Biyonik ne demek

Biyonik ne demektir

Bu konuda ilk araştırma girişimini Amerika Birleşik Devletleri Deniz Kuvvetlerinin Deniz Araştırmaları Bürosu yaptı. Bu büronun 1951 yılında üzerine aldığı tasarımın amacı, canlı organizmaları – hem hayvan, hem de bitkileri – incelemek ve bunların vereceği örneklerle Deniz Kuvvetlerinin gemi ve denizaltıları için yeni mekanik ve elektronik dizgeler yaratılma olanağını araştırmaktı.
Bundan birkaç yıl sonra, Hava Kuvvetleri de benzer bir tasarım girişiminde bulundu. Dr. Steele 1960 yılında yapılan bir bilimsel toplantıda ilk kez biyonik sözcüğü kullandığında, salonda yüz biyolog, mühendis, matematikçi, fizikçi ve psikolog vardı. İşte bu bilim adamlarının tümü biyonik araştırmalarına katıldı ve bu araştırma için onlara yeterli parasal olanak sağlandı.
Üç yıl gibi kısa bir süre sonra yapılan ikinci biyonik konferansında bu tasarıma emeği geçen bilim adamı sayısı bine çıkmıştı. Yeni katılanlara ödenenle birlikte bu tasarım için harcanan para bir milyar lirayı buldu.
Bu yeni bilim dalı 1970’lerde yön değiştirdi. Hayvan düşünce ve davranışlarının karmaşık örneklerini taklit eden dizgeler üzerine çalışan bilim adamları yavaş yavaş sibernetik bilimine yöneldiler. Onlara göre, düşünme ve üretmenin nasıl gerçekleştiğini araştırmak metalden nesneler yapmaktan çok daha önemli idi.
Biyonik uzmanları, başlangıçta eksik ya da işlevlerini tam yapmayan organların yerine, yapay alet ve gereçler üretmeyi amaç edinmişti.Şimdiyse, kapsamı daha da geniş olan biyotıp mühendisliği adı verilen bilimin öncüleri durumuna gelmişlerdir.
Biyotıp, çeşitli bilimlerin ileri teknolojisini tıpta uygulamayı amaçlar; örneğin, hastalıkların iyileştirilmesinde röntgenin yanısıra nükleer enerji de kullanır, vücuttaki kimyasal ve elektriksel oluşumları inceler, kalp ve solunum ölçümleri için yeni eloktronik aygıtların yapımına yardımcı olur. Böylece biyotıp mühendisliği bir yandan da makine, elektronik ve kimya mühendisliğini kapsayan bileşik bir bilim olarak ortaya çıkmıştır.
Biyotıp mühendisliğinin biyonik dalında çalışan araştırmacılardan bazıları organları olmayanlara başarılı bir organ takmakla uğraşmaktadır. Bu uzmanlar yapay organların, eskisinden iyi olmasa bile, doğalına elden geldiğince benzemesini isterler. Bazıları, hastalık ya da bir kaza sonucu zarar gören organların bir bölümünü ya da tümünü yenileme üzerine çalışmaktadır. Bir başka grup, duyuların birini ya da birkaçını özellikle de görme ve işitme duyularını, onarma ya da iyileştirme üzerinde incelemelerde bulunmaktadır. Bir de insanların düşünme yeteneklerini geliştirmek ve iyileştirmek için yöntemler bulmak isteyen, bu amaçla yapay akıl üzerine çalışmalar yapan bilim adamları vardır.
Bugün kendine biyonikçi diyebilen ve biyonik dersleri veren pek az kişi vardır. Ancak bu bilim dalı insanların imge gücünü arttırmakta ve doğa harikalarını derinlemesine inceleyip onları taklit etmeye çalıştıkça becerilerini ortaya çıkarmaktadır.

Yorum yazın