Mimarlıkta Yapılara Bakış

Mimarlıkta Yapılara Bakış

Mimari çok boyutlu bir kavramdır: Alanların tasarımlanmasıdır, gereçlerden yararlanmadır, genel olarak toplum için planlamadır. Mimari geçmişin başarılarına saygı duymayı ve geleceğin olanaklarını ve gereksinimlerini göz önünde bulundurmayı gerektirir. Üstelik mimari, mimarlıkla hiç bir ilişkimiz olmasa da, gördüğümüz, kullandığımız Ve üzerinde düşündüğümüz somut bir alandır. 3u nedenle bir mimarın şu ya da bu sonuca nasıl vardığını bilmek istemeliyiz ki, karşımızda duran yapıyı eleştirebilelim. Eğer, yanlışları varsa bunlar görülebilir ve ölçülebilir olmalıdır. Nasıl bir yontu ya da herhangi bir nesne, uzayda yer kaplıyorsa, bir yapı da öyle yer kaplar. Ancak mimarinin şu ayrımı vardır; mimari aynı anda iç alanı da değerlendirir; onu kendi içinde, her birinin kendine özgü işlevleri ve bir- birleriyle ilişkileri olacak biçimde düzenler, bölümlere ayırır. Mimar açısından, sazdan bir Afrika kulübesi, tepesine koni biçimi verilmiş silindirik bir alandır ve giriş çıkışın sağlanabilmesi için de açıklığı olan bir “yapısal” birimdir. Böyle bir yapı çok az sorun yaratır. Çünkü,gereksinim duyulan şeylerin tümü doğal gereçlerdir. Ama, Ortaçağda girişik yapılara karşı olan istem, mimarlar için ciddi sorunları da beraberinde getirmiştir. Sözgelimi ortaçağ keşişleri için tasarlanan
yapılar, bu topluluğun ekonomik varlığını olduğu gibi,dinsel görevlerini de yerine getirebilmesi için çok büyük alanların kullanımını gerektirmekteydi. Tasarımın başarısını sağlamak için önce kişilerin nasıl geçindiklerini, dinsel tören ve uygulamalarının neler olduğunu ve kendilerini o günün toplumu içinde nasıl gördüklerini bilmek zorunluydu.
Turist rehber kitapları ve sanat tarihleri önemli yapıları tanımlayarak, bunları ilk kez göreceklere tanıtmaya çalışırlar. Yazılarda yapının önemli özellikleri belirtilir. Okuyucunun dikkati mekânla ilgili niteliklere çekilir. Ancak, mimari bir alanı bir kez okumak ya da ilk kez görmekle hemen anlamak sanıldığı kadar kolay değildir. Bu konuda sağlam bir yargıya ancak yapının kendinde saklı bulunan biçimsel ve işlevsel niteliklerini ayrı ayrı değerlendirerek varılabilir.
Biz burada’elimizden geldiğince sözcüklerden ve resimlerden yararlanmak kararındayız. Bundan sonraki bölümlerde, dünya mimarlığına göz atarken mimarın “alan” denen temel hammaddeyi nasıl ve ne amaçla kullandığını anlatmaya çalışacağız. Geçmişten ve bugünden vereceğimiz örneklerle mimarinin anlamını nasıl daha iyi kavrayabileceğimizi ve kimi zaman da neden kolayca yanılgılara düştüğümüzü göstermeye çalışacağız.

Yorum yazın