Bağışıklık Nedir

Bağışıklık Nedir

Canlılar, vücutlarının gereksindiği maddeleri yedikleri besinlerden ve soludukları havadan elde ederler. Ancak yenen her lokmayla ve alınan her solukla vücuda, virüs ve bakteri gibi çeşitli zararlı organizmalar da girer, insan vücudunda, yararlı maddeleri zararlı olanlardan ayırt etmekte kullanılan özel bir sistem vardır. Yararlı maddeler vücut tarafından özümlenir. Zararlı maddeler ise vücudun bağışıklık tepkisi olarak adlandırılan bir savunma mekanizmasıyla vücut dışına atılır. Vücudun zararlı maddelere karşı direncine bağışıklık denir.

Bağışıklık Nedir

Virüslerle, bakteriler hemen her yerde var olan çok küçük organizmalardır. Bunlar, son derece hafif oldukları için havayla taşınabilirler. Çoğu, insan vücudu için zararlı olmamakla birlikte, kiverilir. Gerekli bakım yapılırsa hasta genellikle bir haftada iyileşir.

 

Bu nedenle eğer bağışıklık tepkisi olmasaydı, insanlar sürekli olarak hastalığa yakalanırlardı, insan vücudu kimi organizmalara karşı köklü bir bağışıklık kazanmıştır. Kimi hayvanlarda birtakım hastalıklara yol açan bakteri ve virüsler, başka hayvanlara zarar vermeyebilirler, örneğin kızamık, insanlardan köpeklere geçmez. Doğuştan bağışıklığa doğal bağışıklık denir.

İnsan vücudunun son derece kusursuz bir doğal bağışıklık sistemi vardır. Kimyasal maddelerle canlı organizmalar vücuda girmek için birkaç engel aşmak zorundadırlar.

Ağızdaki tükürük ve burundaki mukus, yenen besinlerde ve solunan havada bulunan birçok zararlı organizmayı süzerler. Mukus ve tükürük, lisozim denilen bir kimyasal madde içerirler. Bu madde birçok bakteri türünü yok eder. Ağızdan mideye geçebilmeyi başaran bakterilerin çoğu da, mide asitleri tarafından yok edilirler.

Deri de, organizmaların vücuda girmesini önleyen önemli bir engeldir. Deri kesik veya yaralı olmadıkça bakteriler vücuda giremezler. Yara, üzerine antiseptik bir madde sürülmezse, mikrop kapabilir. Bu durum, bakterilerin kesilen derinin altındaki dokulara yerleşmeleri sonucunda meydana gelir.

Bakteriler bir tür asalaktırlar. Asalak, konak denilen bir başka organizma üzerinde beslenen organizmalara denir. Mikrop kapan yaradaki bakteriler, vücuttaki maddelerle beslenmeye başlarlar. Bunlar hızla çoğalırlar. Bakteriler, etkinliklerini durduracak bir tedbir alınmazsa, kan dolaşımına girerçk bütün vücuda yayılabilirler.

Ancak vücutta, bu gibi ivedi durumlar için hazır bulundurulan ve özel hücrelerden meydana gelen bir ordu vardır. Bu hücrelere fagosit (hücre yiyici) denir. Fagosit, bir akyuvar türüdür. Bunlar saldırgan bakterilerle beslenirler. Fagositler, bakterileri tıpkı bir amibin besinini özümlediği biçimde özümlerler. Vücut gerektiğinde, başka tür akyuvarları da fagosite dönüştürür. Mikrop kapan kesimde, derinin oldukça kırmızı ve sıcak olduğu görülür. Bu, mikrop kapmaya karşı bir başka doğal bağışıklık tepkisidir. Derideki ısı artışı yaranın çevresindeki kan damarlarının genişlemesiyle ilgilidir. Böylece, yaranın çevresine daha bol kan gelir, kanla gelen fagositlerin sayısı artar ve bakterilerle mücadele hızlanır.

Mikrop kapan yaralarda beyaz bir madde ortaya çıkabilir. Bu maddeye irin denir. İrin, bakterileri yakalamış, öldürmüş ve sindirmiş olan binlerce fagosit içerir.

Fagositlerin etkinliği, her kişide doğuştan var olan bir tür doğal bağışıklıktır. Bir başka tür bağışıklık ise vücutta yaşam boyunca ortaya çıkar. Bu tür bağışıklığa sonradan kazanılmış bağışıklık denir

Her canlı vücudunda protein vardır. Bakterilerde ve virüslerde zararlı proteinler bulunur. Zaman zaman zararlı bir protein, vücudun koruyucu katlarını aşarak kan dolaşımına girer. Vücutta sonradan kazanılmış bağışıklık olduğunda, kandaki kimi maddeler, kana zararlı protein girince hemen tepki gösterirler. Gerek virüslerden, gerek bakterilerden ve gerekse bitki tozlarından gelen herhangi bir yeni proteine karşı vücut bağışıklık kazanabilir.

Proteinler, atomları belli bir sıraya göre düzenlenmiş olan çok uzun moleküllerden oluşurlar. Her canlı türü kendi yapısına özgü proteinlere sahiptir. örneğin, insan vücudundaki proteinler, şempanze vücudundakilerle aynı değildir. Her protein çeşidindeki atomların düzenlenişi de farklıdır. Virüs en basit canlılardan biridir. Virüslerin proteinlerden oluşmuş bir dış zarı vardır. Kan dolaşımına giren bir virüs, hızla çoğalabilir. Sonuçta, virüslerin saldırısına uğrayan kişi, bir virüs hastalığının belirtilerini gösterir ve kendini güçsüz hissetmeye başlar.
Ancak, kan dolaşımına örneğin virüs gibi yabancı bir protein girer girmez, kanda bağışıklık cisimleri denilen bir tür yeni protein üretimine geçilir. Bağışıklık cisimleri akyuvarlar tarafından üretilir. Her akyuvar hücresi bir bağışıklık cismi molekülü oluşturur. Bağışıklık cisimleri, antigen denilen, istilâcı proteinlere hücum ederler. Antigenler, ilk önce çoğalabilirlerse de, vücut yeterince bağışıklık cismi ürettiğinde yok edilirler. Böylece bir süre sonra hastalık ortadan kalkar.

Bağışıklık cisimlerini bir kez üreten vücut, aynı tip virüsler daha sonra saldırıda bulunacak olursa, yine aynı bağışıklık cisimlerini üretir. Başka bir deyişle, vücut bu virüslere karşı bağışıklık kazanmıştır. Bağışıklık cisimleri, antigeni ortaya çıkar çıkmaz yok edeceklerdir. Ancak kan dolaşımına farklı bir virüs antigeni girerse, vücudun buna karşı bir başka tür bağışıklık cismi oluşturması gerekir. Kadınlar gebeliğin son dönemlerinde, kızamık gibi bir hastalığa yakalanırlarsa, buna karşı bağışıklık cisimleri üretirler. Bu bağışıklık cisimleri kan dolaşımıyle dölüte geçerler ve bebek doğumdan sonraki altı ay için kızamığa karşı bağışıklık kazanmış olur.

 

Kızamık bir virüs, hastalığıdır. Bu hastalık kızamıklı bir kişinin soluduğu havanın solunmasıyle bulaşabilir. Virüsler kanda hızla çoğalırlar. Bir süre sonra sayıları artar ve vücut işlevlerini aksatmaya başlarlar. Sonuçta kişi kendini hasta hisseder. Ancak, bu virüse karşı kanda sürekli olarak bağışıklık cisimleri üretilir. Bağışıklık cisimleri zamanla virüsleri yerler ve hastalık ortadan kalkar. Kızamığa bir kez yakalanan bir kişi, büyük bir olasılıkla bir daha yakalanmaz.
XVIII. yüzyılın sonlarında, Ingiliz hekimi Edvvard Jenner, insanların çiçek hastalığına karşı korunabilecekleri gerçeğini ortaya çıkardı. Jenner, çiçek hastalığına yakalanan kişilere bu hastalığa benzer özellikleri olmakla birlikte, daha zararsız bir hastalık olan inek çiçek hastalığı virüsleri şırınga etti. Günümüzde bu tür aşılama işlemleriyle çoğu hastalıkların yayılması önlenebilmektedir. Çoğu bebeklere, doğumdan hemen sonra aşı yapılır. Aşı kana bir antigen eriyiği (aşı) şırınga edilmesi demektir. Bu antigenler tifo, çiçek ve çocuk

felci gibi tehlikeli hastalıklara yol açan bakteri ve virüslerden elde edilirler. Ancak antigenler, özel bir işlemden geçirildikleri için vücuda şırınga edildiklerinde hastalığa yol açmazlar. Kimi aşılardaki antigenler cansızdırlar. Kimi aşılardaki virüs ve bakteriler ise antigenlerini güçsüzleştirecek işlemlerden geçirilmişlerdir. Ancak yine de, kanda bağışıklık cisimlerinin meydana gelmesini sağlayacak etkiyi gösterirler. Aşılar, kimi zaman yaşam boyu bağışıklık sağlarlar.

Hekimler, hastalığa yakalanmış bir kimseye de bağışıklık kazandırabilirler. Bu durumda hastaya bu hastalığa karşı bağışıklığı olan bir kişiden alınan bağışıklık cisimleri şırınga edilir. Bu tedavi hastaya pasif bir bağışıklık kazandırır. Çünkü bağışıklık cisimleri, hastanın kendi kanı tarafından meydana getirilmemiştir. Pasif bağışıklık kısa bir süre devam eder.

Kimi zaman bağışıklık, hekimler ve cerrahlar için önemli sorunlar yaratır. Vücuda giren herhangi bir protein türü, bağışıklık cisimlerinin meydana gelmesine yol açabilir. Her insan vücudundaki proteinler başka insanlardakinden farklıdır. Bir insanın herhangi bir organı, örneğin kalp nakil ameliyatlarında olduğu gibi, bir başka insana aktarılınca, bu kişide bir bağışıklık tepkisi görülür. Aktarılan organın dokusu antigen etkisi gösterir. Organ nakli yapılan kişinin kanı bağışıklık cisimleri oluşturur ve vücut yeni dokuyu reddeder. Vücudun bu doğal savunma tepkisi ancak son yıllarda önlenebilmiştir. Bunun için vücudun yeni dokuları kabul etmesini sağlayacak ilâçlar geliştirilmiştir.

İlk kalp nakli 1967 yılında yapılmıştır. Daha sonraki yıllarda yapılan böbrek ve deri nakilleri birçok kişiyi ölümden kurtarmıştır. Kimi zaman insanların kendi dokularına karşı bağışıklık cisimleri ürettiklerine de rastlanmaktadır.

Kimi insanlar, allerjiden yakınırlar. Saman nezlesi olan kişiler çiçek tozlarının proteinlerine karşı duyarlıdırlar. Bu çiçek tozları, antigendirler ve bağışıklık cisimlerinin oluşmasına yol açarlar. Çoğu kimseler için bu antigenler ve bağışıklık cisimleri zararsızdır. Ancak bu maddelere karşı duyarlı kişilerin dokularında histamin denilen bir maddenin salgılanmasına yol açarlar. Bu tepki nedeniyle, o kişide şişme ve kaşınma olur.

 

Yorum yazın