Hastalık Yapıcı Mikroorganizmalar

Hastalık Yapıcı Mikroorganizmalar Nedir – Hastalık Yapıcı Mikroorganizmalar Nelerdir

İnsanlar için en tehlikeli organizmalar her zaman en büyük organizmalar değildir. Hemen herkes, yaşam boyunca mikroorganizmaların bakteriler, virüsler, tekhücreliler ve mantarlar yol açtığı hastalıklarla rahatsızlanmıştır. Hastalığa yol açan organizmaların çoğu, çıplak gözle görülemeyecek kadar küçüktür ve bedene besinler, su ya da temizmiş gibi görünse de hava ile girerler.
Bir tek mikroorganizma, içinde bulunduğu konak organizmaya tek başına çok az zarar verebilir. Ancak, mikroorganizmaların çoğu, uygun koşullarda hızla çoğalabilme yeteneğindedirler. Bir tek mikroorganizmadan 24 saat içinde milyonlarca yeni mikroorganizma oluşabilir. İnsan bedeninin sıcak ve nemli dokuları, pek çok mikroorganizmanın gelişme ve çoğalması için çok elverişli bir ortamdır. Bulaşmadan birkaç gün sonra, bedendeki mikroorganizmalar astronomik rakamlara ulaşabilir.

GİRİŞ KAPILARI
Hastalık yapıcı mikroorganizmalar ya da oluşturdukları toksinler, konağın bedenine girmedikçe hastalık yapamazlar. Bedene girdikleri noktaya, giriş kapısı denir. Birçok hastalığın, az çok kendine özgü giriş kapıları vardır. Solunum sistemi hastalıklarına yol açan organizmalar, genellikle, öksürük ya da aksırmayla küçük damlacıklar içinde havaya atılır. Havada bu damlacıklar içinde uzun süre kalabilen organizmalar, başka bir kişinin soluk almasıyla bedene girebilirler. Böyle bir bulaşmaya, damlacık bulaşması denir. Bu yolla geçen hastalıklar arasında verem, difteri, zatürree ve soğuk algınlığı sayılabilir.
Sindirim sistemi hastalıklarını oluşturan organizmalar bedenden, dünyanın birçok bölgelerinde gübre olarak kullanılan ve çoğunlukla içme sularına karışan dışkı ile çıkar. Bu kirlenmiş ve dezenfekte edilmemiş sularla ya da çiğ ve pişmemiş besinlerle (genellikle toprağın altında ya da yakınında gelişen besinler) alman organizmalar, hemen barsaklara geçer ve orda yerleşerek hastalığı başlatırlar. Böyle besin ve sularla geçen hastalıklar arasında tifo, paratifo, kolera ve amipli dizanteri yer alır.
Sıtma ve dolaşım sisteminin öteki bazı hastalıkları, yalnızca böceklerin ısırmasıyle bulaşır ve birçok hastalıkta, böceklerin yalnızca bir türü, hastalığa yol açan organizmayı taşıyabilir.
Frengi ve belsoğukluğu gibi cinsel hastalıklar, genellikle cinsel ilişkiyle bulaşır.
Bazı hastalıklarda, hastalığa yol açabilecek bir tek etkili giriş kapısı vardır. Sözgelimi, tetanoz mikropları oksijen bakımından yoksul ya da oksijensiz yaralara girerse, hastalık ortaya çıkar. Tetanoz organizmaları, topraklarda çok yaygın olarak bulunur ve çiğ sebzelerin köküyle beslenen kişilerde ağız yoluyla bedene girer. Ancak, bu organizma sindirim sistemi yoluyla bedene girdiğinde zararsızdır. Bazı hastalıkların da, birden çok etkili giriş kapısı vardır. Kızıl ve verem hastalıkları, mikroplu sütle ya da damlacık bulaşmasıyla bedene girer.
Bazı hastalıkların, kullanılan yola bağlı olarak farklı etkili iki giriş kapısı vardır. Hıyarcıklı veba, fare pirelerinin ısırmasıyla farelerden insanlara geçer. Veba organizmaları dolaşım sisteminde yerleşir ve hıyarcık denen büyük şişlikler oluşturur. Organizmalar hıyarcığı aşıp akciğerlere ulaşırlarsa, akciğer vebası denen daha farklı bir hastalık ortaya çıkar. Bu hastalık insandan insana, pirelerin rolü olmaksızın, damlacık enfeksiyonuyla geçer. Belsoğukluğu organizması anneden bebeğe doğum sırasında bulaşabilir. Organizma bebeğin gözlerine ulaşırsa, körlüğe yol açabilir.

VİRÜLANS

Bir patojenin kronik organizmaya sokulması her zaman bir hastalıkla sonuçlanmayabilir. Hastalığın oluşması organizmanın virülansına bu organizmaların, konağın bedeni ya da belirli dokuları boyunca yayılma ve toksin oluşturma ya da başka bir tahribat yapabilme yeteneğine bağlıdır.
Konak organizmanın bedeninde, hastalık yapıcı mikroorganizmalara karşı genellikle çok sayıda savunma mekanizması vardır; mikroorganizmanın konağın bedeni boyunca yayılma yeteneği de, mikrobun taşıdığı, bu savunma mekanizmalarına karşı-etki yapan çeşitli maddelere bağlıdır. Birçok zararlı bakteri, onları amipsi hareketlerle sararak sindirecek olan akyuvarlara karşı, koruyucu jelatinli maddeden oluşan bir kapsülle çevrilmiştir. Bazı bakteriler akyuvarları öldüren lökosidin, bazıları da alyuvarları eriten lesitinaz enzimi oluştururlar. Birçok doku hücresi, hyalüronik asit denen ara maddesiyle biraradâ tutulur. Bazı bakteriler, hyalüronik asidi eriten bir enzim (hyalüronidag.) salgılarlar. Böylece, konak organizmanın hücreleri birbirinden ayrılır ve bakteriler, dokular arasında daha hızlı yayılabilir.
Birçok bakteri, etkilerini, konak için ileri derecede zehirli birtakım maddeler olan toksinleraracılığıyla gösterir. Genel olarak iki tip toksin vardır: Yaşayan hücreler tarafından salgılananeksotoksinler ve hücre tarafından meydana getirildiği halde, ancak bu hücrelerin ölmesiyle açığa çıkan andotoksinler. Eksotoksinler genellikle protein yapısındadırlar ve bilinen en zehirli bazı maddeler bunlar arasında yer alır. En korkulu eksotok-sin, botiilizın adı verilen öldürücü bir besin zehirlenmesine yol açan clostridiwn botulinum bakterisinin toksinidir. Clostridium, havasız nötral koşullarda çoğalarak, toksinini oluşturur. Teneke kutularda iyi hazırlanmamış balık, fasulye ya da et konserveleri, bu bakterinin üremesi için çok elverişli bir ortamdır. Bu besinlerden alınan çok küçük bir lokma bile öldürücü olabilir.
Bu organizmaların kendilerinin ağız yoluyla alınması gerekmez, tek başına toksin, felç ve ölüme yol açar. Neyse ki, bu toksin öteki birçok eksotoksin gibi ısıyla tahrip olur. Böylece kuşkulu herhangi bir besinin 10 -15 dakika kaynatılmasıyla, bu tehlike ortadan kalkar. Tetanoz, antraks ve difteri, eksotoksin oluşmasıyla birlikte görülen hastalıklardır.
Andotoksinler, protein ve lipit karışımından oluşur, ısıtmayla tahrip edilemezler. Bu toksinler, özellikle sindirim kanalında yaşayan değişik patojenler tarafından oluşturulur. Andotoksinler bulantı, ishal ve ateş gibi birçok mide-barsak hastalığı belirtilerine yol açarlar.
Mikroorganizmaların boylarının çok küçük olmasının önemi toksiklik dereceleriyle açıklanmıştır. Organizma ne kadar küçükse, yüzeyinin hacmine oranı da o kadar büyük olacaktır. Biraraya gelmiş milyonlarca küçük hücrenin toplam yüzey alanı aynı hacimdeki bir tek büyük hücreninkinden birçok kat daha fazladır. Toksinlerin yapım ve salgılanma hızı yüzey alanının miktarına bağlı olduğundan, çok sayıda küçük organizma, kısa süre içinde büyük miktarlarda toksin oluşturur.

MİKROORGANİZMALARIN YOL AÇTIĞI HASTALIKLAR

Mikroorganizmalarla oluşan hastalıkların sayısı çok fazladır. Bunlardan bir bölümünde etken, bakterilerdir; sorumlu organizmalar şunlardır: Verem (mycobacterium tuberculosis); cüzam(mycobacterium leprae); hıyarcıklı veba ve akciğer vebası (Pasteurella pestis); zatürree(diplococcııs pneumoniae, klebsiella pneumoniae, vb.); difteri (corynebacterium diphteriae); tifo (salmonella typhosa); kolera (vib-rio comma); tetanoz (clostridium tetani); frengi (treponema pallidum) ve belsoğukluğu (neisseria gonorrhoeae).
Tekhücrelilerin yol açtığı hastalıklar arasında Afrika uyku hastalığı (trypanosoma gambiense),amipli dizanteri (endamoeba histolytica) ve sıtma (plasmodium viva ve öteki türler) sayılabilir.
Virüslerin yol açtığı hastalıklar soğuk algınlığı, grip, çocuk felci, çiçek, sarı humma ve kızamıktır.
Atlet ayağı gibi bazı cilt hastalıklarına da, mantarlar yol açar.

Yorum yazın