Etrüsk Mimarisi

Etrüsk Mimarisi – Etrüsklerde Mimari

İ.Ö. VIII. yüzyıl dolaylarında Orta Akdeniz Bölgesinde çeşitli yönlerden göçler oluşmaktaydı. Bu göç dalgasıyla gelen insanların kültürleri, yüzyıllar sonraki mimari ve sanat üzerinde derin izler bırakacak ve Romalılarla birlikte her ülkeye taşınacaktı. Göçlerle gelenler arasında Etrüskler de vardı. Bugün İtalya Yarıdamasında Toskano adı ile anılan bölgeye yerleşmişlerdi. Etrüsklerin buraya deniz yoluyla geldikleri hemen hemen kesindir. Hangi nedenle ve nereden geldikleri konusunda ise kesin bilgilerimiz yok ama, büyük bir olasılıkla Küçük Asya’dan (Anadolu) geldikleri varsayılmaktadır. İ.Ö.500 dolayında hemen hemen tüm İtalya’yı egemenlikleri altına alan Etrüskler, ticarette, tarımda ve demir işçiliğinde yeni yurtlarındaki insanlardan çok daha ileri düzeyde bulunuyorlardı. Bu nitelikleri de Doğu Akdeniz kaynaklı olduklarını söyleyenleri doğrulamaktadır.
Etrüsklerin konuştuğu dilin kökeni bilinmiyor. Toplum olarak da değişik ve karmaşık bir düzende yaşıyorlardı. Falcılıkları ile ünlüydüler ve kendilerine özgü, değişik dinsel töreleri vardı. Onların bu dinsel töreleri sonraları Romalılar tarafından da benimsenmiştir, ölülerini bölgenin volkanik külü içine açtıkları mağara gibi mezarlara gömüyorlardı. Daha sonraki dönemlerin mezar biçimleri birkaç odadan oluştu ve duvarlar, Yunan çömlekçilik sanatına özgü biçim ve kabartmalarla süsleniyordu, ölüye yiyecekler ve eşyalar sunulmakta, duvarlara onu hoşnut edecek figürler yapılmaktaydı. Bu figürler hem günlük, hem de gerçek dışı yaşamdan alınan konuları yansıtıyordu.
Zamanla Romalılar, Etrüsklere ait yapıların birçoğunu yakıp yıktılar. Ancak, yine de mezarlara bırakılan kilden yapılmış modellerine bakarak Etrüsk evlerinin nasıl yapılmış olduklarım öğrenebilmekteyiz. Evler oval ya da dikdörtgen planlı, birkaç katlı, ağaç, taş ve kerpiç kullanılarak yapılmıştı. Etrüsk kentleri, İ.Ö.VII. yüzyılda kendilerinden önce kurulmuş olan küçük yerleşme merkezleri üzerine kurularak gelişmişlerdi. Bu kentler Yunan türünde, tanrılar için yapılan tapınakları içeren bir merkezin çevresinde dört köşe bir plana göre kurulmuşlardı. Mezarlıklar,kenti çevreleyen duvarların dışında yer almaktaydı.
Etrüskler, Egelilerle çok sıkı ilişkilerde bulunmalarına ve Yunan sanatından birçok özelliği kendilerine örnek almalarına karşın, hiç bir zaman Yunan mimari düzenlerini uygulamadılar. Kendilerine özgü, yalın ve ilkel bir yapı türü yarattılar. Bu yapı türü sonraları Romalılarca da benimsendi ve bu düzene Tuscan düzeni adı verildi. Kemerin bu mimaride teknik açıdan ileri bir düzeyde kullanılmış olmasına bakılarak bunun bir Etrüsk buluşu olduğuna inanılıyordu; oysa bugün kemerin kökeninin Mezopotamya’ya dek indiği bilinmektedir.

Yorum yazın