İlk Yardım Nedir – Nasıl Yapılır

İlk Yardım Nedir – Nasıl Yapılır

Ocağın üstünde kaynayan bir kahve cezvesi devrilip elimizi yakabilir. Bir yaz kampında bir arkadaşımız ağaçtan düşerek ayak bileğini kırabilir. Testere ile çalışan bir kimse elini kesebilir. İşte bu gibi durumlarda ilk yardım konusu önem kazanır.

Böyle bir durumda hatırdan çıkarılmaması gereken şey, ilk yardımın sadece ilk anda hayat kurtarmak veya acıyı dindirmek amacıyla doktor veya cankurtaran gelene kadar yapılması gereken vardım olduğudur. Hasta veya yaralıyı daha da kötü duruma sokacak bir şey yapmaktan kaçınılması gerektiği, sadece ilk yardımın yeterli olmadığı ve doktor çağırılmasının şart olduğu unutulmamalıdır.

Kanama

Vücutta kan dolaşımı kesilirse insan hemen ölür. Kan gerek beynin gerekse kalbe bağlı kasların çalışması için sürekli olarak gereklidir. Dolayısıyla akan kanı en kısa zamanda durdurmak gerekir.

Böyle bir durumda elleri yıkamak için zaman kaybetmek gereksizdir. Yaranın üzerine katlanmış bir mendil veya eşarp bastırılır ve bu baskı en az on dakika sürdürülür. Yara bir cam parçasının kesmesi sonucunda oluşmuşsa ve camın içerde kaldığından kuşkulanmıyorsa, yaranın iki ucu parmaklarla birleşik bir şekilde tutulabilir.

On dakika sonra kanın akışı azalmaya ve kan pıhtılaşmaya başlayacaktır. Yaralı kısmın vücudun diğer kısımlarından yüksekçe bir yerde tutulması da kanın akışını yavaşlatabilir. Ancak, yaralı organda aynı zamanda kırık da olduğundan kuşku-lanılıyorsa, bunun yapılmaması gerekir. Hastanın mümkünse yatırılması doğru olur.

Kan pıhtılaşınca, temiz bir havlu, mendil ve hatta bir yastık kılıfı gibi daha büyük sargının da ilavesiyle yaranın üzerine yapılan baskı sürdürülür. Büyük sargı yaranın üzerine bir kravat, kemer veya kadın çorabı ile bağlanır. Hastanın yerinden kıpırdatılmaması ve sargıların çıkarılmaması gerekir. Uzak bir yerde bulunuluyor ve hastanın mutlaka yerinden kaldırılması gerekiyorsa, yaralı organ mümkün olduğu kadar kıpırdatılmadan yüksekçe bir durumda tutularak hasta taşınır. Yanıklar: Yanan deri derhal suya sokularak soğutulur. Küçük yanıklar için akan bir musluk yeter-lidir. Daha büyük yanıklar için bir kova veya tas dolusu su gerekebilir. Yanan bölge göğüs, sırt veya yüz ise, en iyi yöntem bu kısımları soğuk suya batırılmış kalın kumaş parçaları ile kaplamaktır. Su hem acının azalmasını, hem de yanık yerin az şişmesini sağlar.

Elbisesi tutuşmuş birini ilk iş olarak yere yatırmak gerekir. Sonra alevler kalın bir kumaş parçası, halı, yastık, palto veya battaniye gibi bir şeyle bastırılmaya çalışılır. Kumaş parçasının yanan kimsenin başından ayaklarına doğru atılması ve böylece alevlerin yüz bölgesinden uzaklaşmasının sağlanması gerekir.
Su toplayan veya kabaran yerlere dokunulmaz. Yanan elbiseler vücuttan çıkarılmaya çalışılmaz. Kumaş parçaları yaraya yapışık durumda bırakılır, ancak çevresindeki yapışmamış kısmı kesilip atılır. Yaranın acısı en az on dakika süreyle soğuk suda hafifletildikten sonra, yaralı kısım temiz bir havlu veya kullanılmamış bir mendil gibi kuru bir bez parçasıyla kapatılır.

Kimyasal maddeler de vücutta yanık meydana getirebilirler. Yaranın üstünde kalan kimyasal madde bol su ile yıkanır. Hastanın gözüne de kaçmışsa, hastanın kafası akan bir musluğun altına sokularak veya gözün içine su dökülerek göz iyice yıkanır.

Doktor beklenirken, hastaya her on dakikada bir yarım bardak ılık suyu yavaş yavaş içirmek yararlıdır.

Kemik kırılması
Attan düşen,merdivenden kayan veya araba çarpan bir insan acı içinde yerde yatarken, etraftan olayı gören birçok kimse yardım etmek için koşar ve hastayı yerinden kaldırarak taşımaya çalışırlar. Oysa yerinden kaldırılan yaralı eski haline oranla daha da büyük bir tehlikeyle karşı karşıyadır.

Belkemiğinde kırık varsa, yaralının hareket ettirilmesi omurgadaki sinirlere zarar vererek felç yapabilir. Bu şekilde yaralanmış bir kimse yerinden hiç oynatılmaz; üşümemesi için üstü bir palto veya battaniye ile örtülür ve derhal cankurtaran çağırılır.

Bu ilkyardım şekli sadece belkemiği kırıkları için uygulanır. Yaralının kol, bacak, omuz veya kaburgalarında kırık olduğu düşünülüyorsa, ona göre hareket edilmesi gerekir.

Kemiklerde olan kırıklar için uygulanan ilk yardım yöntemleri kemiğin oynatılmamasını sağlamak amacını güder. Yaralıya hiç kıpırdamaması söylendikten sonra, kırık kısım hareket edemeyecek hale getirilmeye çalışılır. Bunu yapmanın en basit şekli kırık kısmı vücudun sağlam bir yerine bağlamaktır; bir bacağın diğer bacağa, kolun gö-ğüse bağlanması gibi.

Kırık bir kol askıya alınır ve gerekiyorsa kol askı ile birlikte vücuda bağlanır. Acil bir durumda böyle bir askı yapılması için bir kemer veya eşarp yeterlidir. Kırık bir kolu, önden düğmeli bir ceketin alt ucunu yukarıya doğru kıvırıp çengelli iğne ile tutturulması ile yapılan bir askı da taşıyabilir.

Omuz kemiğinin kırıldığından kuşkulanmıyorsa, kol aynı tür bir askıya alınır. Ancak bu durumda kolu parmakların karşı omuza değebileceği kadar yükseğe kaldırmakta yarar vardır. Acıyı hafifletmek için koltuk altına iyice katlanarak bir yastık haline getirilen bir bez parçası yerleştirilir. Dirseğin sağlam bir şekilde desteklenmiş olmasına dikkat edilir.

Yaralının kolu dirsekten kıvrılmıyor ve dolayısıyle askıya almak olanağı bulunamıyorsa, yaralı yere yatırılır ve kolu vücuduna sargı ile üç ayrı yerden bağlanır.

Ayakta kırık varsa ayakkabılar çıkarılmaz. Ancak ayak şişerse ayakkabının bağlarını gevşetmek gerekebilir. Ayağın birkaç yastığın üzerine konarak yükseltilmesi şişmeyi bir ölçüde azaltır.

Bacak veya kalça kemiği kırıklarında bacakların arasına katlanmış bir kumaş parçası yastık gibi konur, sonra iki bacak birbirine mümkün olduğu kadar çok yerinden bağlanır. Bağlamak için eşarp ve kemerler kullanılabilir.

Kırık bir organın hareket ettirilmesinde son derece dikkatli olmak gereklidir. Mümkünse sadece kırık kısmı değil bütün bir organı hareketsiz hale getirmek yararlıdır.

Baygınlık
Baygın bir kimseye yardımcı olmak kolay değildir. Bir kimsenin kendini kaybetmesine neden olan dört temel öğe vardır. Bunlardan birincisi düşerek veya herhangi bir şekilde kafasını veya belkemiğini vurmuş olması; İkincisi boğulma, tıkanma, zehirli bir gaz alma veya kapalı bir yerde kalma sonucu havasız kalması; üçüncü-sü zararlı bir ilâç alması veya zehirli bir şey yemesi; dördüncüsü ise elektrik çarpmasıdır.
Hasta yere düşmüşse ve belkemiğinde kırık olduğundan kuşkulanmıyorsa, yerinden kıpırdatılmaz. Caz dolu bir odada kapalı kalmışsa sürüklenerek dışarı çıkarılması gerekir. Elektrik şoku nedeniyle kendini kaybeden birine yardım ederken çok dikkatli olmak gerekir, çünkü elektrik, yardım etmeye çalışan kimseye de geçebilir. Elektrik düğmesi kapatılır. Elektrik düğmesi yoksa kablonun bir ucunu, bir baston veya süpürge sopasına sararak teli fişten çekmek denenebilir. Bu da olanaksız ise elektrik şokuna kapılmış olan kimse elektrik kaynağından aynı yöntemle kurtulabilir. Elektriğe kapılmış kimseye dokunulmaz. Kurtarmaya çalışan kimsenin de kuru bir yerde, mümkünse bir lastik parçasının üzerinde veya ayağına lastik çizmeler giymiş durumda olması yararlıdır. Elektrik şokuna kapılan kimse elektriği tepede veya yeraltındaki kablolardan veya ağır makinelerden almışsa, elektrik kesilene kadar yanına gidip kendisine dokunulmaz.

Kendini kaybeden birinin dili de denetimini kaybedeceğinden, ağzının arka kısmına doğru kayarak soluk borusunu tıkayabilir. Bunu önlemek için baygın birinin kafası mümkün olduğu kadar

geriye doğru kıvrılır ve burun deliklerinin yukarıya bakması sağlanır. Böylece dilin soluk borusunu tıkaması olasılığı ortadan kaldırılır. Parmak ile ağızın içi temizlenir.

Hasta soluk alıyorsa ve ağzının içi boşsa, bir yanına doğru yatırılır. Başı biraz arkaya yüzü de hafifçe yere doğru çevrilir. Yerden uzak tarafta olan kol ve bacak öne doğru getirilerek diz ve dirsekten kıvrılır. Diğer kol ve bacak arkasına doğru dümdüz uzatılır. Sıkı olan giysiler gevşetilir ve üşümemesi için hasta palto ile örtülür. Yanından ayrılmamak ve sürekli olarak soluk alıp almadığını kontrol etmek gerekir.

Hasta soluk almıyorsa derhal yapay solunuma başlanır. Yapay solunum soluk almaya devam eden bir kimseye uygulanmaz, çünkü tehlikelidir. Yapay solunum için hasta sırt üstü yatırılır. Başı mümkün olduğu kadar geriye kaldırılır. Burun delikleri parmaklarla tutularak kapatılır. Ağız öbür elle açılır ve içindeki herhangi bir engel parmakla temizlenir. Derin bir soluk alınır. Dudaklar hastanın ağzı ile hava sızdırmayacak şekilde birleştirilir. Hastaya soluk verilir. Göğsü kabarmazsa, yukarıda sıralanan adımlardan birinin tam olarak yerine getirilmediği belli olur. Büyük bir olasılıkla kafası yeterince geriye döndürülmemiştir. Ağız hastanın ağızından uzaklaştırılır. Tekrar derin bir soluk alınır. Hastanın göğsündeki kabarıklığın inmesi beklenir. Sonra son üç hareket tekrarlanır.

İlk beş soluk oldukça çabuk verilmelidir. Bundan sonra hastanın göğüsünün inip kalkma hareketlerine bakılır. Verilen soluğun miktarı göğsün doğal bir şekilde inip kalkmasını ayarlayacak kadar olmalıdır. Hastanın ağzın, açmak olanağı bulunamazsa, hastanın ağzı parmaklarla sıkıca kapanır ve burnundan soluk verilir. Hasta ufak bir çocuk ise yapay solunumu uygulayan kimsenin dudakları çocuğun ağzını ve burnunu birlikte kaplamalıdır. Çocuğun ufak olan akciğerlerine hızla üfleyerek zarar vermekten kaçınılmalıdır.

Hastada hiç bir yaşama belirtisi olmasa bile bir doktor veya cankurtaran gelene kadar yapay solunumu sürdürmekte yarar vardır.
Solunum durduktan sonra da kalp kısa bir süre için çalışmaya devam edebilir. Ancak bir süre sonra oksijen yokluğundan duracağından, yapay solunum bundan önce uygulanmalıdır. Kalp dursa bile onu tekrar çalıştırmak olanağı vardır. Hastaya yapay solunum yoluyla ilk beş soluk verildikten sonra yine rengi çok soluksa veya morarmış durumdaysa, kalbine masaj yapılır. Bunun için hasta sert bir yere sırtüstü yatırılır ve bacakları mümkün olduğu kadar havaya kaldırılır. Cö ğüs kemiğinin alt kısmına üç kez tokat atarcasına kuvvetlice vurulur. Bu vuruşlar bile bazen kalbi çalıştırmaya başlamaya yeterlidir. Kalp çalışmazsa, hastanın yanma diz çökülür. Bir elin dip kısmı göğüs kemiğinin alt yarısına, öbür elin dip kısmı da ilk elin üstüne konur. Göğüs kemiğinin en uçtaki birkaç santimlik kısmının üstü boş bırakılır. Avuç içleri ve parmaklar göğüse değdirilmez. (Böylece iç organlara ve kaburgalara-zarar verilmemiş olur). Masajı yapan kimse kollarını dümdüz tutarak, vücut ağırlığını öne doğru verir. Bunun saniyede bir kez yapılması gereklidir. Hareketi yaptıkça saniyeler düzenli bir şekilde sayılır. Hastaya yapay solunumun da aynı zamanda uygulanması gerekir.

Zehirlenme

Hastanın kendinde olup olmadığına, değilse soluk alıp almadığına bakılır. Soluk alıyorsa, yukarıda belirtilmiş olan durumda yatırılır. Soluk almayan bir hastaya yapay solunum ve kalp masajı uygulanır.

Hasta kendinde ise, ne tür bir zehir almış olduğu öğrenilir. Zehir asit, alkali, sıvı yakıt veya temizlik maddesi türünden ise hastaya bol miktarda süt veya su içirilir. Zehirli meyve, mantar veya bir ilâçtan zehirlenen hasta çok tuzlu veya hardallı su içirilerek veya parmaklar boğazına doğru sokularak kusturulur.

Yılan sokması

Yılan sokmasının ölümle sonuçlandığı çok enderdir. Ancak yılan tarafından sokulan bir kimsenin hiç vakit kaybedilmeden hastaneye götürülmesi şarttır.

Yılan zehirini ısırdığı zaman akıtır. Yılanın zehirlilik derecesi yaşına ve son olarak birisini soktuğundan beri geçen süreye bağlıdır. Yılan ne kadar genç olursa zehiri o kadar az olur. Birisini soktuktan sonra zehirin tam olarak tekrar birikmesi de bir süreye bağlı olduğundan, zehirini kısa bir süre önce akıtmış olan yılanın zehirlilik derecesi nispeten azdır.

Genel kurallar
1) Bulunduğu yer tehlikeli (yangın yeri veya gaz dolu bir oda) olmadığı sürece, hastaya ilk yardım yerinde yapılır. 2) Hasta soluk almıyorsa, yapay solunuma başlanır. Hasta tıkanıyor ve soluk almakta güçlük çekiyorsa, ağzının içi ve soluk borusu temizlenir. Kötü bir kanama varsa, kanama kontrol altına alınır. Hasta kendinde değilse ve belkemiğinin kırık olması olasılığı yoksa, gerekli şekilde yatırılır. 3) Hastanın ayakları mümkünse yüksek bir yere kaldırılır, üstü palto veya battaniyelerle örtülür. 4) Sıkı giysiler gevşetilir. 5) Baygın durumda olan veya kötü şekilde yaralanmış bir hastaya (yanık olayları dışında) ağızdan bir şey verilmez.

Yorum yazın