Karanlıktan ışığa

Karanlıktan ışığa
Benzerlerinden “farklı” doğan çocuklar her zaman üzüntü konusu olmuştur. Çocuklarının başka çocuklar gibi koşup oynamamaları ya da ağlanıp gülünecek durumlarda hiçbir tepki göstermemeleri ana ve babayı telaşlandırır. Doğru dürüst konuşamayan, kafası çok büyük ya da çok küçük olan çocuklardan insanlar tedirgin olurlar.
Böyle “farklı” çocuklara sahip olan aileler yüzyıllar boyunca çocuklarından ve kendilerinden utanç duymuşlardır. Onları gizlemeye, yabancı gözlerden uzak tutmaya çalışmışlardır. Başlarına bu halin neden geldiğini anlayamamışlardır. Bazıları da, işledikleri günahlar yüzünden cezalandırıldıklarını sanmışlardır.
İnsanların çoğu akıl bakımından sakat doğmuş olan çocuğa karşı tarih boyunca çok acımasız davranmıştır. Bu çocukların çoğu, kendilerinin bakımıyla ilgilenecek hekimlerin bulunmadığı çağlarda küçük yaşta ölmüştür. Bazen de öldürülmüştür. örneğin Güney Pasifik’teki bazı adalarda bedence ya da akıl bakımından başka çocuklardan farklı doğan bebek deniz yükseldiği zaman boğulması için okyanusun kıyısına bırakılırdı. Roma İmparatorluğu zamanında Roma orduları bir kenti ele geçirdikleri vakit tüm yaşlıları ve sakatları öldürürlerdi. Onlar için önemli olan yalnız ağır işlerde çalışabilecek sağlıklı ve güçlü tutuklulardı. Çok daha yakın zamanlarda, Nazi Al- manyası’nda olduğu gibi, geri zekâlı olanlar yok edilmek tehlikesiyle karşı karşıya kalmışlardı.
Bazı uygarlıklarda geri zekâlılara “özel” bir ilgi gösterilir, onlara Tanrı tarafından kutsal bir a- maçla yeryüzüne gönderilmiş çocuklar gözüyle bakılırdı. Onlara iyi bakmak Tanrı tarafından ödüllendirilmek demekti. Başka toplumlarda insanlar geri zekâlıların şeytanın tutsağı olduklarını, onlardan korkulması ve sakınılması, ortadan kaldırılması gerektiğini düşünmüşlerdir. Geri zekâlılar bazen caniler gibi kilit altında tutulmuş ya da büyücüler gibi direklere bağlanarak yakılmışlardır.
Geri zekâlılık durumları ciddi evrede olmayanlar için durum pek öyle kötü değildi. Eğer yeterince konuşabiliyor ve kendine bakabiliyorsa, genellikle bir iş bulunabiliyordu kendilerine. Geri zekâlıların yapabilecekleri birçok basit işlerin bulunduğu sömürge Amerikasında ve daha başka ülkelerde böyleydi durum. Geri zekâlılar buralardaki çiftliklerde, küçük mağazalarda ya da fabrikalarda çalışabiliyorlardı. Birçokları varlıklı kimselerin evlerinde ev hizmetleri görüyorlardı.
Hekimler ancak 1790’larda düşünmeye başladılar geri zekâlılara nasıl yardımcı olabileceklerini. Gösterilen çabanın öncülerinden biri Philippe Pinel adında bir Fransız hekimdi. Pinel daha sonraki yıllarda, davranış problemlerinin incelenmesi ve bakımıyla ilgili bilim dalı olan psikiyatrinin kurucularından biri olarak ün yaptı.
Doktor Pinel 1792’de Paris’teki bir akıl hastanesinin başına getirildi. Yeni işinin başına gelen Doktor Pinel, hastalardan çoğunun zincire vurulmuş ya da soğuk ve karanlık hücrelere kapatılmış olduğunu gördü. Yaptığı ilk işlerden biri hastaları zincirlerinden kurtarmak ve görevlileri onlara insanca davranmaya zorlamak oldu. Akıl ve beden yetersizliklerinin nedenlerini ortaya çıkarmak için hastalarını büyük bir dikkatle inceledi. Hastaneden çıkmalarını ve ailelerinin yanına dönmelerini sağlayacak kadar birçok geri zekâlı hastaya yardımcı olmayı başardı.
Doktor Pinel geri zekâlıların şeytanın tutsağı olduklarına inanmıyordu. Onların tıbbi nedenlerden ötürü geri zekâlı oldukları inanandaydı. Bir kitap yazarak hekimlere, geri zekâlılara yardım çareleri bulmak amacıyla onları incelemelerini önerdi. Ancak ne var ki birçok kimse geri zekâlılara yardım edilebileceğine inanmaya hazır değildi. Bunların fikir değiştirmeye hazır olabilmeleri için yüz yıldan fazla zaman geçmesi ve birçok bilimsel buluşların yapılması gerekti.
Bugün birçok hekim ve bilim adamı ömürlerini geri zekâlılığı incelemeye adamıştır. Onlar geri zekâlılığı ya da zihinsel gecikmeyi oluşturan iki yüzden fazla neden olduğunu bilmektedirler. Uzun çalışmalar sonunda geri zekâlılığın nasıl önlenebileceği konusunda büyük ölçüde bilgi sahibi olmuşlardır. Buna karşın toplumlarda çoğumuzun aklından geç iremeyeceği kadar çok sayıda geri zekâlılık olayı görülmektedir, örneğin Amerika Birleşik Devletleri’nde her gün altı kadar geri zekâlı çocuk dünyaya gelmektedir.Bunlardan bazıları ağır biçimde geri zekâlıdır ve hiçbir zaman kendilerine bakmayı beceremeyeceklerdir. Bunların bakımı özel kuruluşlarca yapılmaktadır.
Bununla birlikte, geri zekâlıların çoğu bir dereceye kadar kendilerine bakabilmeyi öğrenebilirler. Yeni tedavi yöntemleri geliştirilmiştir. Geri zekâlı bir çocukları olduğu için ailelerin utanç duymalarına artık gerek yoktur. Ne de çocuğu yabancı gözlerden uzak tutmaya. Onlara da, çocuğa da yardım yolları vardır artık. Geri zekâlı birçok çocuk kendilerine bakmayı öğrenebilmekte ve yararlı bir iş bulabilmektedir. Bunun nasıl olduğunu az sonra göreceğiz. Ama daha önce tam olarak geri zekâlılar kimlerdir onu görelim. •

Yorum yazın