Tuz Nedir – Tuz Nasıl Üretilir

tuz, doğada çok bol miktarlarda bulunan ve besinlerde tat verici ve koruyucu madde olarak kullanılan kristal yapılı sodyum klorür (NaCl) bileşiği.

Katışıksız tuz üretmenin ideal yöntemi, kuru hidrojen gazı içeren bir ortamda sodyumun kuru klor gazıyla tepkimeye sokulması ve böylece sodyum klorür kristalleri elde edilmesidir.

Fiziksel olarak küp biçimli kristaller halinde bulunan tuz, içerdiği katışkılara bağlı olarak renksiz, saydam ya da yarısaydam olabilir. Tuz higroskopik bir maddedir, yani normal koşullarda atmosferdeki nemi soğurur. Tuzun suya karşı olan ilgisini gösteren bir başka özelliği de suda kolayca çözüne-bilmesidir. 25°C’deki 100 gr suda 36 gr tuz çözünebilir. Sıcaklık yükseldikçe tuzun çözünürlüğü de artar. Aynca, tuz suda çözündükçe suyun sıcaklığı da düşer. Örneğin 15°C’deki 100 gr suda 36 gr tuz çözündüğünde, oluşan çözeltinin sıcaklığı yaklaşık 3,3°C ile 5,5°C arasında azalır. Tuz 427°C’de erir, biraz daha yüksek bir sıcaklıkta da buharlaşır. Tuzun 0°C’deki özgül ağırlığı 2,165’tir, yani ağırlığı suyunkinin 2,165 katı kadardır.

Tuz koruyucu ve tat verici özellikleri nedeniyle çok eskiden beri en çok değer verilen mineral olmuştur. Eski çağlardan beri bilinen ve çoğunlukla en temel gıda olan ekmekle birlikte anılan tuz, pek çok dinde de önem kazanmıştır. Örneğin Eski Ahit’te “… Rabbin önünde ebedi tuz ahdidir…” (Sayılar 18:19) ve “… bütün takdi-melerin üzerinde tuz takdim edeceksin” (Levililer 2:13) sözleri yer alır. Benzer biçimde Yunancadaki “tuza karşı günah işleme”, Arapçadaki “aramızda tuz var” ve Farsça’daki “tuza ihanet etmek” deyişlerinin hepsi, tuzun tanrı ile insanlar ya da insanların birbirleriyle arasındaki ahit ya da bağla yakından ilişkilendirildiğini gösterir. Bugün bile dünyanın birçok yöresinde eve gelen bir konuğa ekmek ve tuz ikram etme geleneği vardır. Aynca Hıristiyanlıkta yeni evlenen bir çiftin şarap, ekmek ve tuzla kutsanmasında tuza verilen önem görülür. Tuzun eskiden para yerine kullanılmış olması da, bu maddenin insanlar için ne kadar önemli olduğunu gösterir.

Tuz üretimi bütün mineral çıkarma yöntemleri arasında hemen hemen en basit ve kolay olanıdır. Gerekli olan başlıca unsurlar bir tuzlu su ya da tuz kayacı kaynağının bulunması, ortamdaki nemin düşük olması ve suyun buharlaşmasını sağlayacak yeterli Güneş ışığının var olmasıdır. Bugün tüm dünyada üretilen tuzun yüzde 10’u bu yolla elde edilmektedir.

Ortalama olarak bir litre deniz suyundaki katı madde miktan yüzde 3-5 arasındadır. Çözeltideki çeşitli tuzlar arasında en bol bulunanı sodyum klorürdür (yüzde 77’nin üzerinde). Bundan sonra sırasıyla magnezyum klorür (yüzde 9-10), magnezyum sülfat (yüzde 4-6), kalsiyum sülfat (yüzde 3), potasyum klorür (yüzde 2-3), magnezyum bromür (yüzde 0,27) ve kalsiyum karbonat (yüzde 0,3) gelir.
Öbür önemli tuz kaynakları, tuz oranı çok yüksek büyük su kütleleridir; başta Lût Gölü olmak üzere ABD. İngiltere, Almanya, Fransa, Avusturya ve Hindistan’ın çeşitli bölgelerinde bu tür göller ve su kütleleri bulunur. Bunlardan Lût Gölü aşırı doygun durumdadır, yani içinde, bulunandan daha çok tuz çözünmez. Bu tür su kütlelerinin bazılannda ayrıca baryum klorür ve baryum sülfat gibi tuzlar da bulunur.

Tuz üretiminde Güneş ısısının buharlaşma için yeterli olduğu her yerde deniz suyundan ve tuz göllerinden yararlanılır. Bu doğal salamuralar özgül ağırlıkları 1,21 olana kadar buharlaştınlır ve ardından kanallarla üç ya da dört kristallendirme tavasına akıtılır; çözeltinin derişikliği bu tavalarda yavaş yavaş artar. Her tavada kristalleşen tuz toplanır, önce doygun salamura ile daha sonra taze suyla yıkanır, ardından kurutulur ve depolanır. Çok az güneş alan ya da nemin çok yüksek olduğu bölgelerde salamura başka kaynaktan sağlanan ısıyla buharlaştınlır.

Açık sistemle kristallendirme ya da tanelendirme işleminde salamuraya önce kireç ve sodyum hidroksit katılarak kalsiyum ve magnezyum bileşikleri çöktürülür. Salamura daha sonra çeperleri buharlı ısıtma borulanyla sanlmış uzun ve açık bir tekneye alınır. Çözelti buharlaştıkça oluşan tuz kristalleri teknenin sonundan toplanabilir ya da salamuranın santrifüjlenmesiyle elde edilebilir. Kesintisiz tuz üretiminin sürmesi için salamura besleme hızı buharlaşma hızına eşit olmalıdır.

Çoketkili buharlaştırma işleminde, vakum dereceleri giderek artan bir dizi kapalı buharlaştırma odası kullanılır. Salamura vakum altında kaynar ve oluşan kristaller açık sistemdeki işlemlerin aynısından geçirilir.

Kristal yapılı sodyum klorür çökelleri olan doğal halit (kayatuzu) minerali de önemli bir tuz kaynağıdır. Çok eski zamanda denizlerin buharlaşması sonucunda oluşmuş olan bu çökellerin işlenmesinde çeşitli yöntemler uygulanır.

Yüzeyde olan ya da yüzeye yakın kayatuzu yatakları öbür minerallerin çıkarılmasında uygulanan yöntemlerle işlenir. Yeterli anlıkta olan tuz yalnızca öğütülür, elenir ve piyasaya sürülür. Kabul edilen sınırları aşan miktarda katışkı içeren tuz ise önce seyrel-tik hidroklorik asitle eritilir ya da özütlenir. Daha sonra sırasıyla salamura ve taze suyla yıkanır, kurutulur ve öğütülür.

Kolayca çıkanlamayacak kadar yüzeyden aşağıda olan tuz çökelleri ise basınçlı su pompalanarak çözündürülür. Oluşan salamura alınır ve Güneş altında ya da başka ısı kaynaklarıyla buharlaştınlır.

Tuz dünyanın her yerinde gıdalarda tat verici ve koruyucu olarak kullanılan bir katkı maddesidir. Turşu ve peynir yapımında, et ve balık ürünlerinin bozulmadan saklanmasında kullanılır. Hayvan deri ve postları da son işlemlerden geçirilmeden önce tuza yatınlır. Tuz birçok kimyasal bileşiğin yanı sıra hidroklorik asit, sodyum karbonat ve sodyum bikarbonat üretiminin temel hammaddesidir.

Soğutma işlemlerinde de salamuradan yararlanılır. Sudaki magnezyum ve kalsiyum iyonlannın sodyum iyonlarıyla yer değiştirdiği su yumuşatma aygıtlarında da tuz kullanılır.
Türkiye’de tuz. Osmanlı Dönemi boyunca özel sektörce gerçekleştirilen tuz üretimi, 1862’de devlet tekeline alındı. Bu tekel 1879’da devlet tarafından, alacaklanna karşılık olarak 10 yıl süreyle Galata bankerlerine kiralandı. 1881’de düzenlenen Muharrem Kararnamesi’yle(*) tuz üretimi ve gelirleri Düyun-ı Umumiye’ye(*) bırakıldı. Lozan Antlaşması’nın(*) imzalanmasından sonra tuz tekeli gene devlete geçti. 1936’da çıkarılan ve Tuz Kanunu olarak bilinen 3078 sayılı yasa uyarınca günümüzde Türkiye’de ham tuz üretimi kısa adı Tekel(*) olan Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğü’ne bağlı Tuz Sanayii Müessesesi Müdürlüğü tarafından yapılmaktadır. Bu müdürlüğün merkezi İzmir ilindeki Çamaltı Tuzlası’ndadır(*).

Tuz rezervleri açısından zengin bir ülke olan Türkiye teknolojik yetersizlik nedeniyle bu rezervleri gerektiği gibi değerlendire-memektedir. Türkiye’de deniz, göl, kaya ve kaynak tuzu üretimi yapılmaktadır. Ülkedeki tüm tuz rezervinin tutarı bilinmemektedir. Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) verilerine göre Türkiye’deki başlıca kayatuzu yataklarında saptanan toplam rezerv miktarı 867 milyon ton düzeyindedir.

Türkiye’de ortalama yıllık tuz talebi

1.380.000 ton düzeyindedir. Ayrıca sanayide kullanılmak üzere değişik bileşimli bir miktar tuz da yurtdışından ithal edilir. Türkiye’de tuz üretimi deniz, göl, kaya ve kaynak tuzlalarında yapılır. 1986’da

1.171.824 ton olan tuz üretimi 1989’da

1.727.471 tona yükselmiştir. 1986’da üretilen deniz tuzu miktan 529.081 tonken 1989’da 517.188 tona düşmüş, buna karşılık göl tuzu üretimi 537.607 tondan 1.083.124 tona, kayatuzu üretimi 63.299 tondan 79.598 tona, kaynak tuzu üretimi de 41.837 tondan 47.561 tona çıkmıştır.

Tekel, rafine ve sofralık tuz üretimi yapmamaktadır. Bu tür tuz talebi bazı tuzlala-nn yakınında tesisler kurmuş olan özel kesim tarafından karşılanır. Başlıca rafine tuz üretim tesisleri Aksaray, İzmir ve Çankırı illeriyle Konya’ya bağlı Cihanbeyli ve Kars’a bağlı Kağızman ilçelerindedir. Toplam rafine tuz üretim kapasitesi 220 bin tondan çok olan bu tesislerde yılda 200 bin ton kadar rafine tuz elde edildiği sanılmaktadır.

1987’de Türkiye’nin saf sodyum klorür, deniz tuzu ve rafine tuz olarak toplam tuz ihracatı 17.387 ton, saf sodyum klorür ve deniz tuzu olarak toplam ithalatı da 428 tondur.

tuz, kimyada, bir asit ile bir bazın tepkimeye girmesi sonucunda oluşan madde. Tuz, bazdaki artı yüklü iyon ile asitteki eksi yüklü iyondan oluşur. Asit ile baz arasındaki tepkimelere nötrleştirme denir. Tuz adı ayrıca sofra tuzu ya da sodyum klorür için de kullanılır. Erimiş ya da çözelti halindeki tuzların çoğu eksi ile artı yüklü iyonlarına ayrışır ve elektriği çok iyi iletir.

Yorum yazın