Kanal Nedir – Kanalların Tarihi

Kanal Nedir – Kanalların Tarihi Hakkında Bilgiler

Deniz ulaşımı, tarımsal sulama, bataklık alanları kurutma ya da enerji sağlama gibi amaçlarla insanlar tarafından açılan suyoluna kanal adı verilir. Kanalların çeperleri toprak olabildiği gibi betondan yapılmış, taşla örülmüş ve ziftle de kaplanmış olabilir.

TARİH
Eski Mısır ve Ortadoğu uygarlıkları zamanında kanallar yapıldığı biliniyor. Ancak, bunlar sulama ya da bataklıkları kurutma amacıyla yapılmış toprak kanallardır ve çok kullanışlı değillerdir. Mısırlıların İ.O. 1800 -1200 yılları arasında Kızıl- deniz ile Nil nehri arasında yer yer açtıkları kanalları, Süveyş Kanalı’nın bir öncüsü olarak nitelendirebiliriz. Romalılar İ.O. 102’de Rhone’un alt kısımları ile Akdeniz arasında, daha sonra da Lombardiya’da kanallar açmışlardır. Roma’nın çöküşünden sonra Şarlman tarafından Tuna ile Ren nehirleri arasında bir kanal açılıncaya değin bu alanda çalışma yapılmadığını görüyoruz.
Asya’da, özellikle Çin’de pek çok kanal yapılmıştır. En ünlüleri yapımı yüzyıllar süren Büyük Kanal’dır. İlk bölümlerinin yapımına 2400 yıl önce başlanan kanal 1289’da tamamlanmıştır. Yaklaşık 1700 kilometre uzunluğunda olan bu kanalın bazı bölümleri zamanımızda da kullanılmaktadır.

ULAŞTIRMA KANALLARI

Yeryüzünde toplam uzunluklarının 40.000 kilometreyi aştığı tahmin edilen kanalların büyük çoğunluğu ulaşım kanallarıdır. Bunların o kadar çeşitli tipleri vardır ki, bir sınıflama yapmak olanaksızdır.
Yükseklikleri eşit olmayan toprak parçaları arasında açılan özel kanallara,basamaklı birleşim kanalları adı verilir. Bu kanallardaki su alçaltılıp yükseltilerek ulaşımın daha aşağı ya da daha yukarı düzeyde sürdürülmesi olanağı sağlanır. XV. yüzyılda birleşim kanallarının bulunuşu ile farklı yüksekliklerde suyolu ulaşımı olanağının doğması, kanal yapımında önemli gelişmeler sağlamıştır.
Birleşim kanallarında suyun alçaltılıp yükseltilmesi çeşitli düzenlemelerle sağlanır. Bunların en yaygın biçimleri, alavere havuzu adı verilen su bölmelerinin duvarlarında ya da tabanında bulunan su oluklarıdır. Olukların aşırı çalkantıya, burgaçlara neden olmadan havuzu en kısa zamanda suyla dolduracak biçimde birçok ağzı bulunur. Su düzeyinin alçak olduğu taraftan, yüksek
olduğu tarafa geçirilecek gemi (şekilde görüldüğü gibi) havuza alındıktan sonra alt yanda kalan kapak kapatılır. Havuz, üst taraftaki su düzeyi yüksekliğine kadar suyla doldurulur. Daha sonra üst taraftaki kapak, genellikle yanındaki suyolunun içine doğru bir açı oluşturacak şekilde yatırılarak açılır. Gemi böylece yukarıda yoluna devam edeceği su düzeyine çıkarılmış olur. Karşı yönden gelen gemiler de aynı işlemler ters yönde uygulanarak aşağı indirilir. Eskiden tahtadan yapılan havuz kapaklarının yerini zamanımızda çelik kapılar almıştır. Geliştirilen yeni yapı yöntemleri sayesinde zamanımızda gemilerin 15 metreden daha yükseğe çıkarılabileceği havuzlar yapılabilmektedir.
Okyanusları birleştiren en ünlü iki kanal Panama ve Süveyş kanallarıdır. Panama Kanalı birleşim kanallarının güzel bir örneğidir. Süveyş Kanalı ise aynı düzeyde iki denizi birbirine bağlar. 79,6 kilometre uzunluğunda olan Panama Kanalı ABD tarafından işletilmektedir. Panama Kıstağı’nda yer alan kanal Karayib Denizinde başlayarak 15 kilometre boyunca dümdüz uzanır. Daha sonra alavere havuzları yani su düzeyinin değiştirilerek geminin aktarılmasını sağlayan
bölmeler yardımı ile 26 kilometre boyunca yükseltilen kanal Culebra Eşiği’ni aşar. Daha sonra Pedromiguel’de bir, Miraflores’de iki alavere havuzunu geçerek Büyük Okyanus’a doğru iner. 305 metre boyunda, 25,5 metre enindeki havuzlar gidiş ve geliş olmak üzere iki yönlüdür.
Süveyş Kanalı 1869 yılında tamamlanmıştır. Kızıldeniz ile Akdeniz’i birleştiren bu kanalın uzunluğu kuzeyde Port Said ile güneyde Süveyş arasında 161 kilometredir. 1859 – 1869 yılları arasında bu topraklar Osmanlı İmparatorluğu’na bağlı iken Ferdinand de Lesseps adlı bir Fransız mühendisi tarafından açılmıştır. Kanal, deniz düzeyinden yüksekliği çok az olan Süveyş kıstağı boyunca uzanır. Bu arada Ballah, Timsah, Amer adlı tuzlu göllerden yararlanılmıştır. Kanalın eni 80 -150 metre arasında değişir.
Kıta içlerindeki kanalların yapımı, bulundukları ülkelerdeki endüstriyel gelişmelerle yakından ilişkilidir. Elverişli ve oldukça ucuza çıkan bir ulaşım olanağı sağlarlar. Bu tanım özellikle Avrupa’nın kıta içi ulaşım sistemi için geçerlidir. Fransa’daki kanalların toplam uzunluğu 5.000 kilometre dolaylarındadır. Bunların en büyüklerinden biri olan Languedoc’un yapımı 1681 yılında tamamlanmıştır. 240 kilometre uzunluğu 2 metre derinliği olan bu kanal Biscay Körfezi’ni Akdeniz’e bağlar. Belçika’nın ve Hollanda’nın alçak düzlüklerinde oluşturulmuş son derece kullanışlı kanal sistemlerinden ulaşımın yanı sıra toprakların kurutulmasında da yararlanılmaktadır. Bunların çoğu deniz düzeyinin altındadır. Federal Almanya’da Kiel Kanalı ile Yunanistan’da Ko- rint Kanalı bu ülkeleri çevreleyen denizlerle kıta içine sokulan sular arasında bağlantı sağlar. Nord Ostsee Kanalı adı ile de anılan Kiel Kanalı, Jutland Yarımadası’nın Almanya’da kalan topraklarını keserek Baltık Denizi ile Kuzey Denizi’ni bağlar. Boyu 100 kilometreye yaklaşan kanalın eni 103, derinliği 11 metredir. Korint kıstağındaki Korint Kanalı, Atina Körfezi ile Korint Körfezi arasındadır. Adriya ve Yunan Denizinden, Ege denizine ya da ters yöne doğru yol alan gemilerin Mora Yarımadasının çevresinden dolaşmalarını önlemek üzere yapılmış olan kanalın uzunluğu 6342, derinliği 8 metredir. Büyük Britanya adalarındaki kanalların uzunluğu ise 8.000 kilometreyi aşmaktadır. Bunların çoğu 1759 – 1834 yılları arasına rastlayan kanal yapımı döneminde açılmışlardır.
İrlanda’da Shannon’u, İrlanda Denizi ile birleştiren Grand Kanal 1765 yılında tamamlanmıştır. Boyu 270 kilometreye yakındır. İskoçya’yı ortasından kesen Kaledonya Kanalı, Kuzey Denizini Atlas Okyanusuna bağlar. 1847’de açılan bu kanal günümüzde pek kullanılmamaktadır.
Sovyetler Birliği’nde toplam uzunluğu 800 kilometreyi aşan kanal ve 900 kilometre dolaylarında da kanala dönüştürülmüş akarsu bulunmaktadır. Arhangelsk ile Leningrad arasında Beyaz Denizi, Baltık Denizine bağlayan bir suyolu bu iki deniz arasındaki yolculuğu 3.200 kilometre kadar kısaltmaktadır.
ABD’de ilk kanal 1793’te Connecticut Nehri’ nde ulaşımı engelleyen bir çağlayanın çevresinden dolaşabilmek için yapılmış ve böylece bu ülkede 1800’lerin kanal açma dönemi başlamıştır. New York’taki Erie Kanalı 1825’te tamamlanmış olup Ortabatı’nın kalkındırılmasına yönelik çalışmalar içinde yer alır. 1834’te Delavvare ve Chesapeake körfezleri bir kanalla birleştirilmiş, 1838′ de Raritan Kanalı ile Dalavvare ve Raritan nehirleri üstünden New York kenti ile Philadelphia’yı birleştiren bir suyolu açılmıştır.
Büyük Göller Bölgesi’ndeki kanalların yapımı 1700’lerde başlamıştır. Huron Gölü ile Superior Gölü arasındaki basamaklı ilk birleşim kanallarının yapımına 1789 yılında Kanada tarafında Hudson Bay Şirketi tarafından başlanmıştır. Daha sonra 1894’te bu suyolunun yerini Kanada tarafından yapılan 1 kilometre uzunluğunda bir kanal almıştır. ABD tarafında kalan 112 metrelik birleşim kanalı tipindeki bölümü ise 1855’te açılmıştır. Toplam uzunluğu 1300 m. olan ve Soo Kanalı denilen bu kanal mevsim nedeniyle işletilmeye açık olduğu yedi aylık süre boyunca dünyada en çok tonajda geminin geçtiği kanaldır.

TARİHTE KANALLAR
İlk kanal î.ö. 4000 yıllarında Mısır’da yapılmıştır. Nil Nehrini Kızıldenize bağlayan bu kanal yüzyıllarca önce kullanılamaz duruma gelmiştir.
Dünyadaki en büyük suyolu İ.ö. 500 yıllarında Çin’de yapımına başlanan Büyük Kanal Sistemidir. Yaklaşık 2.500 kilometreyi bulan bu sistem birçok küçük nehirle bağlantıyı da sağlayarak ülke ticaretinde önemli bir rol oynamıştır.
öte yandan Avrupa’da taşıma ve ulaşım için iç kanallar yapılmıştır. Bu kanallar aynı dönemde başka önemli yapıtlar bırakan Ro-mahlar tarafından ulaşıma açılmıştı. Çin’deki Büyük Kanal Sisteminin tekniğinden esinlenen Roma kanalları daha çok büyük savaklar niteliğinde ve ancak kayıkların çalışabildiği sınırlı olanaklara sahipti. Sonraları Leonardo da Vinci tarafından bulunan kapalı kanal sistemi ise, eski savak tipi kanalların yerini aldı.
Çağdaş kanallara örnek olabilecek büyüklük ve teknikteki bir diğer kanal, 1817 yılında Erie Gölü üzerinde kurulan, şimdiki New York State Barge’dir.

1960’ta ABD Silahlı Kuvvetleri mühendisleri Sault Sainte Marie’de 300 metre boyunda bir birleşim kanalı yapımına başlamışlardır. Niagara Nehri’nin Kanada tarafında kalan bölümündeki Welland Kanalı, Erie ve Ontario göllerini birleştirir. Birçok kez yeniden yapılan bu kanal son değişikliğini 1932’de geçirmişti. 8 alavere havuzu vardır. St. Lavvrence Suyolu’nun bir parçası durumundadır.
Gemilerin yararlandığı bazı kanallar yer yer doğal suyollarıdır. 1959’da açılan St. Lavvrence akarsulardan oluşmaktadır. Pittsburgh ile Mississipi Nehri arasında uzanan Ohio Irmağı tümüyle kanallaştırılmış bir akarsudur. Basamaklı birleşim kanalları ve alçak barajlarla ırmağın suları bir uçtan öteki uca denetim altında tutulmaktadır.
20. yüzyılın başlarından itibaren demiryolları, suyollarının önemini azaltmış olmakla birlikte ABD’de gene de yer yer kanal yapımının sürdürüldüğü görülmektedir. Başka ulaşım sistemlerinin gelişmesi Kuzeybatı Avrupa’da da kanal yapımını azaltmıştır.Buna karşılık SSCB’nin I. Dünya Savaşından sonra kanal ağını büyük ölçüde genişlettiği görülmektedir.

Yorum yazın