Güney Amerika Mimarisi

Güney Amerika Mimarisi

Meksika’da Teotihuacan güneş piramidinin gece ışık selinde görünümünü sergileyen fotoğraf, arkadaşımın duvarında asılı bulunan bir başka anıtı göstermektedir.
Kristof Kolomb’un içinde yaşadığı dönem Avrupası, Çin ve Japonya ile ticareti geliştirme amacı gütmekteydi. Ancak Atlas Okyanusu ötesinde ne olduğunu görünce AvrupalIlar öncelikle altın, köle ve güç sağlamak için yön değiştirdiler.
Kıtayı ele geçirmeye gelenler buralarda bulunan uygarlıkları acımasızca yok ettiler. Bu arada kıtaya gelen İspanyol ve Portekiz mimarisi eski Amerikan kültürleriyle karışmış ve ortaya kendine özgü üçlü bir yapı biçimi çıkmıştı. Bu durum ilk İspanyol kiliseleriyle genel vali konaklarından tutun da günümüzün yaratıcı “modernizmi”ni simgeleyen yeni Brasilya kentine kadar birçok yerde kendini göstermektedir.

KOLOMB’DAN ÖNCE
Arkeolojik buluntular Amerika kıtasının, AvrupalIların gelmesinden önce ne durumda olduğunu aydınlatıcı niteliktedir. İspanyollar bu ülkeye geldiklerinde Aztek ve İnka denen iki uygarlıkla karşılaşmışlardır. Kökleri çok eskiye gitmeyen bu uygarlıkların halkları kendilerinden önceki toplumların uygarlıklarını sürdürmekteydiler.
Ancak mimarları asıl şaşırtan, ellerinde bakır, gümüş ve altından başka madeni olmayan bu yetenekli insanların taş ve tuğladan yapılmış anıtsal yapıları kurmayı nasıl başardıkları, böylesine etkileyici düzenlemeleri nasıl buldukları ve doğru geometrik bilgileri nasıl elde ettikleriydi. Bu özellikleri nedeniyle Amerika’nın yerli mimarisini yaratan insanlar dünya uygarlıkları arasında bile ileri düzeyde yapı ustaları olarak kabul edilmişlerdir. 50.000 kişilik bir kentten günümüze kalan Teotihuacan tapınağı ve Andlardaki Machu Picchu kenti kalıntıları bizlerde şaşkınlık yaratan teknik ve estetik nitelikler göstermektedir.

Tenoçtitlan
Eski Amerika yerlilerinin yalnızca dinsel yapıların kalıcı olması gerektiği inancında oldukları anlaşılmaktadır. Köylüler ve soylular, bugün Güney Amerika’nın ormanlarında ve dağlarında görülen türden barınaklarda oturduklarından, kısa sürede yok olmuşlardır. Büyük Aztek kenti Tenoçtitlan, Texcoco gölündeki iki ada üzerinde kurulmuş ve karaya savunmalı bir yolla bağlanmıştır. Ne yazık ki bu kent, 1521 yılında İspanyol Cortes tarafından yıkılarak yerle bir edilmiştir. Bugün burada, sonradan kurulmuş olan Mexico City bulunmaktadır. İspanyolların ve Azteklerin kayıtlarına göre
Tenoçtitlan çok gelişmiş gerçek bir kentin tüm özelliklerini taşıyordu. Bakışımlı planı, büyüklüğü, nüfusunun çokluğu zenginliği ve görkemiyle Avrupalı fatihleri büyülemişti.

Yorum yazın