İlaç Nedir – İlaç Nasıl Yapılır

İlaç Nedir – İlaç Nasıl Yapılır

Bir hastalığı iyi etmek için kullanılan maddelere ilâç denilir, ilâç, vücutta bazı değişmelere yol açan bir kimyasal maddedir, ilâçların vücutta etkimelerini inceleyen bilim dalına eczacılık adı verilir.

Günümüzde ilâç yapımcıları, ya da daha doğru bir deyimle eczacılar ilâçları dört gruba ayırırlar. Bunlardan ilki hastalıkları iyileştiren ilâçlar grubudur. Pek çok hastalığa iyi gelen penisilin bu gruba giren ilâçlardan biridir, ikinci gruptaki ilâçlar ise iyileştirici güçte olmamakla beraber hastayı rahatlatırlar; örneğin aspirin gibi. Aspirin baş-ağrısının geçirir, ancak başağrısına sebep olan etkeni ortadan kaldırmaz. Başağrıları genellikle birkaç saat içinde geçtiğinden tedavi gerekmez ve aspirin bu süre içinde yardımcı bir ilâç görevi görür.

Üçüncü grubu oluşturan zehirler de vücutta değişikliklere yol açtıkları için ilâç olarak kabul edilirler. Hava ve besin maddelerinin endüstri ve tarım alanlarında kullanılan kimyasal maddelerle kirlenmesi sorununun ortaya çıkması ile zehirler daha da önem kazanmıştır.

Son gruba giren ilâçlar ise vücutta hemen hiç fiziksel etki göstermezler. Ancak kullanan kimsenin kendisini daha iyi hissetmesine yol açarlar. Hasta kendisini belli bir ilâcın iyi edeceğine inandırmışsa, bu ilâç sadece şeker ya da sulandırılmış un olsa bile genellikle hasta üzerinde iyi sonuç verir.

Eczacılar ilâçları ve bunların vücuttaki etkilerini araştırırlar. Her geçen gün hangi ilâcın insan vücudunda ne gibi etkilere yol açtığı daha iyi anlaşılmaktadır. ilâcın vücutta nerede ve hangi nedenlerle etkidiğinin öğrenilmesi, ilâcın daha iyi sonuçlar verebilmesi için geliştirilmesini sağlar. Eczacılar devamlı olarak yeni ilâçlar üzerinde çalışırlar. Günümüzde doktorlar binlerce ilâcı kullanma olanağına sahiptirler, ilâçlar çeşitli kaynaklardan elde edilir. Büyük bir kısmı bitkilerden çıkarılır. Eski devirlerde kocakarı ilâcı denilen ve bitki ve bitki köklerinden sağlanan ilâçlar genellikle iyi sonuçlar verirlerdi. Bir müshil ilâcı olan hintyağı bir bitkinin meyvesinden elde edilir. Acıyı dindirmekte kullanılan morfin bir çeşit gelinciğin tohumlarından çıkarılır. Peru ve Bolivya’da yaşayan Kızılderililer kokainli bir bitkinin yapraklarını çiğnedikten sonra kendilerini daha keyifli hissederler. Kinin ise kınakına ağacının kabuğundan elde edilir ve sıtmaya sebep olan asalakları öldürerek sıtma hastalığını önlemede ve tedavide kullanılır.

Tıp uygulamalarını etkileyen bir başka bitki de rrfantar olmuştur. Toprakta çok çeşitli mantarlar yetişir. Bunun gibi toprakta çok çeşitli mikrosko-pik ve birhücreli bakteri bulunur. Bütün bu küçük canlı organizmalar yer ve besin bulmak için birbirleriyle yarışırlar. Bazı mantarlar bir çeşit zehir üreterek kendilerine yer açarlar. Pénicillium mantarlarının oluşturduğu zehiri bir bilim adamı bir rastlantı sonucu bulmuştur. Alexander Fleming laboratuvarında bakteriler üzerinde çalışırken bunların büyümelerini önleyen bir etken olduğunu farketmiştir. Hazırladığı bitki kültürlerini dikkatle incelediğinde bu etkenin pénicillium mantarlarının ürettiği bir madde olduğunu bulmuştur. Böylece ilk antibiyotik olan penisilin bulunmuştur.
Eskiden kullanılan bir başka bitkisel ilâç da günümüzde çok önem kazanmıştır. Yüksükotu yaprağından yapılan dijital adlı bu ilâç, kalp hastaları için çok yararlıdır. XVIII. yüzyıl sonlarında bir İngiliz doktor çok ağır kalp hastası olan yaşlı bir köylü kadının yüksükotu bitkisinin yapraklarını da içeren bitkilerle tedavi edildiğini görmüş ve bu bitkiyi incelemiştir. Yüksük otunun kalp hastalıklarına yararlı olduğu böylece saptanmıştır.

İnsanlar tarafından yapılan ilâçlar

XIX. yüzyıl sonlarında, kimyacılar kömür katranından boya yapılabileceğini buldular. Paul Ehrlich adlı bilim adamı da, bu-.boyaları hayvan dokuları üzerine uygulayarak, boyaların dokuların belirli kısımlarını etkilediğini buldu.Ehrlich sadece bakterilere zarar verip insan hücrelerine zarar vermeyecek bir boya olabileceğini düşündü. Deneyleri sonunda ilk sentetik (insanlar tarafından yapılan) ilâcı yaptı. Bu ilâç frengi tedavisinde kullanılan salvarsandı. Daha sonra bakterileri yok eden çeşitli ilâçlar yapıldı Bu ilâçlara sülfamitler adı verilir. Ancak penisilinin bulunması ile bu ilâçların yerini antibiyotikler aldı.

Günümüzde doktorlar hem doğal hem de yapay ilâçları kullanmaktadırlar, insanlar tarafından yapılan ilâçların çoğu doğal ürünlerin hemen hemen aynıdır. Genellikle, kimyasal bir bileşimin fabrikada yapımı bitkiden çıkarılmasına oranla çok daha kolay ve ekonomiktir.

Bazı ilâçlar ise hayvanlardan elde edilmektedir. Örneğin hormonlar bu çeşit ilâçlardandır. Hormonlar, insan ve hayvan vücudunda salgıbezleri tarafından üretilen kimyasal maddelerdir. Bazı hormonların yapısı son derece karmaşık olduğu için bunlar fabrikalarda yapılamaz. Bu nedenle hayvanların salgıbezleri alınır ve içerdiği hormon çıkarılır. Hormonlar, salgı organlarının iyi çalışmaması ile ortaya çıkan pek çok hastalığın tedavisinde kullanılır. Örneğin büyümesi yetersiz çocuklara hormon verilerek gelişimlerini tamamlamaları sağlanabilir. Bazen de insan vücudundaki

kalkanbezi yeterli oranda hormon salgılamaz; bu durumda doktor hastaya kalkanbezi hormonu verir.

Şeker hastalığı çok yaygın bir hastalıktır. Şekerli hastalar yeterli oranda ensülin hormonu salgılamadıkları için kanda bulunan şeker miktarı değişir. Şeker hastaları her gün ensülin kullanmakla kandaki şeker oranını denetleyebilirler.

Bir başka ilâç grubu da kalp hastalıklarına ve kandaki bozukluklara iyi gelir. Kan basıncını yükselten ya da düşüren ilâçlar vardır. Bu ilâçların bir kısmı kalbin atışını yavaşlatır. Dijital kalbin daha kuvvetli atmasını sağlar. Deride kesikler olduğu zaman kulanılan bir kısım ilâçlar, kanın pıhtılaşmasını çabuklaştırır. Bazı ilâçlar ise pıhtılaşmayı geciktirir. Bu ilâçların önemi bazen kanın vücut içinde pıhtılaşarak tehlike meydana getirmesindendir.

Solunum sistemine, buruna, göğüs ve akciğerlere etki yapan ilâçlar çok yaygındır. Burun damlası soğuk algınlığı sırasında çok kullanılır. Antihistaminler saman nezlesine karşı kullanılan ilâçlardır. öksürük şurubu bronşitli hastaların öksürüğünü önleyen ilâçtır.
Kimi ilâçlar ise böbrekler ve boşaltım sistemiyle ilgili bozukluklarda kullanılır. Dokularda ne kadar su bulunacağını ve suyun ne kadarının idrara dönüşeceğini bu ilâçlar ayarlar. Mide ve bağırsaklara etkiyen ilâçlar ise çok çeşitlidir. Müshiller ve ishal önleyici ilâçlar hemen her ailenin ecza kutusunda bulunur. Bazı ilâçlar da ülser gibi daha önemli hastalıklar içindir.

Doğum kontroluyla ilgili ilâçlar da son yıllarda yaygınlık kazanmıştır. Bir ya da daha fazla doğal cinsiyet hormonunu içeren bu ilâçlar kadınlar tarafından kullanılır. Bunun tersine çocuk sahibi olmayı isteyen fakat çocuğu olmayan kadınlara çocuk sahibi olmayı sağlayabilecek ilâçlar uygulanmaktadır. Doğumu çabuklaştıran ya da erken başlayan bir doğumu geciktiren ilâçlar da vardır.

Sinir sistemine etkiyen pek çok ilâç vardır. Uyku hapları ve uyuşturucular kişiyi uyutur, sakinleştirir ve daha sakin olmasını sağlar. Alkol ise beyine etki yapar. Bunun gibi uyuşturucu maddeler de beyine etkir. Narkoz maddelerinin ise ayrı bir önemi vardır. Narkoz maddeleri bulunmadan önce ameliyat yapmak çok zordu. Hasta çok acı duyduğundan en basit bir ameliyatta bile cerrahın çok çabuk hareket etmesi gerekiyordu. Günümüzde ise narkoz maddeleri hastayı uyutarak, ameliyat sırasında hiç bir şey duymamasını sağlamaktadır. Cerrahlar, kalp ameliyatlarını bile yeterli zaman içinde yapabilmektedir.

İlâçlar organ nakline de, olanak sağlamaktadır. Henüz hiç biri kesin bir başarı sağlamamış olmakla beraber, kanser tedavisinde kullanılan ilâçlar da yapılmaktadır.

En çok kullanılan ilâçlardan biri de vitaminlerdir. Hap şeklindeki vitaminler ilâç olarak değerlendirilebilir. Vitaminler besinlerde bulunan doğal maddelerdir. Düzenli şekilde beslenme gereksinilen bütün vitaminleri sağlar. Yeterli sebze ve meyve yenmezse vitamin haplarına başvurulabilir.

ilâçlar sorunlara da yol açabilirler, insanlar uyku haplarına ve uyuşturucu maddelere alışabilirler. Bunları kullanmazlarsa kendilerini rahatsız hissederler. Ayrıca uyku haplarına ve uyuşturuculara karşı vücutta direnç de meydana gelebilir. Bu nedenle aynı etkinin sağlanabilmesi için kullanılan dozun artırılması gerekir. Oysa yüksek dozlar zararlıdır ve alışkanlığa yol açabilir.

Bütün ilâçların yan etkileri de olabilir. Yan etkiler, ilâcın kullanılmasındaki asıl amacın dışında kalan etkilerdir, örneğin antihistaminler genellikle uyku verir. Aspirin mide için zararlı olabilir. Organ naklinde vücudun yeni organa alışmasını sağlamak için kullanılan ilâçlar vücudun hastalıklara karşı direncini azaltabilir.

Bazen zayıflatılmış ya da öldürülmüş bir hastalık etkeni vücuda aşılanır. Böylece vücudun bu tür bir mikroba karşı direnci artırılır. Bu yönteme bağışıklık kazandırmak ya da aşı yapmak adı verilir. Bulaşıcı hastalıklara karşı kullanılan kimyasal maddeler başka sorunlara da sebep olmaktadır. Bu hastalıkları taşıyan organizmalar, böcekler ve mikroskopik asalaklar ve bakteriler zamanla kimyasal maddelere karşı dayanıklılık kazanmaktadır. Hatta kimi bakteriler kendileri için öldürücü olan kimyasal maddelere, zamanla gereksinme duymaya bile başlamaktadır.

Bir başka sorun da doğada yaşama mücadelesini sürdüren çok çeşitli canlının bulunmasından doğmaktadır. Kullanılan kimyasal maddeler türlerden birini yok ederse diğer türler için barınacak alan artar. Günümüzde bakterilerin yol açtığı hastalıkları önleyen ilâçlar bulunduğu için, bugün hastalıklara daha çok mantarlar ve virüsler sebep olmaktadır, örneğin çok sık görülen soğuk algınlığına bir çeşit virüs sebep olmaktadır. Bilim adamları virüslerin oluşturduğu hastalıkları önleyecek ilâçlar üzerinde çalışmaktadırlar. Ancak bu ilâçların sayısı henüz yeterli değildir. Virüslere karşı korunmanın en iyi yolu aşı olmaktır. Böylece vücut hastalığa karşı direnç kazanmış olur. Çocukların ölümüne yol açan çocuk felci, çiçek ve verem gibi hastalıklara bugün çare bulunmuş, insan yaşamı uzatılmıştır. Ancak orta yaşlı ve yaşlılardaki hastalıklar artmış, kalp hastalıkları ve kanser daha sık görülmeye başlamıştır. Ayrıca akıl hastalıklarında da günümüzde artış görülmekte ya da bu konular büyük oranda aydınlığa kavuşturulduğu için bu hastalıklar günümüzde daha kolay olarak saptanmaktadır.
İlâçlar iyi sonuçların yanısıra zararlı etkilere de sebep olabilir, özellikle gebe kadınların rastgele ilâç kullanması tehlikelidir, örneğin talidomit adlı sinir gevşetici ilâcı kullanan gebe kadınların kolsuz ya da başka organları eksik çocuk doğurdukları saptanmıştır. Bu nedenle yeni ilâçlar satışa çıkarılmadan önce yıllarca denenir. Günümüzde ilâçların bulunması, denenmesi ve yapımı önemli bir endüstri dalı ortaya çıkarmıştır. İlâç sanayiinde çalışan bilim adamları yeni ilâçları araştırırlar, ilâcın yararları ve yan etkileri üzerinde binlerce deney yaparlar. İlâcın kullanılma şekli de önemlidir. Bazıları hap olarak, bazıları iğne olarak ya da başka yollardan uygulanır. Yeni bir ilâcın yararlı olduğu anlaşılınca doktorlara ilâcın hangi miktarda verileceği duyurulur. Ayrıca doktorlara, belli bir ilâcı kullanan hastalara hangi ilâçların verilmemesi gerektiği de belirtilir. Bazı ilâçlar kendi başına kullanıldığı zaman başarılı sonuç verdiği halde, bir başka ilâçla kullanıldığında kötü sonuçlara yol açabilir.

1940 yılından beri bulunmakta olan yeni ilâçların sayısı bütün XIX. yüzyıl boyunca bulunmuş ilâçların sayısından daha fazladır. Her geçen gün, bilim adamları maddelerin hücre içinde ne şekilde yapıldığını, kimyasal maddelerin hücreye nasıl girip çıktığını araştırarak yeni ilâçlar bulmaktadırlar.

Yorum yazın