Güdü Nedir

Güdü Nedir

GÜDÜ Kaynağı, duygulanma değil akıl olan sebep.

Güdü incelemesi ya bir malın ya da belli bîr markanın satın alınmasını veya salık verilmesini (doktorların veya mimarların davranışı) belirleyen psikolojik faktörlerin incelenmesi. (Bk.
Satın alma güdüsü, bir satın alma eylemine yolaçan aklî ve düşünülmüş etken.
Güdü kelimesi de, tıpkı «dürtü» gibi, genel olarak, «harekete getiren» anlamını taşır. Demek ki, herhangi bir irade fiilini meydana getiren veya meydana getirmeğe yönelen her çeşit fikrî sebebe, psikolojide «güdü» adı verilebilir. «Dürtü» dendiği zaman ise, genellikle, bir duygu veya bir duygunluk anlaşılır. Kant, aMâk felsefesinde, dürtü ile güdüyü titizlikle ayırt etmiştir.
İnsan iradesinin hürlüğü meselesi üzerinde yapılan tartışmalarda, güdülerin ve dürtülerin oynadığı rol hakkında ileri sürülen görüşler önemli bir yer tutar. Bergson, güdülerle dürtülerin bir terazideki ağırlıklara, verilen kararın da, ağırlık toplamının en fazla olduğu tarafa, yani terazi ibresinin eğildiği tarafa yönelmesine benzetilmesini tenkit etmiştir.
Güdü incelemeleri başlıca iki sebepten Ötürü gelişmiş bulunmaktadır. Bunların birincisi, tüketicilerin ihtiyaçları hakkında üreticinin bilgisizliğinin gittikçe artmasıdır. Zanaatkârın sipariş üzerine üretim yapmasına karşılık, seri halindeki üretim ürünlerin standart hale getirilmesini gerektirir. Bu da, üretici ile tüketici (temsilci, toptancı, perakendeci) arasındaki engellerin çoğalmasına yolaçar. İkinci sebep de, satın alma gibi sosyal ve İktisadî davranışları konu alan bilimlerdeki ilerlemelerdir. Güdü incelemesinde tüketicilerin az ya da çok bilinçli isteklerinin neler olduğu ve satın alma kararını hangi ruh hallerinden geçtikten sonra verdikleri araştırılır. Biteviyeleştirilmiş bir üretimde, bu inceleme, ya ürüne veya bunun dağılışına, arzedilişine, reklâmına kişilik kazandırmağa yardım eder.
Tarihî bakımdan güdü incelemelerinde, önce, nazarî incelemelerle yetinilmişti, «masa başında», psikolojinin kabataslak verilerine dayanılarak, tüketicinin neyi düşündüğü ya da istediği tahmin ediliyordu. Daha sonraları insanların, belli bir mal veya marka için ne düşündükleri doğrudan doğruya soruşturma ile öğrenilmeğe çalışıldı. !Eski davranışa bir tepki olarak yalnız olaylara dayanılmak isteniyor, ama bu olayların psikolojik olaylar olduğu ve son derecede hareketli bir nitelik taşıdığı unutuluyordu. Kendilerine soru sorulan kimseler, ya soruları iyi anlayamadıkları veya kendilerini yanlış analiz ettikleri için istemeyerek yanılıyorlar veya davranışlarının gerçek sebeplerini açıklamamak veya soruları soranın karşısında bir rol oynamak hevesine kapıldıkları için isteyerek yanlış cevap veriyorlardı. Bundan başka, sorular da araştırma alanını sınırlandırıyordu, çünkü bu sorular, analizcinin dikkate alınmasına peşin olarak karar verdiği önemli elemanlardan başkasını hesaba katmıyordu. Sonradan daha dolaylı a- naliz metotlarına başvuruldu. İkili ya da grup halinde serbest konuşmalar yapılara, tüketicilerin, isteklerini kabataslak ifade etmelerini sağlayan konuşmalı metotlar kullanıldı. Konuşma dışında da, meselâ resim yaptırmak gibi metotlara başvuruldu. Davranış ve cevapların bütün yanları göz önüne alındı, lapsüsler ve açıkça görülen çelişkiler üstünde duruldu. Bu anlayışa göre, kötü cevap yoktu. Böylece, tüketicilerin gördükleri ve yaşadıkları şekilde tüketimin bir yansıması elde edilmiş oluyordu. Mümkün olduğu kadar çok gözlem biraraya toplandıktan soma, uzman, işi sadeleştirmeğe çalışıyor ve en az sayıda temel açıklama ile, gözlemlenen en fazla sayıda ayrıntılı açıklamaya girişiyordu. Araştırma safhasına temel açıklamalara dayanan bir uygulama safhası eklemek de, güdüleme incelemesi içinde yeralır.

Yorum yazın