İnsan Belleği Nedir

İnsan Belleği Nedir

Bellek ve ansıma

İnsan Belleği nedirÇok yerilen ve genellikle oldukça yetersiz olduğu sanılan insan belleği, gerçekte, şimdiye kadar yapmış bütün bilgisayar belleklerinden daha ileridir. Bellek, iki ana bölüme ayrılabilir: zihinde tutma, yani bilgi depolama yeteneği; ansıma, yani bir bilgiyi zihinde yeniden bulma yeteneği. İnsan belleği üzerinde yapılan araştırmalar, onun bilgi depolamada yetkin olduğunu, ancak bu yönde çalıştırılmamışsa, ansıma konusunda daha az güvenilir olduğunu açığa çıkarmıştır.

Deney, Kuram ve Deneyim

Soruna değişik açılardan yaklaşan çeşitli araştırmaların hepsi, zihinlerimizde düşünülenden çok daha bilgi depolandığı sonucuna vardılar. KanadalI bir sinir cerrah, Wilder Penfield Î1891- ), beyni elektriksel olarak uyararak, insanların yaşamlarına ilişkin belirli olayların tam anlamıyla ansmmasını sağlayabileceğini gösterdi.

Aynı şekilde düşler, yıllardır unutulmuş kişilerin ve olayların birdenbire tam bir açıklıkla görülmesiyle, bilginin bütün bu süre içinde saklanmış olduğunu ortaya koyarlar. Bir başka örnek de, o zamana kadar unutulmuş olayların, çoğunlukla özel bir koku, renk, ses, yada ilk gidilen okulu, çocukluk evini ve eskiden oturduğumuz bir kenti görmenin dürtüsüyle, birden ansınnı asıdır.
«Kısa süreli» ve «uzun süreli» bellekler için ayrı ayrı mekanizmalar olabilir: kısa süreliler etkin beyin süreçleriyle, uzun süreliler ise kimyasal değişikliklerle oluşabilir. Ama belleğin dayandığı fiziksel temel, şimdilik bilinmemektedir. Bir kurama göre, beynin şaşırtıcı büyüklükteki depolama kapasitesi, beyin hücrelerini birbiriyie birleştiren hemen hemen sonsuz sayıdaki bağlantıların ürünüdür. Bu bağlantılar, çeşitli eylemlerle uyarılırlar. Bu nedenle, aynı bilgiye birkaç kez başvurma ansımayı kolaylaştırır. Ansımada görülen bu ilerlemenin nedeni, belleğe ilişkin kimyasal bağların, yineleme yoluyla güçlendirilmesi olabilir.

Ansıma ve Unutma

Pekçok kişi, iş ansımaya gelince. belleğinin iyi çalışmadığını anlar. Ancak sorun, büyük bir olasılıkla kalıtsal nedenlerden değil, zihnin çalışma yöntemini yanlış kavramadan doğar. Ansıma, başlıca iki alana bölünebilir: öğrenme sırasında ansıma ve öğrendikten sonra ansıma, öğrenme sırasında zihin, tıpkı beden gibi, çalışma ve dinlenme zamanlarına gerekseme duyar. Birbirini izleyen çalışma’ ve dinlenme zamanları uygun biçimde ayarlanırsa, ansıma, hem ayrıntı hem de hız bakımından önemli ölçüde gelişir.
Öğrenme işlemi bittiKten sonraki ansıma gücü, bilginin «dibe çöktüğü» kısa süre içinde yüksektir, ama sonradan bu güç hızla azalır

(2). Ayrıntıları ansımadaki bu düşüş, belirli yeniden gözden geçirme yöntemleriyle birlikte uygulanacak çalışma ve dinlenme süreleriyle, en aza indirilebilir. Sözgelimi, okumayı 20 ile 40 dakika arasında değişen sürelere bölerek ansıma geliştirilebilir. On dakikalık bir boşluğu, on dakikalık bir ansıma süresi izler ve böylece ansınan bilgilerin zihine yerleştirilip daha önceki bilgilerle karşılaştırılması sağlanır. Aynı bilginin ertesi gün iki ile dört daki-Ifalık süreler içinde, bir hafta sonra da iki dakikalık süreler içinde yeniden gözden geçirilmesiyle, bellek pekiştirilir.

Hızlı okuma yoluyla hem zihni bir noktaya toplama, hem de zihinde tutma daha iyi bir duruma getirilir. Üstelik bu yolla, önemli bölümleri yeniden okumak için zaman da kalır (4). Okuma hızını artırma yöntemleri arasında, metronom yardımıyla ritmik okuma, daha yüksek hızlara ulaşma isteğini yaratacak hız ölçümleri ve (yaygın kanının aksine) sözcükleri, giderek sözcük gruplarını hattâ sayfaları, parmakla izlemek vardır.

Zihinde tutma işlemi için çeşitli bilgilerden oluşmuş bir kümeyi özetleyen bir anahtar sözcük yada deyimden yararlanılabilinir; çünkü beyin bu bilgileri aynı biçimde depolar (3). Belleği eğitme alanında kullanılan yöntemler de, düşünceleri birbirine çağrışım yoluyla bağlamak ya da ilişki kurmakla gerçekleşen normal ansıma süreçlerini vurgulamak için, çoğunlukla bu gibi yöntemlerden yararlanırlar (5). Son sıralarda yapılan araştırmalar, düşünceleri bu biçimde birleştirebilen bir kişinin belleğini geliştirmenin yanısıra, yaratma yeteneğini de geliştireceğini göstermiştir.

«Unutmuş» olduğumuz bilgilerin çoğu, aslında, zihnimizi öğrenmekte olduğumuz şey üzerinde yeterince yoğunlaştırmamış, dolayı-siyle hiçbir zaman tam olarak öğrenmemiş olduğumuz bilgilerdir. Sözgelimi birçok insan karşılaştığı kişilerin adlarını ansımakta büyük güçlük çeker. Bunun sonucu olarak da, yeni insanlarla karşılaştığında, bir gün bu kişileri başkalarıyla tanıştırması gerekirse, o zamana kadar adlarını unutacağını düşünüp korkar. Aklından geçirdiği bu kötü durumun utancıyla, tanıştırıldığı kişilerle göz göze gelmekten kaçınır ve onların yüzüne doğru dürüst bakamaz. Bu davranış biçimi, ansıma için gerekenin tam tersidir, çünkü bizler, korkuyla algılanan herşeyi unutmak eğilimindeyizdir.

Dikkat Etme

İnsan adlan gibi zor şeyleri ansımak için, dikkat etmek, bu adla-n yinelemek ve onlarla başka şeyler arasındaki ilişkileri bulmak yada geliştirmek gerekir. Bu da, tanışma sırasında öteki kişinin yüzüne çok dikkat etmek ve yüzün belirgin özellikleriyle ad arasında bağlantı kurmak demektir. Yeni öğrenilen adı uygun sayıda yinelemenin de yararı olur. Yineleme, adın zihne sağlam bir biçimde yerleştirilmesini sağlayarak çok daha uzun bir süre ansınmasına yolaçar. Bu zihinsel prova, dikkat toplama ve yineleme yöntemleri, insanın belleğine yerleştirmek istediği hemen herşeye uygulanabilir. Biz değişmez bir bellek yapısı, zihinde tutma ve ansıma kalıplarıyla doğmuyoruz. Belleği de, çalışarak geliştirilen öteki beceriler gibi eğitmek mümkündür.

Yorum yazın