Beden Biçimi Ve Biyolojik Geri Bildirim

Beden Biçimi Ve Biyolojik Geri Bildirim

Beden biçimi, kişiliğimizin fiziksel yanı ve dünyaya sunduğumuza inandığımız görünümüdür. Bedenimizi, sanki kendi kafamızın içinde oturan gözlemcilermişiz gibi algılama yatkınlığımız söz konusudur. Sözgelimi, bir kişinin gözleri kapalıyken alnına. E harfi yazıldığında bunu 3 rakamı gibi, yani geriden okur. Bu da, bedensel deneyimlerimizi, sanki kafamızın içinde oturan gözlemcilermişiz gibi algıladığımızı gösterir.

Kendi Biçimimize İlişkin Görüşler

Kendimize ilişkin görüşlerimiz yanlış olabilir. Kendimizi olduğumuzdan daha büyük, daha küçük, az yada çok çekici olarak görebiliriz; bu da, sonunda bedenimizi etkileyebilir. Sözgelimi, utangaç bir kişi dik yürümede başarısızlığa uğrayabilir, bedenimizi «görme» süreci de bilinçaltı yoluyla beden işlevlerini değiştirir, hattâ hastalıklara yol açabilir.
Beden düşüncesi çocukla birlikte giderek büyür; bununla birlikte yanlış kavramlar da gelişebilir. Sözgelimi, cinselliği çarpık olan bir kişi, cinsel kimliği ile bedeninin (kadın yada erkek olsun) birbirine aykırı olduğunu düşünür. Şişman bir kişide aşırı derecede yemek, va fiziksel düzeyde yada kendini değerlendirme düzeyinde yanlış bir beden imgesinden (görünümünden) ortaya çıkabilir. Ayrıca insanlar, bedenlerinin görünümüne ilişkin düşüncelerini simgesel olarak geliştirmeyi severler. Kendi süsünü kendi yapan tek hayvan, insandır. Bunu ya bedenlerini süsleyerek . bozarak  veya, ameliyatla değiştirerek başarırlar; yada ruhsal durumlarını, yaşam biçimlerini, statülerini, ve öteki özelliklerini gösterecek biçimde giyinirler. Bazı giyinme biçimleri fiziksel görünümü etkiler (bir statü simgesi olarak taç, boyu uzun gösterir; ayrıca ayakkabılar da bu amaca ulaşmak için çok kullanılan araçlardır). Bazı elbiseler özel kültürel değerleri vurgular. Cinsel organ aşırı bir biçimde belirtilebilir (5) yada saklanabilir. Eklemeler yada saklamalarla, kadınların bedeni de biyolojik açıdan doğal olmayan biçimlere sokulabilir .

Biyolojik Geri-Bildirim Yoluyla Denetim

İnsanın kendine ilişkin düşüncesi, bedeni fiziksel olarak etkileyebilir. Sözgelimi, çekingen birinin duruşu sırt ağrısına yolaçabilir.
Yeni bir gelişme de, normal olarak denetlenilemez sanılan beden süreçlerinin denetim altına alınabileceğini göstererek, bedenin iyiye doğru değişmesini sağlamıştır. Buna «biyolojik geri bildirim» adı verilmektedir.

Beden işlevleri bilim adamları ve öteki insanlar tarafından uzun bir süredir «istemli» ve «istemsiz» olarak iki bölümde düşünülmektedir. Bunlardan biri kas hareketleri gibi, kontrol edebildiğimiz işlevler; öteki de kalp atışı, kan basıncı ve bağırsak hareketleri gibi kontrol edemediğimiz işlevlerdir. Sonuncu işlevler insanın içinde bulunduğu ruh durumundan etkilenirler; ama işlevlerini genellikle bilinç dışından sürdürürler. Ancak, günümüzde istemsiz süreçler adı verilen bu işlevlerden pek çoğu, bacak yada parmak hareketi gibi, denetim altına alınabilmektedir. Geleneksel olarak bedenlerinin bilincinde olan yogiler, meditasyon aracılığıyla bu denetimi yüzyıllarca sağlamışlardır ve bir dereceye kadar kan basınçlarını, kalp atışlarını ve bunun gibi başka süreçleri isteklerine göre düzenleyebilmektedirler. Bu, yogilerin yer yada kar altında günlerce gömülü kaldıktan sonra nasıl yaşadıklarını açıklamaya da yardım eder.

Son yıllarda bedenin kısa yoldan tanınmasına yardımcı olacak çok basit aygıtlar geliştirilmiştir. «Biyolojik geri bildirim aygıtı» adı verilen bu araçlar , insanın üzerinde bir iğne gezdirerek, bir lamba yakarak, yada kısa sesler çıkararak meydana gelen fizyolojik değişmeleri kayıt eder. Hasta ışığı söndürmeye, iğneyi oynatmaya ya da sesi yükseltmeye çalışarak, o zamana kadar denetlenemez sanılan istemsiz işlevleri düzenlemeyi öğrenir.

Söz konusu aygıtın çok sayıda istemsiz sürecin denetiminde kullanıldığı gösterilmiştir. Bunlar beynin alfa ritimleri’ni, kan basıncını, kalp atışlarını ve derideki kan akışını denetlemeyi de içermektedir. Gerçekte, aygıt tarafından kaydedilebilen bütün istemsiz süreçler istemli olarak denetim altına alınabilmektedir.

Biyolojik geri-bildirim aygıtının tıptaki kullanım alanı daha belirlenememiştir; ancak bu alanın çok geniş olacağı söylenebilir. Bu aygıt, beyin ritimlerini denetleyip hastalara krizin gelmekte olduğunu bildirerek, ilaca karşı direnç gösteren sara hastalığıyla mücadelede kullanılmaktadır. Yüksek tansiyonun, tedirginliğin fiziksel belirtilerinin ve öteki psikosomatik hastalıkların ilaçsız tedavisinin, bu yöntemin ilerdeki en önemli kullanım alanları olacağı sanılmaktadır.

Kişilik Zırhı

Bedene ilişkin düşüncenin ve bunun beden ve beden denetim mekanizması üzerindeki etkisinin önemi, ilk kez, Avusturyalı ruhbilimci Wilhelm Reich (1897-1957) tarafından gösterilmiştir. Reich, bireyin duruşu ile organ işlevlerini, onun tedirginliklerini, katılıklarını, bedenine ve kendine karşı olumsuz duygularım yansıtan bir tür zırh («kişilik zırhı») olarak gördü. Bu duygular özellikle cinsel bağlam içinde ortaya çıkıyordu. Reich, bu katılıkları ortadan kaldıracak bir yöntemi uyguladı; böylece, hem beden işlevlerinin, hem de kendine saygının kazanılacağını kanıtlamaya çalıştı.

Duruşumuz, bedenimizi kullanma ve onu «görme» tarzımız, artık «beden dili» diye adlandırılan belirli bir iletişim aracı olarak ele alınmaktadır. Bu normal jestlerin ötesinde birşeydir. İnsan bedeninin bütünü bir iletişim ve öteki insanların tepkilerini etkileme aracıdır.

Yorum yazın