Ağızda Neler Var

Ağızda Neler Var

KEMİKLER
Kafatasınız yirmi iki kemikten oluşmuştur. Bir kafatası resmine baktığınızda, bu kemiklerden iki tanesinin ağzınızın çatısını oluşturduğunu görürsünüz. Bunlar “Çene kemikleri”dir. Böyle bir resimde, çene kemiklerindeki kemiksi oyuklara oturmuş dişleri de görürsünüz.
Ağzın açılıp kapanması için her iki çene kemiğinin de bir cımbız gibi hareket ettiğini düşünebilirsiniz. Ancak, yalnızca alt çene kemiği, bir başka deyişle (mandíbula) oynar. Tüm kafatasında oynak olan tek kemik budur. Alt çene kemiği kafatasına iki eklemle bağlanmıştır. Parmaklarınızı kulaklarınızın hemen önüne koyup ağzınızı açıp kapadığınızda bu eklemlerdeki hareketi duyabilirsiniz.
Kemikler ağzın yalnızca çatısını oluştururlar. Dişler, kaslar, deriyle kemiği birleştiren dokular ve yumuşak, deriye benzer bir zar ağzı oluşturan öteki öğelerdir. Doktorlar ve dişçiler ağzınızın içindeki boşluğa “ağız boşluğu” derler. Tavanına ise “damak” denir. Dilinizi ağzınızın tavanına, dişlerinizin tam arkasına, dokundurduğunuzda, “sert damak” olarak adlandırılan kısma değmiş olursunuz. Bunun ardında boğazınıza doğru “yumuşak damak” yer alır. Ancak bu bölgeye dilinizle dokunurken dikkatli olmalısınız, çünkü öğürmenize neden olabilir. Ağzınızın en gerisinde, boğazınıza açılan kesimde, küçük bir et parçası, “küçük dil” vardır. Ağzınızı iyice açıp aynaya baktığınızda küçük dilinizi rahatlıkla görebilirsiniz.

DİL
Dil aslında çok güçlü bir kastır. Büyük bir bölümü ağzın tabanına ortadan bağlıdır. Konuşurken ürettiğiniz seslerde dilinizi kullanırsınız. Dil yemek yerken de çok önemlidir. Dilin yediğiniz yemeğin tatlı, ekşi, acı ya da tuzlu olduğunu duyan sinir uçları vardır. Diliniz damağınız yardımıyla size ağzınızdaki yiyeceğin sert, yumuşak, gevrek ya da yapışkanlık gibi özelliklerden hangisine sahip olduğunu anlamanızı sağlar, ön dişlerinizle ısırdığınız yiyeceği ağzınızın arkasına iten de yine dildir. Bundan sonra arka dişlerle çiğneme başlar.

AĞZIN ÖRTÜSÜ
Ağız, deriye benzer, yumuşak ve duyarlı bir madde olan ağız zarı “mukoza” ile kaplıdır. Bu, ağzın üstünde, altında ve dilin üzerinde bulunan “tükürük bezleri” ile nemli tutulur. Tükürük ağzınızdaki renksiz sıvıdır. Ağzınızı kurumaktan korurken yemenize de yardımcı olur. Çiğnediğiniz yiyecekle karışarak kolayca yutulmasını sağlar.

DUDAKLAR
Dudaklar ağzınızın kaslardan oluşan dış kenarlarıdır. Yumuşak ve duyarlı yüzeyleri vardır. Renkleri yüzü kaplayan derinin renginden ayrıdır. Dudaklar ağza uyarı görevi yaparlar. Bu görevi yerine getirirken sıcağı ve soğuğu ayırt eder, ağzı aşırı sıcak ya da soğuktan korurlar.

DİŞLER
Dişleri kafatası resminde görmüştünüz. Bunların kemiksi oyuklar içinde yer aldıklarını biliyorsunuz. Buna yuva sistemi (alveolar process) denir. Çene kemiğinin üzerinde yer alır. Çene kemiği diş eti ya da jenjiva adı verilen yumuşak, pembe bir doku ile kaplıdır. Dişler yuva sistemindeki yuvalara sıkıca oturmuşlardır.

KONUŞMA
Konuşurken ağzınızın tüm bölümlerini kullanırsınız. Boğazınızdaki iki ince kas ve zardan oluşan ses telleri ses üretirler. Ciğerlerden gelen hava ile titreştiklerinde sesler oluşur. Bu sesler, boğazınızdan, burnunuzun arkasındaki geçitlerden ve ağız boşluğundan geçerken güçlenirler. Ağız bu sesleri değişik konuşma seslerine dönüştürür. Dil, yumuşak ve sert damaklar, dudaklar ve dişler bu işlemin yerine getirilmesinde rol oynarlar, örneğin, dudaklar “a” ve “p” gibi sesleri ve sesli harfleri üretirler, “t” sesini çıkarmak için, dil sert damağa yapıştırılır, “d” sesi için ise dili dişlere doğru itmek gerekir. Süt dişleriniz döküldüğünde oluşan boşluk nedeniyle “s” harfini üretmenin ne kadar zor olduğunu anımsıyor musunuz? Eğri ya da eksik dişler açık seçik konuşmanızı güçleştirirler.


YEMEK YEME

Yemek yerken de ağzınızın tüm bölümleri birlikte çalışırlar. Ön dişlerin ısırdığı bir parça, daha sonra dil yardımıyla ağzın arka bölümüne itilir. Lokma, arkadaki azı dişleri tarafından çiğnenerek öğütülür. Bu arada tükürük bezleri sürekli olarak tükürük salgılayarak lezzet ayırımında tat alma dokularına yardımcı olur. Tükürük, çiğnenmiş besini ıslatarak kolay yutulmasını sağlar. Besin üzerinde kimyasal bir etkisi de vardır. Besin, yeterince çiğnendikten sonra, dil ve yanak kasları ile ağzın arkasına doğru itilir. Burada birçok kas, besini önce boğaza, oradan da mideye yollar. Besin iyice çiğnenmelidir, yoksa midenizin onu sindirmesi güçleşir. Bir lokma besin için bunca çaba çok gibi görünürse de, düşününce ağız sağlığının önemi daha iyi anlaşılmaktadır.

Yorum yazın