Yapay Madde Nedir

Yapay Madde Nedir – Yapay Maddeler – Yapay Madde Hakkında Bilgi

YAPAY MADDELER, doğada bulunmayan, kimyasal yollarla üretilen maddeler. Uzun molekül zincirini ya da ağlarını yani polimerleri içerirler. Polimerleşme yoluyla zincir biçiminde bileşimler oluşturan çok sayıda madde vardır. Ancak uygulamada bunların çok azı ekonomik ya da teknik açıdan önemlidir. Yapay maddelere arasında bir sınıflandırma yapılabilmesine karşın, hemen hemen tümü için plastik terimi kullanılır. Plastik, ısıtılınca yumuşayan ve sıvı hale gelen yapay maddeler için, termik sıkıştırıcı terimi de erimeyen maddeler için kullanılır. Yapay kauçuk esnek, kolayca eğilip bükülebilir. Yapay lif ve iplik gibi eğilip bükülebilen bir plastiktir. Yapay maddeler, kullanım kolaylıkları nedeniyle günümüz sanayilerin çoğunda yaygın bir biçimde yer alır. Yeniden işlenememeleri ise en olumsuz yanlarıdır. Çevre kirliliği açısından giderek büyük tehlike oluşturmaktadırlar.

Tarih
Yapay maddeler, bilinen doğal maddelerin yerini alabilecek başka maddeleri arama çabaları sonucunda bulundu ve geliştirildi. 19. yy’ın ortalarında yapay boyaların geliştirilmesi sırasında elde edilen bilgi, bu çabalara yardımcı oldu. 18601ı yıllarda ABD’Iİ kimyacı John Wes-ley.Hyatt, çeşitli eşyaların yanı sıra bilardo topu yapımında da kullanılan fildişinin yerini alacak bir madde bulmaya çalıştı. Hyatt, nitroselülozla kâfuru karıştırdıktan sonra, ısı ve basıncın etkisiyle, gerilim gücü yüksek, suya, yağa ve asitlere karşı dirençli, plastik bir kütle elde etti. Hyatt’ın selüloid adını verdiği bu ilk yarı-yapay madde, çok geçmeden otomobil camlarında ve flim yapımında kullanılmaya başlandı. Bu maddenin başlıca dezavantajlarından biri kolay yanmasaydı. Tümüyle tayap olan termik sıkıştırıcı, 1906’da Amerikalı Leo Hendrik Baekeland’ca geliştirildi. Bu maddeye, araştırıcının adından türetilen “bakalit” adı verildi. Fenol ve formaldehit karışımından oluşan bu madde, elektroteknik sanayiinde yalıtım amacıyla kullanılıyordu. Baekeland 1910’da kendi bulduğu yapay maddeyi üretecek bir fabrika kurdu. Onun bu bulusu, bu alanda polivinil asetat, polivinilklorür (1912) ve polystrene gibi birçok değişik plastik maddenin geliştirilmesine yol açacak daha ileri araştırmalara girişilmesini sağladı. Bakalit, sanayi ürünlerinin halkın çeşitli kesimlerinde yayılmasına katkıda bulundu. Jugendstil, Kübizm ve Art Deco gibi akımların yaygınlaşması da belli ölçüde bu yapay maddeden kaynaklanır. 19,yy’ın sonunda yapay ipek üretmeyi sağlayacak bir yöntem aranıyordu. Bunun bir nedeni, o tarihlerde birçok ipekböceğinin ölmesiyle ipek üretiminin azalmasıydı. Yaklaşık 1880’de selülozla bükülebilir yarı-yapay iplik üretimi çabaları başarıyla sonuçlandı; 1891’de Fransız kontu Hilaire de Chardonnet, selüloz üreten bir fabrika kurdu. Ancak, o sıralarda rayon adı verilen yapay ipeğin birçok ülkede büyük çapta üretimine girllişilmesi yıllar aldı. Yapay ipek sanayiinin gelişmesi, boya sa-nayiind ebaşka gelişmelere de yol açtı. 1920’den sonra yapay madde endüstrisi gelişmeye başladı.
Buna neden olan üç önemli etmen vardı: 19220de Alman kimyacı Hermann Sta-udinger’in büyük molekül zincirin varlığını kanıtlaması ve makromolekül kavramını ortaya atması; kimya sanayiinin genel olarak gelişmesi ve Almanya’nın birçok doğal maddeyi dışalımla sağlama zorunluluğundan kaynaklanıyordu. Bu arada ABD’de de yapay madde kimyası alanında büyük çaplı araştırmalar yürütülüyordu. 1930’ların sonlarında bu araştırmalar ABD’de ve Almanya’da tümüyle yapay ilk lif olan pollamid ipliğinin (naylon) geliştirilmesiyle sonuçlandı. ikinci Dünya Savaşı sırasında doğal İplik üretimi için gerekil hammaddelerin dışalımı durduğundan, gerek yapay ipek gerekse naylon üretiminde önemli bir atılım oldu. Savaş sanayiinde her iki yapay madde de, paraşütlerde ve kamuflaj malzemesi olarak yaygın biçimde kullanılmaktaydı. Savaştan sonra polyester ve akrllik lifler gibi, sıcakta yumuşayan maddeler geliştirildi. Yapay kauçuk da, zorunluluk sonucu üretilen bir maddedir. 1850’den sonra doğal kauçuk sanayii gelişmeye başlamıştı. Ancak doğal kauçuk üretimi uzun dönemde endüstri ve ulaşım için gerekli kauçuk işlemini karşılayacak düzeye ulaşamadığından, bu maddenin yerini alabilecek başka maddelerin bulunmasına çalışıldı. Birinci Dünya Savaşı sırasında İngiltere’nin Almanya’ya uyguladığı ambargo, doğal ürünlerin büyük ölçüde azalmasına yol açtı. Bu nedenle Almanya’da yapay kauçuk üretimi konusunda araştırmalara başlandı. Bu konuda belli ölçüde başarı sağlandıysa da bu maddenin ticaretine başlanması 1930’lu yılların ortalarında gerçekleşebildi. Almanya gelecekte çıkabilecek nerhangi bir savaşta, bu konuda yine aynı sorunla karşılaşacağının bilincindeydi. Bu arada 1941 ’in sonunda, Japonya’nın Asya’da kazandığı zaferler doğal kauçuk alimim geçici de olsa azalttığından, ABD’de bu maddenin yerine geçebilecek başka bir maddenin aranmasına başlandı. Bu alandaki bilgi birikimleri sınırlı olan ABD’-li araştırıcılar kısa zamanda kauçuğun yerine geçebilecek bir ürün bulmayı başarabildiler.
Kimyasal bileşimleri. Genellikle petrolden üretilen yapay maddelerin molekül yapıları, yapay olarak üretilen öteki maddelerden değişiktir. Yapay maddeler uzun, zincir biçiminde moleküllerden (po-limerler) oluşur. Bu zincirler ‘ipliklere’ benzetilebilir. Uzunlukları, kalınlıklarından 10 kat daha fazladır, iyice gerildiklerinde bu zincirlerin en uzunu 0.01 mm. olur. Bu boyutlarda hiçbir doğal molekül birimlerini (monomerler) içerir. Kimyasal bir tepkime sonunda (polimerleşme) bu birimler birbirlerine eklenirler. Bu zincirler bazen de çapraz bağlarla birleşerek bir ağ oluştururlar. Termik sıkıştırıcı yapay maddeleri olarak adlandırılan bu tür maddeler tek molekülden oluşurlar, erimezler ve çözülmezler. Bu tür maddelerden üretlien ürünlere, çözülebilir ya da eriyebilir durumdayken, yani sertleşmeden önce biçim verilmelidir.

Çapraz bağların bulunmadığı maddelerse (plastik, termoplastik) ertilebilir ve çözülebilirler. Bunlar ısıtıldıklarında, rastge-le ısı hareketleri molekül zincirlerinin de hareketlenmesine ve giderek moleküllerin bağlanma özelliklerini yitirmesine neden olur. Bununla birlikte molekül zincirlerinin uzunlukları değişik olduğundan, gerçekte değişik moleküllerden ve erime noktalarından oluşmuş bir madde söz konusudur. Termoplastiğin erime noktası, başka bileşiklerin erime noktaları gibi kolayca belirlenemez. Plastiğin kullanılabilecek ölçüde yumuşadığı ısıya, yumuşama noktası adı verilir. Petrokimya ürünü olan bir hamaddeden yapay bir maddenin üretilmesi sırasında moleküllerin zincir uzunlukları sonsuza kadar artırılamaz. En fazla uzunluk, ya yan tepkimelerle ya da doğal ayrıştırmalarla elde edilebilir. Zincir uzunluğu genellikle milimetrelerle değil, birbirine eklenmiş birimlerin sayısıyla belirtilir. Genellikle 1.000 -10.000 arasında değişen bu sayıya polimerleşme derecesi denir. Plastikler (ve termik sıkıştırıcılar) kristal biçiminde yapay maddelerdir; bir başka deyişle bu maddelerin molekül zincirleri birbirlerine çok yakındır ve düzgündür. Bununla birlikte molekül zincirleri karışık olanlar da vardır. Bu durumda amorf (biçimsiz) maddeler ortaya çıkar. Bu tür maddeler daha esnek ve bükülebilir özelliktedir; genellikle de kırılmadan uzunluklarının 10 katı kadar gerilebi-lirler. Bu yapay maddeler yapay kauçuk (lastik) ya da alastomer adı verilir. Bununla birlikte bu maddeler düşük ısılarda esnekliklerini kaybederler. Ayrıca bunların esneklikleri de gerilme uzunluklarına bağlıdır. Uzun süre gerilmiş durumda kalırlarsa, molekül zincirleri zamanla yanlara kayar. Bu nedenle uzunlukları sürekli değişir. Gerilme gücü ortadan kalkınca maddenin bir bölümü kısalır. Bu nedenle kauçuk yerine kullanılacak yapay maddeler kükürtle sertleştirilir ya da kristal duruma getirilir. Kükürtle sertleştirilen kauçuklarda molekül zincirleri kimyasal olarak çapraz biçimde birbirlerine bağlanır; bunlar yine gerilebilir ve az da olsa sıkıştırılabilirler. Ancak moleküllerinde gerçek bir kayma olmaz. Madde istenen biçime getirildikten sonra (örneğin otomobil lâstikleri) sertleştirme uygulanır. Daha sonra bu madde, erimeyecek biçimde işlenir. Kristalleşme, yapay iplik üretiminde önemli bir rol oynar. Yapay, yani ısıyla yumuşayan madde ısıtılır ve gözenekli bir araçtan geçirilir. Böylece molekül zincirleri gerilirler ve birbirlerine yaklaşırlar. Sonuçta birbirlerinden uzak durumdaki zincirler bağlanmış moleküllerin kaymaları önlenmiş olur. Madde soğutulduktan sonra kristalleşme kalır, ipliklerin uzatıldıkları yöndeki gerilme güçleri, aynı kalınlıktaki çelik kabloların gerilme gücü kadardır.

Üretim

Yapay madde sanayiinde kullanılan en önemli hammadde petroldür. Arı-tımevlerinde (rafineri), petrolden bazı temel petrokimyaürünleri üretilir. Sonrada petrokimya sanayiince arzulanan yapay maddelere dönüştürülür. Bu maddelerin tüketim ürünlerine dönüşmesi de, daha küçük fabrikalarda gerçekleşir. Bu fabrikalar genellikle belli ürünlerde ya da işlemlerde uzmanlaşırlar.

Yapay maddelerin tümünü Federal Almanya’da BASF, Hoechst /e Bayer; ABD’de Du Pont de Nemours; İngiltere’de de ICI gibi büyük kimya endüstrileri üretir. Yapay maddelerin geliştirilmesi için gereken büyük yatırımları ancak bu tür şirketler üstlenebilmiştlr. ikinci Dünya Savaşın’dan sonra yapay madde üretiminde sürekli bir artış oldu: Yıllık üretim 1950’de 1.5 milyon tonken, 1979’da 50 milyon tona ulaştı. Bu üretim artışı, öteki hammaddelerin üretimin aşıyordu. Üretimin çok artması ve ıretim yöntemlerinin gelişmesi, ikinci Dünya Sa-vaşı’ndan sonra yapay madde fiyatlaıının hızla düşmesine yol açtı. 1970’te fiyatlar 1950 fiyatlarının 1/3’ü kadardı. 1970’li yıllarda piyasanın doyma noktasına geldiğini gösteren belirtiler ve 1973-1974’deki petrol bunalımından sonra petrol fiyatlarının yükselmesi, bu durumun değişmesine neden oldu. Bu arada yapay madde sanayiinde kullanıan temel maddelerin fiyatları da yükselmeye başladı. Bu gelişmeler nedeniyle yapay maddelerden yapılan ürünlerin çok pahalıya mal olacağı ve bunların yerini zananla, bilinen ürünlerin alacağı sanılıy#du. Yapay madde sanayilerinin bu görüşe tepkisi üretimi geliştirmek, üretimde uygulanan işlemleri azaltmak ve enerjider daha ekonomik biçimde yararlanmaya çalışmak oldu. Ayrıca, yapay maddelerin fiyatlarındaki artışın öteki maddelerden yapılan ürünlerin fiyatlarındaki artıştan daha fazla olmadığı da açığa çıkınca korkulan gelişme olmadı. Bunun nedenlerinden biri, petrol fiyatlarındaki artışın son ürünün maliyetine tümüyle yansımamasıdır. Çeşitli başka etmenlerin yanı sıra, sanayinin daha az emek-yoğun bir kesim olması nedeniyle, ürünün hammaddeden başlayarak geçirdiği her işlemle birlikte, petrol fiyatının maliyet üzerindeki etkisi azalmaktaydı. Yapay maddelerin son fiyat artışı, öteki ürünlerin fiyatlarındaki artı kadardı. 1975’ten sonra dünyada yapay madde üretimi yeniden arttı. Daha sonraki yıllarda da bu gelişme sürdü. 1980’li yıllarda, başka gelişmelerin olması bekleniyordu. Bu arada yapay madde sanayii, yapay kağıt üretimine yöneldi ve o sırada işletmede bulunan kağıt fabrikalarında kağıda dönüştürülebilecek bir yapay kağıt hamuru yapıldı.
Yapay maddeler plastikler ve termik sıkıştırıcılar olarak başlıca iki gruba ayrılabilir. Plastikler ısıtıldıkları zaman yumuşalan ve sıvılaşan, böylelikle kolayca biçim verilebilen maddelerdir, ikinci grup ise, erimeyen, belli bir biçim verildikten sonra da çözülmeyen maddelerdir. Son 30 yılda bu maddeler çeşitli araçların yapımında daha çok temel maddeler olarak kullanılmışlardır. Bazıları yapı malzemesi olarak kul-lanımaya elverişli mekanik özellikler taşır. Son yıllarda plastik ve termik sıkıştırıcı üretimi 70/30 oranında kaldı. Aynı zamanda, bu maddelerin üretiminde ABD’nin payı yarı yarıya azalırken Japonya’nın üretimi artış ve daha önce bu maddelerin üretiminde dünyada dokuzuncu sırada olan Japonya günümüzde ikinci sıraya yükseldi. Yapay madde sanayiinin geliştiği öteki başlıca ülkeler Federal Almanya, SSCB, İtalya, Fransa ve İngiltere’dir. 1983’te yapay madde üretiminin toplam hacminin, demir ve çelik üretimini aşacağı beklenmekteydi. Plastik maddelerin ve termik sıkıştırıcının en çok üretildiği sanayi, yapı sanayiidir. Yapay maddeler tüm yapı malzemelerinin % 2’sini oluşturduğu halde, /apı malzemeleri pazarı çok büyük olduğundan, bu sayı dünyada toplam plastik üretiminin 1/4’üne eşittir. Yapay maddelerin kullanıldığı ikinci önemli sanayi alanı paketleme sanayiidir. Yapay maddeler ikinci Dünya Savaşı’ndan beri bu sanayi dalında önemli rol oynadı. Kâğıt mukavva, ağaç, kalay, cam ve hintkeneveri gibi bilinen paketleme malzemelerinin kullanımı, yapay maddelerden büyük ölçüde etkilendi. Bu maddeler yalnız perakende satılan malların paketlenmesinde (paket kâğıdı, torba) değil, aynı zamanda bu malların depolar taşınacak duruma getirilmesinde de kullanılırlar. 1968’den beri evlerdeki çöplerin atılması için plastik torbalar yaygın olarak kullanılır. Yapay maddelerin kullanıldığı başlıca alanlar arasında şunlar da sayılabilir: Tarım ve bahçıvanlık, mobilya sanayii elektroteknik, boya sanayii, tıp, boru hatları, gemi yapımı, çeşitli ev araçları ve başka araçların yapımı. Plastik maddelerin kullanımının giderek arttığı sanayilere en iyi örnek otomobil sanayiidir. 1955’te bir arabada ortalama 5 kg, 1979’da Avrupa arabalarında 65 kg, ABD’de üretilen arabalarda da 90 kg. yapay madde kullanılıyordu. Dünyada yaklaşık 40 milyon araba üretildiin-den, otomobil sanayiinin toplam yapay madde üretimindeki payı önemlidir. Günümüzde 750’den fazla otomobil parçası lastik maddelerden üretilmektedir. Bu sanayi güçlendirilmiş yapay maddelerden ve bunların bileşiklerinden en çok yararlanan sanayidir. Son yıllarda bu maddelerin üretiminde de büyük artık olmuştur. Dokuma sanayiinde yapay liflerin kullanımı, genelde plastiklerin bulunması kadar önemlidir. Yapay lifler, eğirme yoluyla elde edilen plastik ipliklerdir. Bu ürünlerin üretilmesi için yoğun araştırmalar ve büyük yatırımlar gerektiğinden, yapay lif üretimi sanayileşmiş ülkelerde gelişmiştir. Doğal ipliğin üretiminde kullanılan eğirme ve boyama gibi işlemlerin bir bölümü kimya kesimine uygulanmış ve bu işlemler giderek yapay iplik üretiminin bir parçası haline gelmiştir. Bu nedenle genelde yapay iplik üreten en büyük kuruluşlar, en büyük kimya fabrikalarıdır. Dünyada, yapay ipek gibi yarı yapay lif üretimi 1950’de 1.6 milyon tondan 1979’da 3.6 milyon dona çıkmıştı. Aynı dönemde °/o 100 yapay lif üretimi (naylon, polyester, akrilik) 70.000 tondan 10 milyon tona ulaşmıştı. 1968’den bu yana °/o 100 yapay lif üretimi, yarı yapay lif üretimini aşmıştır. 1970’lerde dokuma piyasasında yapay maddelerin toplam payı pamuğun payına eşitti. En önemli yapay lifler polyester, naylon ve akriliktlr. 1970’lerin sonunda bu maddelerin dünya üretimindeki payı sırasıyla % 4.7, % 30 ve o/o 19 oldu, (öteki liflerin payı °/o 4). Polyester üretimi 1961 ‘de akrilik üretimini, 1972’de de naylon üretimini aştı. Ancak bu kesimdeki hızlı gelişme 1960’larda normal üretim kasa-pitesinde ciddi bir fazlalığa yol açtı. 1970’lerde ekonomik durgunluk sırasında bu gerçek daha da belirginleşti. 1973 – 1975 arasında dünyada yapay madde üretimi azalmışsa da daha sonra yeniden arttı.

1970’lerde sanayileşmiş ülkelerin, özellikle de Batı Avrupa ülkelerinin bu pazardaki payı azaldı. Bunun nedeni yapay lif (özellikle akrilik) üreten ülkelerin sayısının artmasıdır. 1970’teABD, Batı Avrupa ve Japonya dışındaki ülkelerin bu üretimdeki payı yaklaşık % 20 oranındaydı. 1975’te bu oran % 30’a, 1979’da % 35’e çıktı. Bununla birlikte doğal lif üretiminin önemli ölçüde artırılması, besin üretiminin tehlikeye düşmesi anlamına geleceğinden, genelde yapay lif sanayinin gelişme umudu vardır.

Yapay lif üretimi ikinci Dünya Savaşı sırasında önem kazandı.

Bunun nedeni, savaş sırasında ABD ve Avrupa’nın Asya’dan kauçuk sağlayamaması ve savaşın kauçuk istemini artırma-sıydı. Savaştan sonra doğal kauçuk kullanımı sürdü, ancak yapay kauçuk alanında yeni buluşlar ve gelişmeler, bu maddenin üretiminin giderek artmasına neden oldu. 1962’de yapay kauçuk üretimi, o tarihte 2.1 milyon ton olan doğal kauçuk üretimini aştı. 1979’da 3.9 milyon ton doğal kauçuğakarşılık 9.3 milyon ton yapay kauçuk üretildi. 1970’lerin sonundan beri yapay kauçuk, toplam kauçuk üretiminin °/o 70’ini oluşturdu. 1980’lerde bu oranın değişmeyeceği ya da biraz daha artabileceği beklenmektedir. Yapay kauçuk üretimi, sanayileşmiş ülkelerin doğal kauçuk üreten ülkelere, özellikle de tropikal ülkelere bağımlılığını azaltan, ayrıca, daha az emek ve daha az toprak gerektiren bir üretimdir. Üstelik yapay kauçuk türleri belli istemlere daha kolay uyarlanabilir. Bununla birlikte plastik gibi öteki yapay maddelerin çeşitli üretim alanlarına daha da kolay uyarlanabilmesi gerek yapay gerekse doğal kauçuk üretimi açısından güçlü bir rekabete yol açmaktadır. Yapay kauçuğun % 50’si otomobil lastiği sanayiinde ya yeni otomobillerde ya da eski lastiklerin değiştirilmesi amacıyla kullanılır. 1979’da yalnız özel otomobiller için 475 milyon lastik üretilmişti. Kauçuk ayrıca çeşitli motor ve otomobil parçalarında, özellikle yalıtım ve suya karşı dayanıklılık sağlamak için kullanılır. Otomobil sanayinin dışında da benzer uygulamalar vardır. (makine kayışı, hortum vb.). Kauçuktan ayrıca, oldukça az sayıda da olsa, tıp araçları ve sünger yataklar gibi tüketim maddeleri de üretilir. Doğal ve yapay kauçuk arasındaki seçimi, istenen ürünün özellikleri belirlere. 1980’lerde yapay kauçuk isteminin artacağı umulmaktadır. Kullanım alanları. Yapay maddelerin çoğu öteki yapı malzemelerine oranla daha güçsüzdürler ve yapı sanayiinde yaygın olarak kullanılmakla birlikte ancak hafif yapılar için uygundur, destekleyici madde olarak kullanılamazlar. Ayrıca plastiklerin yük taşıma kapasiteleri büyük ölçüde kayma özellikleriyle sınırlıdır. Yapay maddelerin gerildiklerinde kırılma dereceleri termik sıkıştırıcıların çoğunda °/o 1, yumuşak plastiklerde °/o 100-400, esnek kauçukların çoğunda da % 1,000’den çok olmak üzere değişir. Yapay maddeler elektriği çok iyi yalıttıklarından bu alanda yaygın olarak kullanılırlar.
Günümüzde heme hemen tüm kabloların yüzeyleri, boru hatları, elektrik düğmeleri ve prizleri yapay maddelerden yapılır. Bunların elektriğe karşı çok dirençli olmalarının olumsuz yanı, yapay maddelerin başka bir yalıtkan maddeye sürtündü-günde. statik elektrik yükü oluşmasıdır. Bu maddelerin yüzeyi ince ve daha iletken bir tabakayla kaplandığında statik yüklenme azalır; giyim eşyalarının yapımında kullanılan yapay ipliklere genellikle bu tür bir işlem uygulanır. Yapay maddelerin çoğu ısıyı az ilettiğinden, özellikle evlerin ve başka yapıların yalıtılması açısından elverişlidirler. 1 cm kalınlıkta bir köpük tabakası, 5 cm kalınlıkta bir mantar ya da 15-20 cm kalınlıkta bir tuğla kadar yalıtıcıdır. Bu malzemelerden ses yalıtımında da yararlanılır. Yapay maddelerin çoğunun teknolojik açıdan önemli olmaları, kimyasal maddelere karşı yüksek dirençlerinden kaynaklanır. Ancak yüksek ısı derecelerinden etkilenirler. Yapay maddelerin çoğu mikroorganizmalara karşı çok dirençlidir, ancak dirençleri daha düşük olan yapay maddelerin belli amaçlarla kullanılmaları için örneğin sandalların polyester yüzeylerinde olduğu gibi koruyucu bir tabakayla kaplanmaları gerekir. Ağaç, mantar ve dokuma iplikleri gibi, yapay maddeler de yanıcı özelliktedir, ilke olarak, yapay maddelerin yanmasıyla organik maddelerin yanması birbirine benzer, iki yanma olayı arasında tek temel fark, klor içeren yapay maddelerin yandıklarında aşındırıcı özelliği fazla olan hidroklo-rik asit açığa çıkarmalarıdır. Bununla birlikte yanıcı özelliklerini kendi kendine yok eden bazı yapay maddeler de geliştirilmiştir. Bunlar ancak dışarıdan sürekli ateş uygulandığında yanarlar. Dirençleri yüksek olan yapay madde artıklarının işlenmeleri sorun yaratmaktadır. Batı ülkelerinde yapay maddeler, ülkedeki tüm artıkların % 4’ünü oluştururlar. Doğaya dikkatsizce ya da denetlenmeden atılan bu artıklar, toprakta uzun süre değişmeden kalırlar. Bu nedenle de belli sorunlar yaratırlar. Bazı plastik madde artıkları (ülkedeki öteki çöplerle birlikte) yakılarak işlemden geçirilir. Bu işlemler sırasında zehirli gazlar yerine yalnız hidroklorik asit açığa çıkar. Bu asit, çöplerin yakılmasında kullanılan araçlar açısından sorun yaratabilir. Genelde yanıcı gazlardaki hidroklorik asit miktarı, tehlikeli bir hava kirliliği yaratacak oranda değildir.

Yorum yazın