Ameliyat Nedir Nasıl Yapılır

Ameliyat Nedir Nasıl Yapılır
Ameliyat Nedir Nasıl YapılırAMELİYAT hekimliğin en önemli işlerinden biridir. Hasta bir kimseye tedavi bakımından iki türlü yardım yapılabilir: 1) Tıbbı; 2) Cerrahi. Hastayı iyileştirmek amacıyla yapılan cerrahî işleme “ameliyat” (operasyon) denir. Ameliyatta vücut gereken yerden yarılır, hasta organa ulaşılır; bıçak, ya da benzeri aletlerle hasta kısım çıkarılır ya da onarılır. Bu bakımdan, apse açmak gibi basit bir işlem de ameliyat sayılır.

Ameliyatın yapıldığı yere “ameliyathane” ya da “ameliyat odası”, ameliyatı yapan hekime de “cerrah”, ya da “operatör” denir.

Ameliyat Nasıl Yapılır?

Ameliyattan önce, operatör, hastanın durumunu inceleyerek, ameliyatın acele yapılması gerekip gerekmediğine karar verir. Ancak, çok acele durumlarda bile, ameliyata bir hazırlanma payı bırakılmalıdır. Büyük önemli ameliyatlarda ise, bu hazırlık evresi şarttır.

Hastanın hemen ameliyat edilmesi gerekiyorsa, operatör hasta için en uygun zamanı seçer; hem maddî, hem manevi yönden hastasını ameliyata hazırlamaya çalışır. Ameliyattan birkaç gün önce hastaya bol miktarda su, tuzlu, şekerli besinler verilir. Ameliyat gününden bir gün önce de, hastanın vücudu yıkanıp temizlenir, ameliyat masasında açılmak üzere alkollü pansıman yapılır. Hasta örneğin midesinden ameliyat edilecekse, önceden midenin de yıkanması gerekir. Hazırlık süresi içinde, hasta kan kaybetmişse, kendisine Kan verilir; su kaybetmişse serum uygulanır; gereken ilâçlarla durumu düzeltilmeye çalışılır.

Yalnız ameliyat edilecek hasta değil, ameliyat odası da önceden hazırlanmalıdır. Ameliyattan bir gece önce, ameliyathane formol buharıyla mikropsuz hale getirilir, özel aletlerin yardımıyla, ameliyat salonunun havası belirli bir ısıda, rutubet derecesinde tutulur.
Hasta ameliyat odasına alındıktan sonra, ameliyat alanı temizlenir; mikroptan arınmış bezlerle örtülerek sınırlandırılır. Sonra, hasta uyutulup, duyuşuz hale getirilir (Bk. Anestezi). Hasta duyuşuz hale gelene kadar, başında bir asistan bekler. Ayrıca, yapılacak ameliyatın önemine göre, kanı durdurmak, yarayı, ya da organları ayrık tutmak, ikinci derecedeki işleri görmek üzere, operatörle birlikte ameliyata bir, ya da birkaç yardımcı daha girer.
Operatörle yardımcıları, ameliyat odasına girmeden önce tamamen mikropsuz hale getirilmiş gömlekler giyerler; başlarım, ağızlarını, burunlarını örten maskeler takarlar. Ellerini de, sabunlu su ile iyice fırçaladıktan sonra, alkolle yıkarlar; gene mikroptan arınmış kauçuk eldivenler giyerler. Böylece, operatörle yardımcılarının ağızlarından, burunlarından, ya da ellerinden hastaya mikrop bulaşmasının önüne geçilmiş olur. Ameliyatta kullanılacak aletler, gazlı bez, pamuk gibi malzeme de son derece temiz, mikroptan arınmış olmalıdır.
Ameliyat devam ederken, hastanın genel durumu sürekli olarak kontrol altında bulundurulur; nabzı, kan basıncı yoklanır. Ameliyat sırasında kan basıncı birden düşerse, hastanın çok kan kaybettiği anlaşılır. Bu durumda, hastaya hemen kan verilmelidir.
Ameliyat sona erdikten sonra, operatör kanama, yaranın mikroplanması gibi durumların önüne geçmek için gerekli tedbirleri alır. Gerekli görürse, hastaya kan nakli yapar. Bunun için, ilk önce, hastanın kan grubu tespit edilir; çünkü, hastanın kanıyla uyuşmayacak bir kan verilirse hayatı tehlikeye girer. Bu bakımdan, kan gruplarının bilinmesi ameliyat için hayatî bir önem taşır.
Ameliyat Odası Nasıl Olmalı?
Eskiden ameliyat odalarının gündüz ışığıyla aydınlatılmasına büyük önem verilirdi. Çünkü operatörlerin elleriyle başlarının gölgeleri ameliyat yapılan yerin üzerine düşer, dolayısıyla yara iyice görülemezdi, özel aynalı lambaların kullanılmaya başlanmasından sonra ise, gündüz ışığına ihtiyaç kalmadı. Ameliyat odaları kolay ısıtılabilecek, çabuk temizlenebilecek biçimde yapılır. Girintili çıkıntılı duvarlar, oymalar, toz, mikrop yuvası olduğu için, ameliyathanelere elverişli değildir. Modern ameliyathanelerde, duvarlarla döşemenin ve tavanın birleştiği noktalar bile köşe biçiminde olmayıp yuvarlaktır.
Son zamanlarda büyük ameliyat salonlarından çok, küçük odalar tercih ediliyor. Modern bir ameliyat odası, gerekli aletlerin konduğu etajerleri, ameliyatta bulunacak yardımcıları, bir de hastaya doktorun hareketlerini kolaylaştıracak bir yatış biçimi sağlayan ameliyat masasını rahatça içine alabilecek büyüklükte olmalıdır. Bu ameliyat masaları sayesinde, operatör hastasını istediği biçimde yatırıp ameliyat edebilmektedir. Modern ameliyat salonlarının tavanı, tıp öğrencilerinin ameliyatı kolayca izleyebilmeler ri için, camdan yapılmıştır.
Ameliyat salonunun hemen bitişiğinde,
birtakım odalar sıralanmıştır. Bu odalarda aletlerin, gömleklerin mikroptan arınmasını sağlayan aygıtlar, gerekli ilâçlar, lavabolar bulunur.
Ameliyat Alanındaki Gelişmeler
Eskiden yapılan ameliyatlar, daha çok yaraları iyileştirme amacım güdüyordu. Ancak, Eski Mısırlılar’ın kafatasını açıp, beyin ameliyatı yapmaya çalıştıkları da bilinen bir gerçektir. Uyuşturucu ilâçlar kullanılmaya başlanmadan önce yapılan ameliyatlar hastaya korkunç acı çektirirdi. 1850’den sonra, hastaya ağrı duyurmamak için anestezi yapılmaya başlanınca, bu sakınca ortadan kalktı.
Ameliyatla tedavi, hele son yıllarda, dokunulmaz sanılan organlara kadar uzandı. Akciğer, kalp, böbrek, beyin gibi çok nazik organlar ameliyat edilmeye başlands. Bugün, akciğer ameliyatlarında, akciğerin hasta kısmı, hattâ gerekirse bütünü çıkarılabiliyor. Kalp, böbrek ameliyatlarında, yapay kalp, yapay böbrek aygıtları kullanılarak, büyük kolaylıklar sağlanıyor. Son yılların en büyük tıo olavı ise. hiç kuskunuz. Dr. Barnard’ın başarmış ojduğu kalp nakli ameliyatıdır. Ameliyatla tedavi, bugün dahilî tedavi sınırlarını kat kat aşmış bulunmaktadır. Eskiden ilâçla iyileştirilmeye uğraşılan pek çok hastalık, bugün ameliyatla iyileştirilebiliyor. Yeni doğan cerrahî dalları da, ameliyatın ilâçla tedavinin yerini almaya başladığını gösteriyor.
Ameliyat konusunda bugünkü hekimliğin gösterdiği en büyük başarılardan biri muhakkak ki beyin ameliyatlarıdır. Düne kadar bıçak vurulamaz olarak kabul edilen beyin üzerinde bugün hiç çekinilmeden, büyük ölçüde de tehlikesiz olan ameliyatlar yapılmaktadır.
öte yandan, gene eskiden hekimlikte neşterin dokunamayacağı bir uzuv sayılan kalp üzerinde de büyük bir güvenlikle çeşitli ameliyatlar yapılıyor (Bk. Kalp)
Ameliyat konusunda en son yeniliklerden biri de “yüksek basınçlı oda” tekniğidir. Normalden 30 kat daha çok oksijen sağlayan bu odalarda yapılan ameliyatlarda hasta ameliyat sırasında zorunlu ara vermelerden etkilenmiyor, bol oksijen içinde yaşayımını sürdürüyor. İ Ik defa Sovyet hekimi Dr. Boris Petrovskiy’in uyguladığı bu usulle en tehlikeli ameliyatlar başarıyla yapılabilmektedir.

Yorum yazın