Geometrinin İlk Zamanları

Geometrinin İlk Zamanları

Çok küçük yaşlarımızdan beri bir şekiller evreni içerisinde yaşadığımızı biliriz. Çeşitli geometrik şekillere sahip cisimleri görerek ya da onlara dokunarak yapısal özellikleri üzerine bilgiler ediniriz. Kenarların keskinliği ya da yuvarlaklığı, cismin simetri özellikleri hemen dikkatimizi çeker. İşte geometri , şekiller ve bunların çeşitli özellikleri ile ilgilenen bir bilim dalıdır.
İstanbul’un ulaşım yollarını gösteren kent içi yol haritasını ele alalım. Birbirini kesen ya da kesmeden kapalı bir şekil oluşturan yüzlerce çizgi görürüz. Bu çizgiler bizi, valnızca gideceğimiz yolu göstermesi bakımından İlgilendirse de, bir matematikçi, bunların birbirlerine göre konumu ile ilgilenir. Noktalar ve bu noktaları birleştiren çizgilerden oluşan haritalar, günümüzde, astronomlar ve gemiciler tarafından kullanılmaktadır. Astronom, bir yıldızın yerini ve bunun diğer bir dural yıldızla arasındaki uzaklığı haritalar üzerinden geometrik yollarla bulur.
Geometriciler, bir şekil ile uğraşırken, bu şekli birbirini tamamlayan birtakım parçalara ayırmak yolunu seçerler. Bu, incelemeleri kolaylaştırdığı gibi, bazı sorunların çözümünde uyulması zorunlu bir kural olarak karşımıza çıkar.

Bu bilim tümüyle yaşamsal gereksinimlerden kaynaklanarak geliştirilmiştir. İnsanlar günlük yaşamları içerisinde karşılaştıkları sorunları çözümlerken, bu sorunlara başka yollarla yaklaşmayı denediler. Bu konudaki her bulgu geometrinin temel taşlarından birisini oluşturdu.
Eski Mısırlılar, geometrinin gelişmesine büyük katkılarda bulunarak, bu bilimin, ilk, temel bilgilerini ortaya koydular. Ama doğal olarak bu gelişim kendiliğinden olmadı. Yaşamda karşılaşılan zorluklar, Mısırlıları yeni düşünme biçimlerine yöneltti.
Nil nehri, bugün olduğu gibi eskiden de Mısırlılar için dirimsel önemi olan bir suyoluydu. Yılın belirli dönemlerinde Nil’in suyunun azlığı nedeniyle, yatağından çekildiğini ve burada, tarıma elverişli çok geniş alanlar ortaya çıktığını biliyoruz. Mısırlılar bu alanları, belirli bölüşüm kurallarına göre bölerek, sınırlar çekiyorlar ve her bir alanda, tarım yapıyorlardı.
Suyu yükselip Nil, tekrar yatağına girdiğinde, Mısırlıların çektiği sınır çizgileri tümüyle silinip yok oluyor, aynı işleri yeniden yapmak zorunluluğu ortaya çıkıyordu. Günümüzde bir alanı bölerek sınırlandırmak, hiç de büyük bir sorun yaratmaz. Oysa o zaman insanlar, geometri bilgilerinden yoksun bulundukları için yılda iki,üç kez bu işi yinelemek son derece güç oluyordu.
Mısırlılar bu güçlüklerin üstesinden gelebilmek için, geometri üzerinde çalıştılar. Bu yöntemi geliştirerek gündelik islerinde kullanmaya başladılar. Böylece, geometri , ilk bulgularla ortaya çıkmış oldu.
Daha sonra Eski Yunanlılar, Mısırlıların bulgularını da kullanarak geometriyi daha ileri bir aşamaya getirdiler. Yunanlıların geometrik şekilleri, gerçek bir ölçme yapmadan, yalnızca cetvel ve •pergel yardımı ile düz bir yüzey üzerine çizebil- diklerini biliyoruz.

Yorum yazın