Girit ve Ege Mimarisi

Girit ve Ege Mimarisi

Tarihöncesi ataları göçebe olan Yunanlılar, Güneydoğu Avrupa yoluyla Akdeniz’e geldiklerinde, buradaki kent yaşamına çabuk uymuşlardı, öyle ki, çok geçmeden yeni kurulan kentler Yunan Uygarlığının özelliklerini taşıyan merkezlere dönüştüler. Yunanlıların koloni çağında yayıldıkları yerlerde ilk yaptıkları iş yeni bir kent kurmaktı. Girdikleri yerin yerel yöneticilerine Mi- ken, Argos, Tirins gibi kaleler yaptırdılar. Düzlük tepelerde yaptıkları tapınakların çevresinde kentler kurarak özgün bir uygarlık yarattılar. Bunlardan Atina, Tebes, Korintve Efes gibi adlar bugün bile, “uygar kent” anlamına gelen simgeler niteliğinde kullanılmaktadır.
Antik Yunanistan’da kurulmuş olan Tunç çağ Miken uygarlığının kalıntıları, ilkin 1870’lerde Truva kentinin kazıcısı Heinrich Schliemann tarafından bulunmuştur. Bulunan ambar ve kral mezarlarını çevreleyen anıtsal kale duvarlarının yapı iışı ve sağlamlığı bugün bile görenleri şaşkına çevirecek kadar görkemlidir. Kale duvarlarının için de bindirme yöntemiyle yapılmış geçitler vardır Böylece kemer örme yöntemine ilişkin bilgileri olmamasına karşın petek örgülü mezarlarına kubbe biçimi verebilmişlerdir.
İ.Ö. XII. yüzyılın başlarında, Yunanistan’da Demir çağının başlamasıyla Miken kültürü de sona ermiştir. Bu kültürü yıkanlar, son göç dalgasıyla yöreye gelen ve Dorlar olarak adlandırılan ilk Yunanlı göçmenlerdi.
Aslında ince bir yapıya sahip olmayan Yunan mimarisi, kendinden çok önceki Miken mimarlığı ile kıyaslandığında daha az gelişmiş ve daha sert bir görünüm taşımaktadır.

Yorum yazın