İran Mimarisi ve Özellikleri

İran Mimarisi ve Özellikleri
Aynı tarihlerde, Dicle ve Fırat havzasının doğusundaki yüksek platolarda bir başka kent uygarlığı ortaya çıkmıştı. Eski Pers Uygarlığı olarak anılan bu kültür, bugünkü İran’ın yer aldığı bölgelerde gelişmişti. Bu kültürü yaratan halk toplulukları yaşadıkları bölgeye değişik tarihlerde, değişik yörelerden göç sonucu gelmişlerdi. Ancak, İran’daki bu ilk kültürlerde Mezopotamya ve Sümer Uygarlığının etkileri önemli rol oynamıştır.
İran, antik çağda orman yönünden oldukça zengin bir ülke idi. Yapılar için gerekli taş malzeme de dağlarda bol miktarda bulunuyordu. Bu nedenle yapılarda genellikle taş malzeme kullanılmıştır. Ağaç, sadece yapıların kiriş ve lento- larında kullanılıyordu. Mısır firavunları gibi, İran hükümdarları da kayalara oyulmuş mezarlara gömülüyordu.
Bu kaya mezarlarının dış yüzü, sütunlu, alınlıktı, bir anlamda üç boyutlu bir yapı görünümünde yapılmışlardır.
İ.Ö. VII. yüzyılda Büyük Daryus tarafından yaptırılan Persepolis Sarayının görkemli kalıntıları bugün tozlu bir ovanın ortasında tek başına durmaktadır. Aslında bu kalıntılar bir anlamda uygarlık adına girişilen yıkıcılığın da bir anıtı sayılır. Çünkü bu saray, klasik Yunan kültürünü ve bu kültürün mimarlık ve sanat geleneklerini yakın doğu’ya, hatta Hindistan’a dek taşıyan büyük İskender tarafından yıkılmış ve yerle bir edilmiştir.

Yorum yazın