Antibiyotik Nedir

Antibiyotik Nedir – Antibiyotik Hakkında Bilgiler

Zatürree, kızıl gibi ateşli hastalıklara yakalanan insanlara doktorlar genellikle antibiyotik verir. Antibiyotikler, canlı organizmalar tarafından üretilen ve bazı canlı organizmaların yaşamasını engelleyen varlıklardır. Bunlardan en yaygını penisilindir; ancak penisilinden başka birçok antibiyotik vardır. Ayrıca yeni yeni antibiyotikler de keşfedilmektedir.

Antibiyotik NedirBirçok hastalıklar bakteri adı verilen çok küçük mikroorganizmalar yüzünden meydana gelir. Antibiyotiklerin bulunmasından önce bu tür hastalıkların önüne geçilmesi veya iyileştirilmesi oldukça güçtü. Antibiyotikler, bu hastalıkları umulandan daha çabuk bir zamanda iyileştirirler. Antibiyotikleri yapan organizmalar, ancak mikroskopla görülebilecek ölçüde küçük canlı varlıklardır. Bunlar, koloni olarak adlandırılan kümeler şeklinde yaşarlar. Koloniler gözle görülebilir. Mutfaklarda bulunan bayat ekmek, yemiş ve peynir üzerinde zamanla büyümeye başlayan ince tüy görünümündeki maddeler bir çeşit mikroorganizma kolonileridir. Buna mantar veya küf adı verilir.

Yeryüzünde çok sayıda mikroorganizma bulunur. Bunların hepsi için yeterli besin, yer veya hava bulunmaz. Bazı mikroorganizmalar, bu arada küfler, özel bir savunma şekli geliştirmişlerdir. Bunlar, başka organizmaların kendi yakınlarında yaşamasını engellemek için bir zehir üretirler, işte bu zehir antibiyotik adı verilen maddedir. Ondokuzuncu yüzyıla kadar insandan insana yayılan salgın hastalıkların nedeninin ne olduğu bilinmiyordu. Daha sonra 1860 yılında Fransız bilgini Louis Pasteur, bazı hastalıkların bakteriler yüzünden ortaya çıktığını buldu. 1890 yılına kadar birçok hastalığın ve salgının nedeni olan bakteriler saptandı. Doktorlar, yaralara bakteri öldüren ilâçlar uygulamaya başladılar. Ancak bu işlem salgın iç hastalıkların önüne geçemedi.

İki Alman doktoru bir başka yaklaşım denediler. Bunlar, bir bakteri türünü diğeri ile savaştırdılar. Rudolf Emmerich ve Oskar Low adlı bu doktorlar, Bacillus pyocyanus adı verilen bir bakterinin zehir ürettiğini gördüler. Bu zehiri piyosiyanaz olarak adlandırdılar. Sözkonusu bakteri, yaralar içinde yeşil bir irin oluşturuyordu. Ancak zehiri diğer bakterilerle karşılaştığında onları öldürüyordu. Alman doktorlar piyosiyanazı tifo, kuşpalazı ve veba hastalıklarının iyileştirilmesinde kullandılar. Bazı hastalar iyileşti. Ancak bazıları da daha fazla hastalandılar. Bunun üzerine bu ilâcın hastalarda kullanılacak kadar güvenilir olmadığı sonucuna varıldı.

Kimi bilginler de antibiyotikler üzerinde sürekli çalışma yapıyorlardı. Böylece birçok antibiyotik keşfedildi. Ancak bunların bir kısmı hastalıkları iyileştirmiyor, bir kısmı ise hastalığı yaratan bakteriyi öldürmelerine karşın insanlara da zarar veriyordu.

En sonunda 1928 yılında Alexander Fleming penisilini buldu. Fleming, birçok hastalığa neden olan Staphylococcus aureus adlı bakteriyi inceledi. Bu bakteriyi küçük cam tabaklar içinde çoğalmaya bıraktı. Bakteriler, tabak içinde üstleri altın

renginde krem gibi bir tabaka ile örtülünceye kadar çoğaldılar. Bir gün Fleming, tabağın içine birkaç küf hücresinin düşmüş olduğunu gördü. Rastlantısal olarak tabağın içine düşen bu mantar hücrelerinin çevresinin temiz olduğunu ve bu alanda bakteri bulunmadığını saptayan Fleming cam tabağı gözlemeye başladı. Tabağın içindeki küf bir antibiyotik üretiyordu. Bunun üzerine daha fazla küf üreterek bu küfün yaptığı sıvıyı topladı. Küfün adı Penicilin notatum idi. Fleming bu küften elde edilen yeni ilâca penisilin adını verdi. Elde ettiği sonuçları 1929 yılında yayınladı. Ancak birçok insanı tedavi edecek miktarda penisilini nasıl yapacağını henüz bilemiyordu.

1930 yıllarında boya yapımında kullanılan bir maddenin bakterileri öldürdüğü saptandı. Bu madde sülfanilamiddi. Böylece sülfamitli ilâçlar, yapıldı. Sülfamitli ilâçlar iyi sonuçlar verdi. Ancak bunları kullanmak oldukça güçtü. Çoğu zaman hastalara az da olsa zarar veriyorlardı. Antibiyotiklerin seri üretimi: 1939 yılında Dr. Howard Florey ve Dr. Ernst Chain adında iki İngiliz bilim adamı büyük ölçüde penisilin üretmenin yollarını aramaya başladılar. Karşılaşılan sorun şuydu: Mantar büyüdükçe çevresindeki besini ve havayı tüketiyordu. Bunun sonucunda da mantara zarar veren artık maddeler birikiyordu. Bu sorunu çözüme ulaştırmada mühendisler yardım ettiler. Mühendisler, mantarların çevresine yeni besin ve hava sağlıyacak ve artık maddeleri toplayacak bir düzen geliştirdiler. 1943 yılında penisilin artık yılda 5 bin litreden fazla üretilebiliyordu. Daha sonraları da Fleming’in küflerinden 200 kat fazla penisilin üreten türler bulundu.

Penisilin birçok hastalığı iyileştirmekle birlikte her hastalığı iyileştiremez. Antibiyotikler üzerine yapılan araştırmalar halâ sürdürülmektedir. Bazı antibiyotiklerin yapımında yine mikroorganizma kolonileri çoğaltma yöntemi uygulanmaktadır. Bazıları ise yapay yollarla üretilmektedir. Antibiyotiklerin mikroorganizmalar üzerindeki etkileri değişiktir. Bazıları bakterileri öldürür. Bazıları da bakterilerin çoğalmasını engeller. Antibiyotikler bunu yeni bakterilerin çevresinde oluşan hücre zarlarını bozarak sağlarlar. Bu şekilde vücut, bakterilerle daha iyi savaşabilir. Antibiyotikler virüslere karşı etkisizdirler. Virüsler grip, kızamık, kabakulak ve bazı diğer hastalıklara neden olurlar. Bilim adamları, virüslerin neden olduğu hastalıklarla savaş konusundaki çalışmalarını sürdürmektedirler.

Antibiyotiklerin kullanılmasında en büyük sorunlardan biri, bakterilerin bunlara alışkanlık kazanmasıdır. Bunun sonucunda antibiyotikler etkisiz duruma gelirler. Bakterilerin direnç kazanmaları iki türlü olur. Penisiline karşı direnç, penisilinin az ölçülerde hastaya verilmesi durumunda ortaya çıkar. Bunun önüne geçilmesinin yolu, vücutta bulunan bakterileri bir anda öndürecek ölçüde penisilinin hastaya bir kerede verilmesidir. Streptomisin adlı antibiyotiğe karşı direnç ise birden bire ortaya çıkar. Bunun nasıl olduğu halâ anlaşılamamıştır.
Çok ilginç durumlardan biri de uzun bir süre antibiyotik alan insanların başka hastalıklara yakalanmalarıdır. Bunun nedeni oldukça basittir. İnsan vücudunda çok çeşitli bakteriler bulunur. Bütün bunlar besin bulmak için çabalamaktadırlar. Eğer alınan antibiyotikler bunların en kuvvetlilerini öldürürse daha zayıf olanların büyümesi için ortam hazırlanmış olur. Bu durumlarda yeni hastalığın nedeni genellikle mantardır. Çünkü mantarlar, bakterileri öldüren antibiyotiklerden etkilenmezler. Bilim adamları antibiyotikler üzerinde sürekli olarak çalışmaktadırlar. Bunun sonu cunda doktorlar, her geçen gün antibiyotikleri daha etkili bir biçimde kullanmaktadırlar.

Etiketler: , , ,

Yorum yazın