Uçucu Yağlar

uçucu yağ, bazı bitkilerin çiçek, yaprak, kabuk, dal ya da meyve gibi çeşitli organlarından çıkarılan, keskin kokulu, yağsı ve uçucu karışımlara verilen ad. Açıkta bırakıldıklarında oda sıcaklığında bile kolayca buharlaşabilen bu sıvı karışımlara güzel kokularından ve parfüm yapımında kullanılmalarından ötürü “esans” da denir. Uçucu yağlar genellikle elde edildikleri bitkilerin adıyla anılır (örn. gül ve nane yağları).

Yeryüzünde yaşayan 400 bine yakın bitki türünün yalnızca birkaç bininde uçucu yağ bulunmuş ve tanılanmıştır. Yaşlı bitkilere göre genç bitkilerde daha bol bulunan bu yağsı karışımlar çok minik damlacıklar halinde bitkilerin salgı bezlerinde depolanır. Salgı bezlerinin çeperlerinden dışarı sızan damlacıklar bitkinin yüzeyine dağılıp buharlaşarak havaya hoş bir koku yayar. Kokulu bitkiler en çok sıcak iklimli bölgelerde yetişir.
Uçucu yağların bitkilerdeki işlevi kesin olarak bilinmemekle birlikte, çiçekteki yağların hoş kokularının böcekleri çekerek tozlaşmaya yardımcı olduğu, yaprak, odun ve köklerdeki yağların ise asalak böcekleri ve bazı hayvanları kaçırarak bitkileri koruduğu sanılır. Bir ağacın gövdesi yaralandığında sızan uçucu yağla karışık reçineler yaranın üstünü kapayarak hem besisuyu kaybını önler hem de bitkiyi asalaklara ve hastalık yapıcı mikroorganizmalara karşı korur. Bazı araştırmacılar uçucu yağlann, bitkilerde biyosentez sonucunda açığa çıkan artık ürünler olduğunu öne sürerler.

Günümüzde uçucu yağlar en çok parfüm yapımında kullanılır. Ayrıca koku verici olarak kozmetik, sabun, deterjan, hayvan yemi, böcek ilacı ve boya gibi çok çeşitli sanayi ürünlerine, tat verici olarak da pasta, şekerleme, et, turşu ve alkolsüz içki gibi çeşitli gıda ürünlerine katılır. Bunlann dışında dişçilikte kullanılan çeşitli karışımların ve bazı ilaçların bileşimine de girer.

Uçucu yağlara ilişkin en eski yazılı kaynaklar Hindistan, İran ve Mısır’da bulunmuş, Yunanlılar ve Romalılann Doğu ülkeleri ile kokulu yağ ve merhem ticareti yaptıkları anlaşılmıştır. Bu ürünlerin, bitkilerin çiçek, kök ve yapraklarının katı yağlar içine yatırılarak elde edildiği sanılmaktadır. En eski uygarlıklarda ise doğrudan kokulu bitkiler ya da bunların reçinemsi ürünleri kullanılırdı. Uçucu yağların damıtma yoluyla elde edilmesi tekniği ilk kez Araplar tarafından geliştirildi. Gene Arapların mayalanmış şekerden etil alkol damıtmayı başarmalarıyla, yüzlerce yıldır uçucu yağların özütlenmesin-de kullanılan katı yağların yerine yeni bir çözücü bulunmuş oldu.

Ortaçağda, damıtma yönteminin Avrupa’ ya yayılmasından kısa bir süre sonra uçucu yağlar pek çok araştırmacının ilgi odağı haline geldi ve 16. yüzyılda ardıç, gül, biberiye, tütsü, terebentin, adaçayı^ tarçın ve mürrüsafi yağlan elde edildi, isviçreli ünlü hekim ve simyacı Paracelsus’un (1493-1541) kuramlan bitkilerde uçucu yağ araş-tırmalannı hızlandırdı.

Marco Polo’dan sonra Doğu ile Batı arasında gelişen baharat ticaretiyle Hindistan, Çin ve Hint Adalanndan Avrupa’ya pek çok değerli baharat getirildi. Doğal olarak bunlann bir bölümünden (örn. adaçayı, tarçın ve küçükhindistancevizi) uçucu yağ çıkanldı. Yapı ve bileşenlerine ilişkin çok az şey anlaşılmış olmakla birlikte 18. yüzyıl ortalanna gelindiğinde yaklaşık 100’e yakın uçucu yağ elde edilmişti.

Uçucu yağlar bitkilerden başlıca damıtma, anfloraj (soğukta katı yağ ile özütleme V maserasyon (sıcakta katı yağ ile özütleme), çözücüyle özütleme ya da mekanik sıkma yöntemleriyle elde edilir. Anfloraj yöntemi az miktarda uçucu yağ içeren ya da sıcağa dayanıklı olmadığı için kaynar su ve buhar karşısında kolayca bozunabilen, yani damıtmaya uygun olmayan taçyaprak gibi narin bitki organlarına; sıkma yöntemi ise en çok, uçucu yağı kalın dış kabuklarında banndı-ran turunçgil meyvelerine uygulanır.

Uçucu yağlann en önemli bileşenleri ter-penlerdir. Bunlann yanı sıra, yağın türüne bağlı olarak yapılannda önemli miktarlarda düz zincirli, aromatik ya da heterosiklik bileşikler de yer alır. Örneğin sarmısak yağında alil sülfürler, portakal esansında eser miktarda indol ve antranilik asit esterleri, menekşe yağında düz zincirli alkoller ve aldehitler, başka birçok uçucu yağda ise fenoller ve öbür aromatik bileşikler bulunur.

Terpenler beş karbonlu izopren moleküllerinden oluşur. Hidrokarbonlar ile alkoller, aldehitler, ketonlar, asitler, esterler, oksitler, laktonlar, asetaller ve fenoller gibi oksijenli bileşikler ise uçucu yağlara özgün koku ve tadını verir.

Etiketler: , , ,

Yorum yazın