter ve kol iyileşir. Yukarıda sözü edilen olay bir doku nakli örneğidir.
Kazada kan kaybeden bir kimseye hemen kan verilmezse, bu kişi kan kaybından ölebilir. Bu nedenle kan kaybeden yaralılara kan nakli yapılır. Hastanelerde, kan bankası denilen kan depoları vardır. Kan bankalarına gönüllüler kan verirler. Kan nakli de bir türlü nakil işlemidir.
Doğuştan kör olan bir genç kızın gözünde ağtabaka ile ilgili bir rahatsızlık olduğu saptanmıştır. Ağtabaka, çoğu insanlarda berraktır ve insanlar bu nedenle rahatlıkla görürler. Ancak bu genç kızın gözlerindeki ağtabaka ışığın geçmesine izin vermeyecek bir yapıdadır. Bu nedenle, cerrahlar genç kızın ağtabakasını, kısa bir süre önce ölmüş bir kimsenin ağtabakasıyla değiştirirler. Bu örnek de bir nakil ameliyatıdır.
İkiz erkek kardeşlerden birinde tedavisi olanaksız bir böbrek hastalığı vardır. Böbrekler, kanda eriyen maddelerin miktarını düzenleyen çok önemli organlardır. Her iki böbreğin de çalışmadığı durumlarda hasta ölür. Ancak insan tek böbrekle yaşamını sürdürebilir. Bu olayda, hastanın ikiz kardeşi böbreklerinden birini vermeyi kabul eder, ikizler ameliyat odasına alınırlar. Sağlıklı kardeşin bir böbreği çıkarılır. Hasta kardeşin çalışmayan böbreği çıkarılır ve yerine kardeşinin böbreği takılır. Böylece, ikizlerden her birinde bir böbrek bulunur. Her ikisi de normal yaşamlarını sürdürürler. işlevselliğini yitirmiş bir organın sağlam bir benzeriyle değiştirilmesi de bir nakil ameliyatıdır.
Yukarıda verilen örnekler, nakil ameliyatlarıyla nasıl birçok yaşamın kurtarıldığını veya birçok hastanın nasıl daha iyi koşullar altında yaşamasının sağlandığını göstermektedir. Doku naklinde, deri, aynı kişinin bir organından ötekine aktarılmıştır. Kan ve böbrek nakli örneklerinde durum daha değişiktir. Bu örneklerde gönüllüler, hastaları kurtarmak için kan ve böbrek verirler. Kör genç kızla ilgili örnekte ise, sağlıklı organ bir ölüye aittir. Bazı durumlarda, bir hastanın hayatını kurtarmak için ölülerin organlarından da yararlanılmaktadır.
Doku nakli, ilk olarak XVIII. yüzyılda yapılmıştır. Kan nakli ise I. Dünya Savaşından (1914-1918) bu yana binlerce insanın hayatının kurtarılmasında kullanılmıştır. Son zamanlarda organ nakli cerrahisinde oldukça ileri adımlar atılmıştır. Böbrek nakli ise yakın bir zamanda başarılmıştır. Artık kalp ve karaciğer nakli de başarı ile yapılmaktadır. Takma kalp veya karaciğer ile bazı hastaların yıllarca yaşadıkları görülmektedir. Ancak birçok organ nakilleri de başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Organ nakli cerrahisinde henüz çözümlenmemiş birçok sorunlar bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi de vücudun nakledilen organı reddetmesidir. insan vücudu, genellikle bir başkasına ait olan dokuları atma eğilimi gösterir. Aslında vücut reddetme işlemi ile çeşitli hastalıklara karşı korunmaktadır. Her organizmanın proteinlerinin düzenleniş biçimi farklıdır. Proteinler, vücut dokularında ve sıvılarında bulunan kimyasal maddelerdir. Vücut, kendisine ait olmayan ve dışardan gelmiş olan yabancı proteinleri hemen ayırt edebilir, örneğin bakteriler ve virüsler protein içerirler. Bazı hastalıklara bu organizmalar yol açarlar. Ancak, vücut kendisini bu hastalıklara karşı savunabilir. Yabancı organizmalar vücuda girdiklerinde, kanda bağışıklık cisimcikleri denilen maddeler oluşur. Her yabancı cisim için belli bir bağışıklık cisimciği oluşur. Bu bağışıklık cisimcikleri, bakterilerle virüslerin proteinlerine karşı saldırıya geçerler ve bunları vok ederler. İnsan vücudundaki bütün organlarda ve dokularda protein vardır. Her insandaki proteinler farklıdır. Ancak, aynı yumurta ikizlerindeki proteinlerin yapısı aynıdır. Vücut, kalpteki, böbreklerdeki veya herhangi başka bir organdaki yabancı proteinlere karşı saldırıya geçer. Böyle durumlarda bu organların yabancı proteinlerinin, bakteri ve virüslerden farkı yoktur. Ancak, vücuda, yabancı organları kabul ettirme yolları vardır.
Ağtabakanın değiştirilmesi örneğinde, vücudun yeni ağtabakayı reddetmesi sorunu ortaya çıkmaz. Çünkü, ağtabakada kan damarları bulunmaz ve bu nedenle yeni ağtabaka takıldığı zaman, bağışıklık cisimcikleri oluşmaz. (Bağışıklık cisimcikleri yalnız kanda meydana gelirler). Sonuç olarak ağtabakanın nakledildiği ameliyatlarda, vücudun yeni dokuyu reddetmesi sorunu görülmez.
Reddetme sorunuyla karşılaşılmadan nakledilebilen bir başka doku da kemik dokusudur. Kemik, besin maddelerini kandan alan bir dokudur. Kemik dokusunun içindeki boşluklar o kadar küçüktür ki kanın ancak plazması buralara sızabilir. Bağışıklık cisimciklerinin oluştuğu kan hücreleri, kemik dokusuna sızamazlar. Böylece reddetme sorunu ortaya çıkmaz. Reddetme olayı, doku nakli aynı kişinin vücudunda yapıldığı zaman da görülmez.
Yakın akrabalıkları olan kişilerin protein yapıları da benzerdir. Bu nedenle, organ nakli yakın akrabalar arasında yapıldığı zaman da önemli reddetme sorunlarıyla karşılaşılmaz. Aynı yumurta ikizleri arasında yapılan doku ve organ nakilleri ise hiç tehlikeli değildir.
Çoğu kalp, akciğer, böbrek veya karaciğer nakli ameliyatlarında hasta ile verici akraba değildir. Bu nedenle başarılı sonuç elde edebilmek için cerrahların reddetme sorununu çözmeleri gerekmektedir. Hastaya, organ nakledildikten sonra bazı uyuşturucu ilâçlar verilir. Bu ilâçlar, kanın, reddetme olayına yol açan, bağışıklık tepkisini hafifletirler.
X- ışınlarının da benzer bir etkisi varır. Ancak bağışıklık tepkisinin azaltılması çok nemli bir soruna yol açmaktadır.
Daha önce de değinildiği gibi, bağışıklık tepkisi, vücudun hastalıklara karşı bir savunma mekanizmasıdır. Bu nedenle bağışıklık tepkisi yok edilince veya hafifletilince, vücut zararlı bakterilere çarşı savunmasız kalır. Cerrahlar, nakledilen organa karşı meydana gelen reddetme olayının önüne geçebilmek için, bağışıklık tepkisini hafif-etince bu kez, vücudu zararlı organizmaların saldırısına karşı savunmasız bırakmış olurlar. Organ ve doku nakli ameliyatlarından sonra, hastalar ölümle sonuçlanabilecek hastalıklara yakalanabilirler. Hatta, su çiçeği gibi tehlikesiz hastalıklar >ile organ nakli ameliyatı geçirmiş bir hastanın ilümüneyol açabilir.
Organ nakli ameliyatlarından sonra, hastanın mikrop kapmasını önlemek için sıkı önlemler alınır. Odasındaki hava tüm organizmalardan arındırılır. Bu işlem için özel süzgeçler kullanılır. Doktorların, hastabakıcıların ve ziyaretçilerin giysileri sterilize edilir. Sterilizasyonla giysilerin üzerindeki tüm canlı organizmalar öldürülür. Ayrıca, burunlarından ve ağızlarından mikropların yayılmasını önlemek için ziyaretçilere maske takılır.
Reddetme olayı organ nakli ameliyatlarından sonra meydana gelir, öte yandan cerrahların, ameliyat sırasında karşılaştıkları bazı sorunlar da vardır. Örneğin, ameliyat sırasında, vücuttaki kan dolaşımının durdurulması önemli bir sorundur. Kan dolaşımı, dört dakikadan fazla durursa, beyin işlevselliğini yitirir. Bu, ameliyatın başarısız olmasına yol açar.
Organ nakli yapan bir cerrahın yararlanabileceği çeşitli aygıt vardır. Bunlardan biri, kalp-akciğer makinesidir. Bu aygıt, insan kalbiyle akciğerlerinin görevlerini gerçekleştirir. Cerrah, hastanın kalbinden ve akciğerlerinden çıkan başlıca damarları bu aygıta bağlar. Aygıt/ kana oksijen verip, karbondioksidi arındırarak, akciğer görevini görür. Ayrıca, kanı vücut içinde pompalayarak, kalbin işlevini gerçekleştirir. Hastanın damarları bu aygıta bağlı olduğu sürece cerrah kalp ve akciğerler üzerinde rahatça çalışabilir.

Yorum yazın