Ağrı nedir – Ağrı neden olur

Vücudun bir yerinde duyulan sürekli acı. İnsanı çok rahatsız eden ağrının incelenmesi, tıp biliminin önemli bir bölümünü oluşturur. Bugün, ağrıları azaltacak çeşitli yöntemler bilinmektedir.
Ağrıyı ölçmek için uygulanabilecek kesin bir yöntem yoktur. Fakat birçok değişik ağrı türü vardır. Örneğin sancı birdenbire ortaya çıkan yoğun bir ağrıdır.
Ağrı nedir - Ağrı neden olur
Ağrı, devamlı olabileceği gibi, başağrısı gibi geçici de olabilir. Kramp ise, kasların kasılması sonucu ortaya çıkan bir ağrıdır. Bunların yanısıra, yanıklarda olduğu gibi sızlayan ya da dirseği bir yere çarpma sonucu ortaya çıkan elektriklenme etkisi uyandıran acılar da vardır.

Ağrı, vücudun bir bölgesini ya da tamamını etkileyebilir. Birkaç saniye sürebileceği gibi, eklem yangılanması gibi hastalıklarda olduğu gibi yıllarca geçmeyebilir. Eklem yerlerindeki yangılanmalar, şiddetli kemik ağrılarına yol açarlar.

Ağrı, bazen fiziksel nedenlere dayanır. Hastalıkların ve yaraların yol açtığı ağrılar bu gruba girerler. Başa gelen bir darbe ya da alman kötü besinler, baş ve mide ağrılarının fiziksel nedenleridir. Ruhsal nedenlere dayanan ağrının tedavisi daha zordur. Kızgınlık ya da korku gibi kuvvetli heyecanlar, bu tür ağrıların doğmasına neden olabilirler.

Acı vücuttaki sinirlerin uyarılması sonucu duyulur. İtki adı verilen küçük elektrik sinyalleri sinirler boyunca dolaşırlar. Bunlar sinir uçlarında başlarlar. Dokunma, tat ve koku alma duyularının algılanmasını sağlayan itkiler de sinir uçlarında başlar. Sinirler deri altında, organlarda son bulurlar ve kemiklerin etrafını sararlar. Acı itkileri omurgaya ulaşana kadar, diğer itkilerden farklı değildirler. Fakat acı itkileri omurgada özel bir siniri uyarırlar. Bu sinir acı itkilerini beyne iletince acı algılanır.

Bir sinir ucunun yakınında vücuda zarar verici bir algı gelişirse sinirlerde acı itkileri harekete geçer. Zarar çok güçlü değilse, hemen giderilir. Acının yoğunluğu beynin bir saniyede algıladığı itkilerin sayısına bağlıdır, itkilerin sayısı arttıkça, acı şiddetlenir.

Beyin, uyarılan sinire göre, acının duyulacağı bölgeyi saptar. Acı genellikle, zararın gerçekleştiği bölgenin dışında duyulur, örneğin, kalp hastalıklarında, sol koldan geçen sinirler uyarılırlar, acı sol kolda duyulur.

Kollarını ya da bacaklarını kaybetmiş kişiler, “varolmayan organlarında” ağrı duyarlar; çünkü kesik bölgede sona eren sinirler beyne ağrı itkileri gönderirler.

Her insan acıya aynı ölçüde dayanıklı değildir, iğne yapmak bazılarına çok acı verirken, başkalarını hiç etkilemeyebilir. Bilim adamları, böyle farklılıkları tanımlayabilmek için “acı eşiği” deyimini kullanmaktadırlar. (Eşik, bir şeyin başladığı noktadır. Bir eve girerken, önce eşikten geçilir.)

Deriye uygulanan küçük bir basınç, acı uyandırmak için yeterli değildir. Çünkü yapılan basınç acı eşiğini aşmamıştır. Basınç artarsa acı verebilir. Bu durumda acı eşiğinin aşıldığından söz edilir. Bir insanda örneğin, sıcaklık ya da basınç yoluyla acı uyandıran en küçük sinir uyarısı buluna-ak o insanın acı eşiği saptanır.

Acı eşiği vücudun çeşitli bölümlerinde de farklılıklar gösterir. Vücudun bir bölümündeki acı eşiği, bir başka bölümdeki acı eşiğini değiştirebilir. Ayrı ayrı bölümlerde duyulan iki acıdan biri öbürünün daha az etkili olmasına yol açabilir. Buna örnek olarak, yaralı bir askerin dudağını ısırarak parçalaması gösterilebilir, öte yanda güneş yanığının acı eşiği çok alçaktır; yanığın elbiseyle en ufak bir teması bile acı duyulmasına yol açar.

Kimi zaman insan, acılara her zamankinden daha dayanıklı olabilir. Bu durum, istemli olarak gerçekleştirilebilir. örneğin daha önce aşı yapılmış bir kişiye, ikinci bir aşı daha ağrısız gelebilir. Aşının gerekliliği düşünülür, korkulmamaya çalışılırsa, acıya dayanıklılık artar. Acı duyan bir kişi, dikkatini başka noktalarda toplamaya çalışırsa, acıdan daha az etkilenir. Fakat bazı insanlar, en hafif bir acıya bile tepki gösterirler. Bu tip insanlara aşırı duyarlı denir Bu insanların tepkileri çok kuvvetli olur. Bu kişilerde acıya dayanıklılık eşiğinin düşük olduğu söylenebilir.

Alkollü içkiler bazı kişilerin acıya dayanıklılıklarını arttırır. Alkol, sinir sisteminin merkezine etki yaparak acıyı azaltır. Doğuştan acıya dayanıklı birçok insan ve insan toplulukları da vardır. Doktorlar acıyı uyuşturucularla önlerler. Genel bir anestezi, bir insanı uyutur. Yerel anestezi, vücudun bir bölümünü duyarsız kılar. Bunun yanı sıra, aspirin gibi ağrı ve acıyı dindiren fakat diğer duyuları etkilemeyen ilâçlar da kullanılır.

Acıyı dindirmek için uygulanan başka bir yöntem de, Çin’de uygulanan akupunkturdur. Bu sistemde, vücudun belirli bölgelerine özel iğneler batırılır. Doktorlar, akupunktur sisteminin nasıl olumlu sonuçlara yol açabildiğini araştırmaktadırlar.

Çin’de uzun süreden beri uygulanmakta olan akupunktur sistemi, son yıllarda batı ülkelerinde de güncel bir niteliğe bürünmüştür. Doktorlar bu sistemi ameliyatlarda kullanmak istemektedirler. Ancak bu konu henüz deneme aşamasından öteye geçmiş değildir.

Uyku durumunu andıran hipnoz sırasında, bir insanın acıya dayanıklılığı çoğaltılabilir, ya da bu eşik düşürülebilir. Gürültü ya da müzik de, kişinin dikkatini başka yöne çekerek duyulan acıyı azaltabilir. Sakinleştirici ilâçlar kişiyi sakinleştirerek acıya fazla tepki göstermemesini sağlarlar. Hiçkimse ağrı duymaktan hoşlanmaz. Fakat ağrı vücudumuzdaki herhangi bir hastalığı, düzensizliği haber verdiği için uyarıcı bir nitelik taşır. Kimi insanlarda acı duyma, yetisi yoktur. Bu kişiler kendilerine çok dikkat etmelidirler. Bu insanlar, keskin ya da sıcak cisimler kendilerine zarar verse bile bunu farketmedikleri için, vücutları yaralar ve yanıklarla doludur.

Etiketler: , ,

Yorum yazın