Tünellerin Tarihçesi – Tünellerin Geçmişi

Tünellerin Tarihçesi – Tünellerin Geçmişi

İnsanoğlu, yeryüzünde tünel kazmaya taş devrinde başlamıştır. Madenciler, yüzyıllar boyunca yerden kömür ve diğer değerli mineralleri çıkarmak için derin delikler oymuşlar, suyu bir yerden başka yere ulaştırabilmek için de yeraltı geçitleri açmışlardır. Daha İ.ö. 2000 yıllarında, akarsuları geçebilmek için suların altından tüneller kazılmıştır.
Daha yakın zamanlarda trenler ve diğer kara taşıtları için boyu 52 kilometreyi bulan tüneller yapılmaya başlanmıştır. Topraklar değerlenip pahalılaştıkça kara ve demiryolları yeraltına inecek, tüneller yaygınlaşacak, böylece yeryüzü konut yapımına ve tarıma bırakılmış olacaktır.

İnsan yapısı ilk tüneller, taş devri madencileri tarafından açılmıştır. Çakmaktaşı, sonraları altın, bakır ve değerli taşlar ararken o dönem madencileri dünyanın doğal zenginliklerinin çoğunun yeraltında olduğunu fark etmişler; bunları çıkarmak için küçük, kaba saba, boyu en çok 90-100 metre kadar olan tüneller kazmaya başlamışlardır. öte yandan o tarihlerde ancak yumuşak topraklarda tüneller açılabilmiştir.
Yayalar için geçit amacıyla ilk tünel 4.000 yıl önce bir Babil kralı tarafından yaptırılmıştır. Fırat Nehrinin altında açılan bu tünelle krallık sarayının iki bölümü birbirine bağlanmıştır. Bu, 914 metre uzunluğunda, 4,5 metre yüksekliğinde ve 3,5 metre genişliğinde bir tüneldir. Binlerce köle çalıştırılarak, günümüzde yarma ve örtme yöntemi diye adlandırılan bir yöntem uygulanarak açılmıştır, .önce nehrin akış yolu değiştirilmiş ve kuruyan yatağın içinde enlemesine, geniş bir hendek açılmıştır. Bu hendek içinde tünelin yan duvarları ve tavanı örülmüş, iş tamamlandıktan sonra nehir yeniden kendi yatağına çevrilmiştir.
Tarihi ve ünlü diğer tünellere başka bir örnek Eski Mısır mezar yapımcılarının yapıtlarıdır. Bu mezar ustaları, kayaları kesebilmek için bakırdan Özel bir testere kullanmış, böylece en sert kayalar içinde bile tünel açmayı başarabilmişlerdir. Bu tüneller ölen kralların mezarlarına konan altın ve diğer değerli eşyaların gizlenebilmesi amacıyla açılan geçitlerdir. Bazıları günümüzde de kullanılmaktadır.
Eski kentlerin birçoğunda, kenti çevreleyen duvarların dışında kalan nehir ve pınarlardan su getirebilmek için tüneller yapılmıştır. Çok eski çağlardan beri Kudüs kentinin suyu, yakınlardaki bir kaynaktan tünel içinde getirilmektedir. Böyle, su ulaştıran tünellere su tüneli adı verilir. Eski tünellerin belki de en ilginci Yunan mühendisi Eupalinus tarafından Sisam Adasında yapılmış olandır. 1.036 metre boyundaki bu tünel kireçtaşı içinde açılmıştır.
Roma kenti yedi tepe üstünde kurulmuştur. Su, tepelerden ulaştırılamayacağı için Romalılar, kentin bir yerinden başka bir yerine su ulaştırılmasında tüneller sisteminden yararlanmışlardır. Bunu gerçekleştirebilmek için de yeni bir tünel yapım yöntemi geliştirmişlerdir. Tünel kazılması kararlaştırılan yerin üstünde dev ateşler yakıp alttaki toprağı ısıtmışlar; sonra toprağın üstüne soğuk su dökmüşlerdir. Bu işlemler altta çok ısınan kayaların çatlamasına, parçalanıp dağılmasına neden olmuştur. Romalılar bu yöntemi kullanarak Fucuno Gölü’nün sularını boşaltmak için 6 kilometreye yakın uzunlukta bir tünel açmayı başarmışlardır. Bu işi tamamlayabilmek için 30.000 kişinin 11 yıl süreyle çalıştığı söylenir.
Ortaçağ boyunca önemli sayılabilecek pek az tünel açılabilmiştir. Bu dönemde tüneller daha çok savaşlarda yararlanmak amacıyla yapılmışlardır. Saldırıda bulunan ordular, kuşattıkları kent ya da kalelerin duvarlarını geçebilmek için altlarında tüneller oymuşlardır

Bu yolla duvarlar çökertilmiş ya da açılan tünellerden içeri saldırılmıştır. Buna karşılık bazen savunmada bulunan tarafın da gerektiğinde kaçışlarını sağlayacak gizli tünelleri olduğu bilinmektedir.
XVII. ve XVIII. yüzyıllarda ucuz ulaşım gereksinmesi arttıkça büyük kanalların açılması dönemi başlamıştır. Tepeler, dağlar arasında yeni suyolları açabilmek için Avrupa’nın her ülkesinde dinamit kullanılarak tüneller kazılmaya başlanmıştır. Bunların en eskilerinden biri Güney Fransa’da Canal du Midi üstündeki Languedoc tünelidir. Yapımı iki yıl süren bu tünel, kendi çapında türünün ilk modern örneklerinden biri sayılmaktadır. 7 metre genişliği olan tünelin yüksekliği 9 metre, boyu 155 metredir.
Basınçlı hava ile çalışan delgi aygıtı XIX. yüzyılda bulunmuştur. Bu buluş, tünel yapım sanatını kökten değiştirmiştir. Artık tüneller eskisinden daha çabuk ve daha güvenli yapılmaya başlanmıştır. Aynı zamanda, kömür ve diğer eşyaların taşınmasında başlıca araç olan kanalların yerini demiryolları almaya başlamıştır. Kanallar gibi, demiryolları da sarp tepeleri aşamadığı için dağlık yörelerde tüneller açılmaya başlanmıştır.

En görkemli demiryolu tünellerinden biri Alplerin yüksek tepeleri altında açılmıştır. Ayrıca dünyanın ikinci uzun demiryolu tüneli de Alpler- de İsviçre’yi İtalya’ya bağlayan Simplon-2 tünelidir. 19.821 m. uzunluğundaki bu tünel 1922’de tamamlanmıştır. Yapımı sırasında çağdaş yöntemler uygulanmasına karşın 60 kişi yaşamını yitirmiştir.
En uzun araç tüneli, Londra metrosundadır. Bu kentin, Morden ve East Finchley semtleri arasında 27.8 kilometre olarak uzanmaktadır. Yapımı 1939’da biten tünelde 27 metro istasyonu bulunmaktadır.

Yorum yazın