Ağız – Ağzın Yapısı

Ağız, birçok amaç için kullanılan bir organdır Besinler, ağız yoluyla alınırlar ve ağızda dişler tarafından parçalanırlar. Dilin üzerinde bulunan küçük tomurcuklar, besinlerin tadını almamızı sağlarlar. Ağızdaki bezler, tükürük salgılarlar. Tükürük besinleri ıslatır, sindirmeye başlar ve kolay yutulur duruma getirir. Ağzın gerisinde gırtlak ve yutak vardır. Gırtlaktan sonra, mideye ulaşan yemek borusu gelir. Ağız konuşurken, gülerken, ıslık çalarken, emerken ya da bir çalgı çalarken çeşitli şekillere girer.

Ağız - Ağzın Yapısı

Ağız tavanı, kemikli bir damak tarafından biçimlendirilmiştir. Karada yaşayan ilk omurgalı hayvanlar olan hem karada hem denizde yaşayabilen ikiyaşayışlıların damakları sert değildi, ikiyaşa-yışlılar 300 milyon yıl önce yeryüzünde belirmişlerdir. ikiyaşayışlıların akciğerleri vardı. Burun delikleri yoluyla soluk alırlar, fakat hava ağza dolardı. Milyonlarca yıllık bir süreç içinde, karada yaşayan hayvanlarda, ağızla burnu birbirinden ayıran bir kemik oluştu. Bu sert kemik tabakası damaktır. Böylece ağız, havanın girebileceği ikinci bir geçit oldu. Normal olarak hava, burundan girerek soluk borusundan (trakeadan) geçer ve akciğerlere ulaşır.

Memeli hayvanlarda damağı kaplayan deri parçası, arka kısımda bir kas halinde gelişir ve yumuşak damak adını alır. Yutkunduğumuz zaman yumuşak damak yükselerek burun bölümüne açılan yolu kapar ve besinlerin o yöne gitmelerini önler. Yumuşak damak konuşurken c yukarı-aşağı hareket eder. Yumuşak damağın ağzın sonunda yer alan aşağı sarkık kısmına küçükdil denir.

Dii ağzın tabanında yer alır. Besinlerden tad alınmasını sağlar. Dil konuşabilmek için de gereklidir. Dil hareketsiz tutulduğu zaman düzgün konuşma olanağı yoktur. Konuşan bir kimse izlendiği zaman, dudakların ve dilin devamlı olarak oynadığı ve sözcükler oluşturan her ses için ayrı biçim aldığı görülür.

Ağzın arkasında, dilin her iki tarafında iki yumru bulunur. Bunlar bademciklerdir. Bademcikler akciğerlere ve mideye açılan yollarda, ağız ve burundan giren mikropları yok ederek vücudu hastalıklara karşı korurlar.

Dişler, ağzın çevresinde, alt ve üst çenede yer alırlar. Besinleri küçük parçalara bölmeye yararlar. Erginlerde dört tür diş bulunur. Kesici adını alan 8 ön diş, besinleri kavramayı, kesmeyi ve sıvıları azar azar içmeyi sağlar. Üst ve alt çenede kesicilerin her iki tarafında yer alan koni biçimli dört köpekdişi besinleri parçalar, ön azı dişleri ve azı dişleri bu dişlerden sonra, ağzın gerisinde yer alırlar. Bu dişlerin yassı yüzeyleri, besinleri ufalayıp öğütmeye, böylece yutulmalarını kolaylaştırmaya yarar.

Ağızda tükürük salgılayan birçok salgıbezi vardır. Tükürüğün üç görevi vardır. Tükürük besinleri ıslatıp kolayca yutulmalarını sağlar; tad almada yardımcı olur. Bu görevlerinin yanısıra tükürük, içeriğinde bulunan sindirici bir özsuyun yardımıyla nişastayı parçalamaya başlar.

Birçok hayvanın ağız yapısı yediği besin çeşidiyle uyumludur. Bazı böceklerin, örneğin sineklerin ağız kısımları, delme ve emmeye elverişli bir yapıya sahiptir. Bitkilerin özsularım, ya da hayvanların ve insanların kanlarını kolayca emebilirler. Kuşların gagaları, böceklerin ağız şekillerinden çok farklıdır. Papağanın, ceviz ve sert kabuklu besinleri kırabilmesini sağlayan kuvvetli ve kısa bir gagası vardır. Ağaçkakanın sivri biçimli gagası ağaçlarda delikler açabilmesine elverişlidir. Akbabanın kuvvetli ve kıvrık gagası, avını kolaylıkla parçalamasını sağlar.

Irmak taşemeni balıkların kanlarını emerek beslenir. Avına bir emici gibi gelişmiş ağzıyla yapışır. Ağız çevresinde ve dilde bulunan boynuzsu dişler balığın etine batarlar. Daha sonra ırmak taşemeni kanı emmeye başlar.

Çin Hindi’nde yaşayan okçu balık, avını alışılmamış bir yöntemle yakalar. Avını gördüğü zaman, solungaçlarını hızla kapatır; bunun etkisiyle ağzından su fışkırır. Damağa yaklaşarak bir boru oluşturan dil, fışkıran suyun hızını arttırır. Hayvanlarda ağzın hemen hemen her bölümü ay-ırı bir görev yüklenmiştir, örneğin yılanlarda dil koku alma organıdır. Kurbağalar ve bukalemunlar çok uzun ve yapışkan olan dillerini avlarını yakalamada kullanırlar. Bukalemunun dili, gövdesinden daha uzundur. Dil, ağızdan çok büyük bir hızla “fırlatılır” ve uçan bir böcek, dilin yapışkan yüzeyiyle avlanarak ağza alınır.

Bazı memelilerde, örneğin köpeklerde, dil vücut sıcaklığını dengelemeye yarayan önemli bir organdır. Yorgun bir köpek, yere yatıp dilini dışarı çıkardığı ve çok sık nefes aldığı zaman hasta olmuş, ya da soluk soluğa kalmış değildir. Dil üzerinde bulunan tükürük buharlaşarak köpeğin etrafında hafif bir serinlik yaratmakta, böylece köpek serinlemektedir. Köpeklerde çok az terbezi bulunur; dil, vücudun fazla sıcaklığı atmasına yarayan önemli bir organdır.

Etçil ve otçul hayvanların dişleri, aldıkları besinlerle çok uyumlu bir yapıdadır. Otçul hayvanların ön azı ve azı dişleri besinleri iyi çiğneyebilecek ve öğütebilecek şekilde gelişmiştir. Etçil hayvanlar besinlerini fazla çiğnemezler; besinleri parçalayabilecek kuvvetli dişlere ihtiyaçları vardır. Etçillerde kesici dişler ve köpek dişleri çok gelişmiştir.

Ağız, avlama ve öğütme görevlerinin yanısıra başka amaçlarla da kullanılabilir, örneğin çamur ringasında ağız, akciğer görevini görür. Bu balıklar, ağızlarında bir miktar su tutarak, suyun dışında uzun süre canlı kalabilirler. Ağızdaki sudan çözünen oksijen, birçok kan damarıyla donanmış olan ağız çeperleri tarafından emilir. Oksijeni kalmayan su, değiştirilir.
Bazı erkek balıklar, dişi balığın yumurtalarını ağızlarında taşırlar. Yumurtalar kuluçka evresini balığın ağzında geçirirler. Yumurtadan çıkan yavrular, bir tehlike karşısında yine balığın ağzına sığınırlar.

Görüldüğü gibi ağız insanlarda ve hayvanlarda, çok önemli bir işlev olan beslenmenin ilk organıdır. Ancak, kimi hayvanlarda, yukarıdaki örneklerin de doğruladığı gibi, beslenmeden başka görevleri de yerine getirmektedir.

 

Etiketler: ,

Yorum yazın